Son Yazılar

Aşk ve Cinselliğin Matematiği: İyi Çocuklar Neden Kaybeder



 
Her ne kadar kabul etmesi zor olsa da, modern dünyamızdaki davranış ve tercihlerimizin büyük çoğunluğu, insanoğlunun binlerce yıllık genetik mirasının sonucudur. Diğer tüm canlılar gibi insanoğlunun da temel hedefi hayatta kalmaktır. Ancak elbette sonsuza kadar yaşamanın da mümkün olmaması nedeniyle, canlılar üreyerek "var olmayı" devam ettirerek sonsuzluğa ulaşmaya çalışırlar. Üremek ve soyunu devam ettirmek, canlılık için ölümsüzlüğün ikamesidir. 
 
Cinsellik, insanın sonsuzluğa ulaşma isteğinin bir ürünüdür. İnsanın ister sahip olduğu aşk duygusu, ister tek gecelik seks arzusu olsun, temelinde üreme dürtüsü yatmaktadır. Üremede önemli olan ise, üreme sonucu ortaya çıkacak yeni bireyin, genetik bakımdan güçlü olması ve hayatta kalması ve kaliteli bir karşı cins tarafından tercih edilerek onun da kaliteli bir nesli devam etmesinin garanti altına alınmasıdır. Üreme sonucu ortaya çıkan birey güçsüz olup hayatta kalamaz veya karşı cins tarafından tercih edilmez ise, canlı sonsuzluğa ulaşamaz ve ölümsüzlüğünü sağlayamaz.
 
 
I- HİPERGAMİK FAKTÖRLER

Kişi hayatta kalma dürtüsüyle bilinçaltında kendisi için makul kararlar vermektedir. Bu nedenle insan ilişkilerinde hipergaminin büyük önemi vardır. Hipergami, bilimsel tanım olarak kişinin kendi seviyesinden üstte (veya aynı) olan insanlarla (çoğunlukla karşı cins) bağ kurma eğilimidir. Hipergami benzeri bilinçaltı değerlendirme süreci hayatın her alanında, arkadaşlık ilişkileri, hatta bir daha asla görmeyeceğimiz yabancılara bile davranışımızı düzenlemektedir. Öyle ki, her ne kadar karakteri bize uygun olmasa da, iyi giyimli, eğitimi yüksek olan ve özgüvenli bir kişi ile iletişim kurmaya daha istekli iken, tam tersi özellikteki kişileri görmezden geliriz. Sonuçta insan çıkar amaçlıdır. Kimse herhangi bir fayda sağlamayacağı birisine yatırım yapmak istemez (sevilme arzusu ve ilgi hem yatırım hem kazançtır). Çıkarlarını düşünen insan, kendisine birşey katmayacak, işlevsiz ve verimsiz insanlarla zaman harcamak yerine, fayda sağlayacağı insanları tercih edecektir. Bu tercih bazen bilinçli, bazen de bilinçaltı düzeyde gerçekleşir.
 
Hipergami odaklı bireysel seviyeyi etkileyen faktörler büyük oranda insanın sahip olduğu genetik yapı (dış görünüş ve sağlık) ve sahip olduğu güçtür (eski çağlarda kas gücü, günümüzde sosyal etkinlik, kariyer ve para). Eş seçiminde erkek de kadın da doğrudan hipergamiye önem vermektedir ancak cinsiyetlerin bu faktörlere verdikleri oranlar farklıdır.

İlk olarak, kadın da erkek de karşı cinste dış görünüşe bakmaktadır. Çünkü dış görünüş sağlam bir genetik yapı ve sağlıklı bünyenin yüzde yüz doğrulukta olmasa da temel özelliklerini sunmaktadır. Diğer yandan kişi aynı zamanda kendi genetik yapısı ile iyi bir uyum sağlayacak genetiğe sahip bireyleri de aramaktadır. Bu yüzden, bireysel beğeni kavramı vardır. Her kadın her erkeğe aynı güzellikte gelmeyeceği ve aynı arzuyu yaratmayacağı gibi, her erkek de her kadın için tercih edilebilir görünmeyecektir.
 
Dış görünüşten sonra cinsiyetlerde hipergamik faktörlerde öncelikler değişmektedir. Erkek dış görünüşten sonra kadında en çok sadakat aramaktadır. Bunun nedeni ise, babalık testi gibi bir kavramın olmadığı eski çağlardan beri doğacak çocuğun kadından olduğunun kesin olması ancak erkekten olduğunun bir ispatı olmamasıdır. Bu durumda erkek, seçtiği kadının kendisini aldatma ihtimalinin olmamasını arzulamaktadır. Çünkü aksi durumda erkeğin babalık yaptığı çocuk aslında kendisinden olmayacak ve erkek neslini devam ettiremeyecektir. Şimdi “nesli devam ettirmek neden bu kadar önemli?” diye sorulabilir. Her ne kadar modern dünyada bu konu mantıksal olarak önemsiz gelse de, bu dürtüler insanlığın binlerce yıllık sürecinde genlerinize işlemiştir ve siz hangi fikre sahip olursanız olun, bilinçaltınızda her zaman var olacaktır. Ve bu yüzden erkek istediği kadar "modern" olduğunu iddia etsin, sevdiği kadını kıskanacaktır. 

Erkek için bir diğer önemli hipergamik faktör ise hayatını paylaşacağı kadının sıkıcı değil eğlendirici olması ve hayatla ilgili ortak kararlar verebilmek için kadının kendisiyle benzer ahlaki ve kültürel görüşlere sahip olmasıdır. Erkek bu nedenle kadının kendisi ile benzer ahlak, zevk ve kültüre sahip olmasını, veya sahip değilse bile benzer doğrultuda etkilenmeye yatkın olmasını ister. Kadının kültürel yapısı erkeğin gözünde çocuğunun istediği çizgide yetiştirilmesini sağlayacak bir etkendir. Özellikle rafine zevkleri olan erkeklerin hoşlandıkları kadınlara sevdikleri hobileri, aktiviteleri, filmiler, şarkıları tanıtması bu nedenledir. Erkekte eğitim, kültür ve zeka seviyesi düştükçe, erkeğin kadından bu özelliklerde fazla beklentisi da kalmayacak ve dolayısıyla eş seçiminde dış görüşüne verilen önem çok daha fazla artacaktır. 



 
 
Kadın genellikle kendini koruyup, kollayabilecek ve dış tehlikelerden koruyacak, sağlam ve güçlü bir erkek aramaktadır (her ne kadar modern dünyada kadının korunmaya ihtiyacı daha az olsa da, binlerce yıllık genetik miras, feminizmi dinlemez). Ancak koruyucu erkekliğin tek göstergesi kas gücü değildir. Nitekim aşırı kaslı ancak naif ve duygusal olarak dengesiz bir erkek kadınını koruyamaz. Bu nedenle kadın, sağlam erkeği ararken kas gücünden başka özelliklere de bakmaktadır. Kadının önem verdiği özelliklerin tamamı aslında erkeğin hayatta kalma ve ayaklarının üzerinde durma yeteneğinin ne derece olduğuna bağlıdır. Erkeğin duygusal olsa da duygusal zorluklarda pes etmemesi, güçlü sinirleri olması, pasif ve ezik olmaması, hırslı, kararlı, dominant, otoriter ve yönlendirici olması kişiliğinin sağlamlığını göstermektedir. Her ne kadar feminist kültür nedeniyle günümüzde medya, erkekleri feminen olmaya itse de, aslında kadının isteği erkeğin doğrudan maskülen olmasıdır (Maskülenite maçoluk değildir. Maçoluk genellikle kendine güvensizlikten ortaya çıkan zayıf bir erkek davranışıdır). 

İşin aslı, kadınlar sürekli erkeği değiştirmeye, feminenleştirmeye çalışsa da, aslında bilinçaltında kadına teslim olmayan, sınırları belli ve sınırlarını kadın için bozmayan, kadın için bütün ideallerinden vazgeçmeyen, diğer yandan da kadına değer verdiğini hissettiren sağlam karakterli erkeklere ilgi duymaktadırlar. Ve bu erkeğin kadına sadık olması ama bunu fazla göstermemesi tercih edilmektedir. O halde kadının tam olarak istediği erkek, diğer kadınlar tarafından çekici bulunan, diğer kadınların sürekli ilgi gösterdiği, ancak gözü kendi kendi kadınından başkasını görmeyen, istediği her kadını elde edebilecek güçte olan ama cinsellikten başka bir çok önemli işi olduğu için bu tür aktiviteler ile ilgilenmeyen, yüksek hipergamiye sahip, güçlü ve otoriter bir erkektir. 
 
Kadının bir ilişkide aradığı önemli faktörlerden birisi de inişler ve çıkışlardır. Nasıl ki elektrik motoru basitçe mıknatısın artı ve eksi kutuplarının yakınlaşması ve uzaklaşması işleyişi üzerinden elektrik üretiyorsa, ilişkilerin enerjisi de dalgalanmalar ile mümkündür. Kadın, bazen sert, bazen romantik, bazen sinirli, bazen naif, bazen eğlenceli, bazen komik bir erkeği arzular. Ancak bunların hepsinin devamlı olması kadın için iticidir. Erkek ile kadın arasında medenice yaşanan basit kavgalar ve küslükler, barışmanın sonrasında çok daha arzulu bir birliktelik yaratacaktır. İlişkilerin klişe bir cümlesi olan "ona küçük süprizler yap" aslında "beklenmedik bir şey yap, ilişkide dalgalanma yarat, monotonluğa izin verme"dir. Tabi ki burada ilişkiyi dalgalandıran faktörler kavga, gürültü değil, ilişkiyi tahmin edilemez yapan aksiyonlardır. Spontane gelişen bir gezi planı veya küçük bir hediye, ya da istemeden yaşanmış hafif bir kıskanma vakası, dalgalanma sağlar. Ve tüm bunların da ölçülü olarak var olması gerekir. Nitekim, sürekli oldukları taktirde de ilişki yine monotonluğa düşecek ve itici hale gelecektir. 

Dalgalanma ile ilişkili olarak kadın erkekte gizem faktörüne de önem vermektedir. Erkeğin bilinmezliği ve spontaneliği çekicilik yaratmaktadır. Diğer yandan, ilişkilerde zaman erkeğin aleyhine işler ve taraflar birbirini tanıdıkça erkeğin gizemi kaybolur. Her ne kadar kaybolan gizemin yerini güven duygusu alsa da, ilişkideki inişler ve çıkışlar asıl olarak gizem duygusunun ikamesi durumundadır. 

 
II- İYİLİK, ROMANTİZM VE TAVİZ

Bir insanın hipergamik seviyesi, karşıdaki bireyin algılarından oluşmaktadır. Bir kişi için yüksek hipergamiye sahip olarak yorumlanan bir insan, başka bir kişi tarafından düşük olarak görülebilir. Bu nedenle hipergamide var olandan çok algılar önemlidir. Kısaca siz istediğiniz kadar mükemmel olun, karşıdaki birisi için düşük seviyeli olarak yorumlanmış olabilirsiniz. Her ne kadar asil ve güzel bir karakter yapısı olsa da, karşılıksız yapılan iyilikler algılanan hipergamiyi düşürmektedir.

İlgi duyduğu insan tarafından düşük hipergamide yorumlanan ve karşılık bulamayan bazı bireyler, karşısındakine kendini sevdirmek için iyilik yapmayı ve tavizler vermeyi bir yol olarak görürler. İşin aslı bir insana iyilik yapmak veya ilgi göstermek (kısaca yatırım yapmak) onun sizi sevmesini sağlamaz. Tam tersi bir kişiye herhangi bir karşılık almadan aşırı yatırım yaptığınızda, bilinçaltında o kişi sizin kendisine bu kadar yatırım yapmanızın nedenini, sizden daha yüksek bir seviyede olması ve sizin ona muhtaç olmanızla açıklar. Bu durum iyilik yapan taraf daha yüksek hipergamiye sahip olduğunda da geçerlidir. Hipergami devreye girer ve aslında ilgi gösteren kişi daha yüksek seviyede olsa bile, artık çaresiz ve seçeneksiz olarak algılanmaktadır. Diğer yandan sürekli yatırım yapan kişi ise bu kadar karşılıksız yatırım yapmaya devam etmesini bilinçaltında karşısındakinin kendisinden yüksek seviyede olmasıyla açıklar. Kısaca ilgi gösteren yüksek, ilgi gören düşük seviyede olsa bile, işler tersine döner. 

Bazı aşırı duygusal erkekler, aslında matematiksel olarak olarak bir insanın dünya üzerinde hoşlanabileceği, fiziksel ve karakteristik uyumu yakalayabileceği birden çok eş adayı olmasına rağmen, aşık olduğu kadını tanrıçalaştırır, onu ruh ikizi yapar, alternatifsizleştirir. Bu tür erkekler, ruh eşini kaybetmemek için, kadının her türlü negatif davranışını görmezden gelir, onun içinde kendi zevklerinden, arkadaşlarından, ideallerinden vazgeçer. Ve bunların kadını mutlu edeceğini zanneder. Nitekim, kendisini aşkı için her türlü zorluğa katlanan bir kahraman olarak görmektedir. Diğer yandan kadın, bu davranışları dışarıdan takdir ediyor gibi görünse de, aslında bilinçaltında tiksinmektedir. Çünkü bu tür davranışlar erkeği hem zayıf karakterli ve kadın için ideallerinden vazgeçecek eziklikte göstermekte; hem de kadın, kendisi için erkeğin bu kadar özveri göstermesini, düşük erkeğin, yüksek kadını elde etmek için çabalaması olarak yorumlayacaktır. 

Benzer şekilde, bilinçaltında bir kadın için emek göstermesi gerektiğini düşünen erkek, kendisi hamle yapmak yerine bir kadın tarafından kendisine teklif geldiğinde bu durumu genellikle şüpheyle karşılayacaktır. Öyle ki erkeğin gözünde, aslında belki de tamamen asil ve iyi duygular ile hamle yapan kadının, ya düşük seviyede algılanmasına, ya da kadının farklı gizli bir ajandası olduğuna dair inanç yaratır.

 
 
 
İlişkilerde erkek kadından daha muhtaç konumdadır. Bu durum insanoğluna binlerce yılın getirdiği genetik mirastır. Öyle ki, insanlık tarihi savaşlarla doludur ve son yüz yıl hariç nüfuslu ve zengin olan az sayıda erkek dışında kalan diğer erkekler savaşlar nedeniyle günümüz erkeklerine göre oldukça az bir ömre sahip olmuştur. Diğer yandan, kadınlar savaşlarda öldürülecek birer nesne değil, ganimet olarak görülmüştür. Nitekim savaş sırasında düşman ordusu, yerel ordunun erkeklerini öldürür, kadınlarına ise el koyardı. Bu nedenle erkekler kısa olan ömürlerinde gerçek aşkı yaşamaya, kadınlar ise ani değişimlere uyum sağlamaya adapte olmuşlardır. Örneğin, 2. Dünya Savaşında Alman ordusu Fransız erkeklerini savaşta yenip, Fransa’yı ele geçirdikten sonra pek çok Fransız kadın değişen duruma uyum sağlamış ve Alman erkekleri ile aşk yaşamaya başlamıştır. Aynı şey Roma, Rusya, Osmanlı orduları için de geçerlidir. Kısaca, erkek ölmüş, hayatına devam eden kadın ise neslini ve çocuğunu korumak için, karşısına çıkan başka bir erkekle de ilişki yaşayabilmeyi, gerekirse rol yaparak seviyormuş gibi davranabilmeyi, gerekirse de gerçekten sevmeyi öğrenmiştir. Bu nedenle bir ilişki bittiğinde ilişkiyi kadın daha kolay atlatır, ancak erkek dağılır. Bu yüzden aşk yüzünden intihar edenlerin büyük çoğunluğu erkektir (TÜİK 2014 istatistiklerine göre intihar edenlerin %74'ü erkeklerdir). Evet, kadın erkeğe göre daha romantiktir, ama aynı zamanda da kadının aşkı erkeğe göre çok daha kolay bitebilir. Bu stratejik bir davranıştır ve insanlık soyu bu temeller üzerinde ilerlemiştir.
 
 
III- KARANLIK ÜÇLÜ
 
“İyi adamlar yalnızlıktan ölür. İyi kadınlar ise kötü adamların balkonundan gökyüzüne bakarken...” (Fyodor Dostoyevski)
 



Bazı kadınların "kötü erkeklerden hoşlanması" bir diğer hipergamik gerçekliktir.  Kötü insanın bencil ve çıkarcı yapısı nedeniyle hayatta kalma olasılığının daha fazla olması, kadının bu durumu erkeğin daha güçlü olduğu şeklinde yorumlamasını sağlar. Savaş esnasında bir iyi, bir kötü erkek düşünün. İkisi de yerde duran düşmanını görüyor. Kötü erkek düşmanının yerde olduğuna bakmadan düşmanını öldürüp karısının yanına dönebilir. İyi erkek ise düşmanına yardım edeyim derken, bir anlık boşluğunda düşmanı tarafından öldürülür, karısını da düşmanının insafına bırakabilir. Elbette bu ekstrem ve günümüzde gerçekleşmesi pek mümkün olmayan bir örnek olsa da kadın bilinçaltı bu tür geçmişten gelen genetik miras üzerine kuruludur.
 
Elbette erkeğin bencil ve çıkarcı olması, kadını terk etme veya isteyerek korumama ihtimalini de arttırmaktadır. Bu nedenle kötü erkeklere, risk almaktan çekinmeyen, bazı kadınlar daha fazla meyilli olmaktadır. Bu kadınlar genellikle üç grupta incelenir.
 
İlk olarak ailesi tarafından fazla miktarda baskıya maruz kalmış kadınlar, kendilerini ispatlamak amacıyla doğrudan riskli kötü erkeklere yönelebilirler. Bu kadınlar, kendilerinden daha yüksek seviyede erkekleri elde etmek isteyecek, ancak daha yüksek seviyedeki erkekler de çoğunlukla kadından cinselliği aldıktan sonra kadını terk edecektir. Uzun dönemde bu tür kadınlarda borderline kişilik bozukluğu gelişmesi olasıdır.
 
İkinci olarak,  geçmişinde sevdiği erkek tarafından aldatılan, sırf cinsellik için ilgi gördüğü erkek tarafından ilişki sonrası terk edilen, veya kendisini farklı tanıtan erkeği sonradan çözen kadınlarda, erkeklere karşı yoğun güven sorunu ortaya çıkmaktadır. İnsanlara güveni sarsılmış olan bu tür kadınlar hem normal arkadaş hem de sevgili seçiminde çok seçici davranmaya başlarlar. Ancak aslında bu seçicilik işlevli değildir ve dolayısıyla kadının aleyhinedir. Öyle ki, kadın gerçekten kaliteli ve iyi niyetli olan erkekleri "bu erkek masum olamaz, kesin rol yapıyor" mantığıyla eleyebilmekte, diğer yandan kalitesiz ve sorumsuz olup, bunu da gayet belli eden kötü erkekleri "en azından içi dışı bir, neyle karşılaşacağımı biliyorum" mantığıyla kabul edebilmektedir. Bu tür kadınlar, sadakatsiz erkeği, sadakatsizliğini açık açık gösterdiği için samimi görür ve onu değiştirebileceğini, düzeltebileceğini zanneder. Nitekim kadınlar misyon edinmeyi sevmektedirler. Bu tür kadınlar, sevgililerinin çapkın olduğunu kabul ederken, diğer yandan da kendilerini diğer kadınlardan farklı olarak görür ve erkeği kendisine bağladığında erkeğin bir daha çapkınlık yapmayacağını düşünür.

Son olarak, küçüklüğünde babası tarafından sevilmemiş veya terk edilmiş kadınlar, hem babalarından hoşlanmamakta, hem de babalarına karşı özlem duymaktadırlar. Bu tür kadınlar, bu nedenle hep babalarına benzeyen karakterde erkekler ararlar. Baba sorunu olan kadınlar, geçmişte babalarının ilgisini hissetmedikleri için, çevrelerindeki tüm erkeklerin, özellikle de kötü karaktere sahip olanların ilgisini çekmeye çalışmaktadırlar. Bu tamamen bilinçaltı bir durum olup, kadının kendini ispatlamak istemesine yöneliktir. Nihayetinde bir kadın kendisi için en önemli olan erkek, yani babası tarafından değer görmediğini hissettiği için özgüven sorunu yaşamaktadır. Bu nedenle bu tür kadınlar aşırı flörtöz olmakta ve çevrelerindeki pek çok erkekle aynı anda flört ederek ilgi toplamaya çalışmaktadır. Güzelliğin yetersiz olduğunu düşündükleri durumda ise, dekolte giyinmek ve erkeğe kısa sürede cinsel ilişki sunmak gibi davranışlar sergileyebilirler. 

Diğer yandan bu tür kadınlar, zarar görmemek için duygularını çok nadiren karşısındaki erkeğe açmaktadır. Bir erkeğe bağlanarak, erkek onu terk ettiğinde ayrılık acısı çekmeyi istememektedirler. Bu nedenle bu tür kadınların amacı genellikle çevrelerindeki tüm erkeklerin ilgisini çekmek, onları kendisine aşık etmek, cinselliği yaşamak, sonrasında da uzaklaşmaktır. Ta ki, 30'lu yaşlara kadar.

Hali hazırda cinsellikte zaten kadın, erkeğe göre çok daha fazla risk almaktadır. Erkek antik dönemlerde yanlış bir seçim yaptığını anladığında çekip gidebilir, ancak kadın hem 9 aylık bir hamilelik, hem de sonrasında yıllarca sürecek bir çocuk bakımı riski almaktadır. Bu nedenle sağlıklı bir kadın ilişkilere daha rasyonel bakar. Erkeğin fiziksel özelliği her ne kadar önemli olsa da sağlıklı kadın için önemli olan erkeğin dengeli ve karakteri oturmuş gerçek bir erkek olması ve terk etmeye meyilli olmamasıdır.
 
Kişilik bozukluğu olan kadınlar ise, toy ve deneyimsiz oldukları gençlik yıllarında "kötü" erkekleri daha fazla tercih ederken, kötü deneyimler sonucunda zaman içerisinde, özellikle kadınlar için psikolojik sınır olarak kabul edilen 30'lu yaşlarda, üstelik henüz çocuk da yapmamış iseler, doğrudan daha önceki deneyimledikleri erkeklere göre daha güçsüz ama aynı zamanda da daha risksiz erkeklere yönelmeye başlayacaklardır. Diğer yandan 30 yaşına kadar genellikle kötü erkeklerle takılan bir kadın, sonrasında güçsüz ve risksiz bir güvenli limanı tercih etse bile, hiçbir zaman o erkeğe tam olarak saygı duymayacaktır.
 
 
IV- SAHTE HİPERGAMİ
 
Kadın - erkek ilişkilerinde iki tarafın da kendi hipergamik seviyesinin farkında olması ilişkiyi kolaylaştıracaktır. Diğer yandan, sosyal medya ve karma okul ve iş hayatı sayesinde kadın ile erkek eskiden hiç olmadığı kadar kolayca birbirine ulaşabilmektedir. 
 
 
 
 
Şimdi gelelim Meriçlere; sanırım tüm erkek grupları arasında en tiksindiğim bu arkadaşlardır çünkü kadınlara karşılıksız -arkadaşça- aşırı ilgi göstererek kadınlarda narsisizm uyandırırlar ve kadınların egolarını yükselterek, hem kadınları hem de mutlu olabilecekleri erkekleri uzun vadede mutsuz ederler.

Normalde, eski çağlarda kadın ilgiyi elde etmek için evlenir, kendisine ilgi duyan kocasıyla da heyecanlı bir seks hayatı olurdu. Ancak günümüzde bir kadın, Meriçler ve uydu erkekler sayesinde zaten ihtiyacı olan ilgiyi herhangi bir ilişki kurmadan da alabilmektedir. Kısaca erkekten hiçbir bağlılık sözü almadan seks sunan kadın fahişe olarak görülüyorsa, o halde kadından hiçbir bağlılık sözü almadan karşılıksız ve uzun süreli ilgi sunan Meriç de fahişedir.

İşin aslı, çocuklukta ailevi problemleri olmuş, özgüven sorunu olan, yeterince gerçek sevgiyi hissedemeden büyümüş pek çok kadın çevresinde pek çok uydu ve yedek erkek tutmaktadır. Çünkü bu tür kadınlar her daim ilgi beklemekte ve duygusal olarak boş kalmak istememektedir. Böyle bir kadın, eğer ilişki yaşayabileceği, kaliteli bir erkek bulmuş, ancak aklında başka adaylar da varsa bu erkeği yedeğe atar. Diğer adayların olmaması durumunda bu erkeğimiz asıl erkek arkadaş olacaktır. Çoğu Çapkın Erkek yedek olduğunu bilse bile önemsemez, çünkü zaten duygusal bir şey hissetmemektedir. Bu nedenle bekleyişte dururlar. Romantik erkekler ise bu durumu kaldıramaz, çünkü ruh eşi olarak gördükleri kadının kendilerinden daha öncelikli olarak başka bir erkeği tercih edebilmesini kabullenemez, ya kadına tepki gösterir ve kadından uzaklaşırlar ya da çaresiz bir şekilde ilk erkeğin önüne geçmek için kadına çok daha yoğun ilgi göstermeye çalışırlar ki bu da daha önce de söylediğim gibi geri teper. 
 
 


Diğer yandan Meriç ve uydu erkekler ise, kadının ilişki yaşanacak erkek olarak bile görmediği, hoşlanmadığı ancak erkek tarafından tatmin edici düzeyde ilgi gördüğü için her zaman yakınında tuttuğu örneklerdir. Ancak Meriçler bu durumu bilmezler ve kadınla zaman geçirdikçe sevgili olma ihtimallerinin arttığını düşünürler. Aslında, kadınla zaman geçirdikçe kendilerinden daha fazla taviz vermekte, daha da feminenleşmekte ve iticileşmektedirler. Nihayetinde bir gün uydu erkek kadına sevgili olmayı teklif etse bile alacağı cevap çok büyük oranda “ama ben seni arkadaş olarak görüyorum” olacaktır. Bu durumda erkek kadını suçlar, ancak aslında kendisini suçlamalıdır, çünkü kendini göz göre göre kullandırmıştır (not: Meriç erkeklerin ne yapmaya çalıştığının kadınlar çoğunlukla farkındadır, ancak sırf ilgiyi sevdikleri için ses çıkarmazlar. Diğer yandan bu tür erkeklere saygı da duymazlar çünkü karşılarındaki erkek bariz bir şekilde sırf kadınla sevgili olabilmek veya yatağa atabilmek için arkadaşça davranmaktadır, eh bu davranış da samimiyetsiz ve ikiyüzlü algılanır).

Pek çok erkek uydu olduğunu anlamaz. Örneğin, bir kadın seninle buluşmamak için türlü bahaneler mi üretiyor? Uydusun, ya da en iyi ihtimalle yedek. Kadına mesaj atıyorsun ama saatlerce mesajını okumuyor mu? İşin aslı, kadınlar cep telefonlarını ellerinden düşürmezler; havuz, spor, toplantı gibi ihtimalleri geçersek 3-4 saat boyunca bir mesajın okunmadıysa, evet uydusun. Kadın, ilişkiye hazır değilim mi diyor? 1-2 hafta güvenini sağlamak için süre verirsin, hala olmuyorsa kadın aslında ilişkiye hazır ama seni sevmiyor demektir, evet uydusun, veya yine en iyi ihtimalle yedek. Kadın, ona açıldın ama “arkadaş kalalım” mı diyor? Uydusun, bu cümlenin asıl anlamı “seni erkek olarak sevmiyorum ama bana ilgi göster, egomu tatmin et” demektir. Kısaca, uyduya düşen erkekte suç olsa da, uyduya düşüren kadın da suçludur, çünkü samimi değildir.




Özellikle internet ve sosyal medya sayesinde, uydu erkek yapan kadın sayısı bir hayli artmıştır. Kadınların ilişkide temel arzularının ilgi olduğunu söylemiştik. Sosyal medya sayesinde pek çok kadın, herhangi bir ciddi ilişkiye girmeden, ihtiyaçları olan ilgiyi sosyal medyada peşlerinden koşan çapkın veya uydu erkek sürüsü sayesinde hali hazırda sağlamaktadır. Örneğin, ortalama bir kadın, Instagram’da photoshop ve biraz da dekolte bir kıyafet ile 200 üzeri beğeni alabilir. Ayrıca ortalama bir kadına, profili de açıksa, haftada ortalama 15-20 erkek yazmaktadır. Tüm bu durumlar düşünüldüğünde, kadının aşırı egolu bir hale gelmesi doğaldır. Böyle kadınlar normalde kendileri ile aynı seviyede olan bir erkekle mutlu olabilecekken, tüm bu illüzyonlar nedeniyle kendilerini olduğundan çok daha mükemmel, adeta bir top model olarak görmekte, ve bu nedenle kendisinden çok daha yüksek seviyede erkek aramaktadırlar. Ancak elbette yüksek seviyede bir erkek de, kendisinden düşük olan bu kadınlara ciddi gözle bakmayacak ve onu tek gecelik malzemesi olarak görecektir. Yine Çapkın Erkek örneğinde gördüğünüz gibi erkek, kadına fazla ilgi göstermeyecek, kadın ise bu durumu erkeğin sağlam karakterli oluşuna bağlayacak ve nihayetinde kadın, kısa süreli bir ilişki sonrasında terk edilecektir.

Şimdi romantik bir erkeğin, aşırı ilgi alan bir sosyal medya kadınına yanaşmaya çalıştığını düşünelim. Romantik erkek belki şiir yazacak, belki basit bir merhaba diyecek; ancak her şekilde zaten haftada kadına yazan diğer 15-20 erkekten birisi olarak aradan sıyrılamayacaktır. Eski çağlarda olsa, bir erkek gerçekten sevdiği ve ciddi düşündüğü kadına gider ilgi gösterir, eğer genetik ve karakteristik seviyeleri birbirine yakınsa kadın da bu ilgiyi beğenir ve evlenirlerdi. Günümüzde ise erkeğin önünde pek çok engel vardır. Öncelikle daha önce de dediğim gibi kadın kendi seviyesini, sosyal medya ve uydu erkeklerin yarattığı illüzyon nedeniyle olduğundan yüksek görecek ve kendisiyle aynı seviyedeki erkeğe değer vermeyecektir. İkinci olarak eski çağlarda bir kadına ısrarlı bir şekilde ilgi gösteren erkeğin, o kadından gerçekten hoşlandığı anlaşılırdı. Günümüzde ise çoğu erkek, sadece tek gecelik için olsa bile kadınlara fazlasıyla ilgi gösterdiği için kadının bu ayrımı kolaylıkla yapması mümkün değildir. Evet, modern çağımızda, the Godfather’ın Don Carleone’si gibi bir kadını beğenip, ona ilgi gösterip, aşkınızı belli edip, kolaylıkla gidip evlenemezsiniz. Evet, Don Carleone bir mafya ve kötü bir çocuk olsa da, kadınlar konusunda piç erkek değildir ve günümüzde yaşasa sosyal medya ile pohpohlanmış Apollonia Vitelli'yi belki de hiç elde edemeyecektir. 

Romantik erkeklerin bir diğer negatif özelliği ise fazla naif olmalarıdır. Bu tür erkekler büyük ihtimalle sevgi dolu bir anne ile büyümüşlerdir. Anneleri nasıl ki çocukluklarında kendilerini koşulsuz sevdi ise, tüm kadınların böyle olduklarını düşünürler ve bu nedenle ruh eşi diyebilecekleri özellikte bir kadınla karşılaştıklarında hızlıca âşık olurlar ve âşık oldukları kadın için fedakârlık yapmaya çalışırlar. Hâlbuki âşık oldukları kadın daha erkeğe fazla bir his beslememektedir. Bu durumda ilişkinin dengesi kadın lehine kayar ve kadın erkeği peşinden koşturur. Eğer kadın karakterli bir yapıya sahip ve erkekten de hoşlandıysa sevgili olma ihtimali vardır ancak kadının henüz yeterince olgunlaşamadığı durumda, kadın bu romantik erkeği basit olarak görecek, en iyi ihtimalle reddedecek, en kötü ihtimalle ise uydu yaparak süründürecektir.

Aslında günümüz ilişkileri, iyi çocuklara olduğu kadar kadınlara da zarar vermektedir. Feminist yalanlarıyla büyüyen kadın, 30 yaşına kadar partilerde, diskolarda Çapkın Erkekler ile gayriciddi ilişkiler yaşamakta, ciddiye alınmamakta ve sağlam bir romantik ilişki yerine kısa süreli, dengesiz ve çoğunlukla sadece seks odaklı ilişkilere maruz kalmaktadır. Kendisini önemsemeyen bu erkekleri seviyece yüksek zanneden ve bu erkekleri elde etmek için cinsellik de dahil olmak üzere pek çok yatırım yapan kadın, erkeğin kendisini terk etmesi ile erkeklere güvenini her geçen ilişkide daha da azaltmaktadır. Güven sorunu başlayan ve yine de Çapkın Erkekler ile takılan bu kadın, 30 yaşından sonra, artık Çapkın Erkeklerin bile sadece seks amaçlı olsa da peşinde pervane olmamaya başladığının ve daha genç kadınlarla birlikte olduklarının farkına varır. Kadın, bu durumda güvenilir olan ancak pek de saygı duymadığı makine mühendisi bir erkek ile evlenecektir. 35 yaşında hamile kalıp çocuk doğurduğunda, çocuk kendi ayaklarının üzerinde durabilecek 15-16 yaşına gelene kadar hayatının geri kalanını çocuk için harcayacaktır. Üstelik artık 50’li yaşlarına geldiği için çocuğuyla yeterince empati kuramayacak ve çocuk bakımı ona zor ve acı verici gelecektir. Evliliği ise saygı duymadığı ve sürekli ezdiği, ezdikçe de daha da pısırıklaşan makine mühendisi erkek yüzünden romantik bir birleşimden ziyade bir savaş alanı gibi olacaktır. 

Not: Günümüz ilişkilerinin en büyük zararı, ilişkilerde güven duygusunu tamamen yok etmiş olmasıdır. Örneğin, gerçek aşka inanan romantik ve iyi bir erkek, kötü bir kadına denk geldiğinde, nihayetinde terk edilir, aldatılır, duygularıyla oynanır. Bu ilişkiden sonra, erkeğin artık kadınlara da aşka da inancı kalmamıştır. Bir gün bu erkek, iyi bir kadınla tanıştığında, bu kadını da önceki kadınlar gibi düşünür ve bu sefer, kendisi kadının duygularıyla oynar. Duygularıyla oynanan iyi kadının da artık erkeklere ve aşka güveni kalmamış, kötü bir kadına dönüşmüştür. Bu kısır döngü bünyesine yeni kurbanlar katarak sonsuza kadar devam edecektir. 





Tüm yazıyı toparlarsak, Çapkın erkekler değer vermedikleri kadınlara da yanaşmakta, ancak hiçbirine fazla ciddiye almamakta, bu nedenle kadınların gözünde yüksek seviyeli erkek olarak görülmekte ve başarıya ulaşmaktadırlar. Ancak bir Çapkın erkek olur da sırılsıklam âşık olursa bu sefer âşık olduğu kadına romantik davranacak ve Romantiklerde olduğu gibi aşırı ilgi göstererek başarısız olabilecektir. Kısaca bir kötü çocuk, rol yapmayı sürdürmediği sürece âşık olduğunda bir iyi çocuktan çok da farklı davranmayacaktır. Sırf bu nedenle, pek çok Çapkın Erkek, aşk acısı çekmemek için, kendi duygularını baskılamakta, hoşlandıkları bir kadın varsa bile, başka kadınlarla tek gecelik ilişkilere devam ederek, kendi yalnızlıklarını bilinçli olarak sürdürmektedir (Ayrıca dikkat ederseniz, Çapkın Erkekler her ne kadar gençliklerinde pek çok kadınla birlikte olsa da, kadınlara olan güvenlerini kaybetmekte ve çoğunlukla yalnız ölmektedirler). Makine Mühendisleri ise 30’una dayanmış veya serseri erkeklerden sıkılmış, güvenli liman arayan kadınları elde edecektir. Romantikler hak edecek bir kadın bulduklarında sağlam bir ilişki yaşayabilir veya bir kadın tarafından ağır darbe yediklerinde karakter yapılarına göre Çapkın erkeklere veya “Tüm Kadınlar Aynı” erkeklerine dönüşebilirler.














 
 
 
 Peki, madem kadınlar ilişkide fazla risk alıyor, neden kendisine değer vermediği bariz olan Çapkın Erkeklere ilgi gösterirler? İlk olarak Çapkın Erkekler her ne kadar kadına değer vermese de, değer veriyormuş ama fazla abartmıyormuş, hatta gizlemeye çalışıyormuş izlenimi verir. Bu da kadınlarda “evet çapkın bir erkek ama beni diğer kadınlardan farklı görüyor ve seviyor” düşüncesi yaratır (Ünlü çapkın Casanova'nın birlikte olduğu tüm kadınlar, kendisini Casanova'nın en çok aşık olduğu kadın sanmaktaydı). İkinci olarak ise Çapkın Erkekler kadınların eğlenme içgüdüsüne yöneliktir. Pek çok kadın Çapkın Erkekle gençliğinde ilişki kurar, eğlenir, ama nihayetinde evlilik zamanı geldiğinde risk almak istemediği için bir Makine Mühendisi bulur. Ancak daha önce de belirttiğim gibi, algısal hipergami nedeniyle öyle olmasa bile yüksek statüde gördüğü çapkından sonra pasif makineciye düşen kadın, hiçbir zaman kocasına saygı duymayacak, mutlu olmayacak ve kocasını da mutlu etmeyecektir. Evliliklerde sıklıkla duyulan “bugün başım ağrıyor, bugün olmaz” cümlesi bu durumun acı bir tescilidir. İşin aslı, pek çok evli kadın, kocası ile olan seksten kaçarken, diğer yandan hayranı oldukları bir ünlü ve yakışıklı erkek ile yatma fantezisi kurar. Kısaca, sorun kadının cinsel isteksizliği değil, evlendiği kocasına olan isteksizliğidir.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bir erkek için yapılabilecek en kötü tercih böyle bir kadın ile birliktelik kurmaktır. Bu kadınları üç başlıkta inceleyebiliriz.
























İlk olarak borderline geçmişindeki kötü erkekler nedeniyle güven sorunu olan kadınlar bir üst maddede bahsettiğim gibi babaları nedeniyle güvensiz birer karaktere dönüşebildikleri gibi, eski ilişkileri de bu duruma neden olmuş olabilir. Sevdiği erkek tarafından aldatılan, sırf cinsellik için ilgi gördüğü erkek tarafından ilişki sonrası terk edilen, veya kendisini farklı tanıtan erkeği sonradan çözen kadınlarda, erkeklere karşı yoğun güven sorunu ortaya çıkmaktadır.  

İnsanlara güveni sarsılmış olan bu tür kadınlar hem normal arkadaş hem de sevgili seçiminde çok seçici davranmaya başlarlar. Ancak aslında bu seçicilik işlevli değildir ve dolayısıyla kadının aleyhinedir. Öyle ki, kadın gerçekten kaliteli ve iyi niyetli olan erkekleri "bu erkek masum olamaz, kesin rol yapıyor" mantığıyla elemekte, diğer yandan kalitesiz ve sorumsuz olup, bunu da gayet belli eden erkekleri "en azından içi dışı bir, neyle karşılaşacağımı biliyorum" mantığıyla kabul etmektedir. Kısaca, bu tür kadınlar tutarsızlıktan hoşlanmamaktadır. Erkekteki karakteristik veya duygusal değişim veya aşırı iyi, sadık, kaliteli görünüm bu tür kadınlarda güvensizlik yaratacaktır.

Bu tür kadınlar, sadakatsiz erkeği, sadakatsizliğini açık açık gösterdiği için samimi görür ve onu değiştirebileceğini, düzeltebileceğini zanneder. Nitekim kadınlar misyon edinmeyi sevmektedirler. Bu tür kadınlar, sevgililerinin çapkın olduğunu kabul ederken, diğer yandan da kendilerini diğer kadınlardan farklı olarak görür ve erkeği kendisine bağladığında erkeğin bir daha çapkınlık yapmayacağını düşünür. Ancak nihayetinde büyük ihtimalle kadın erkeği değiştiremeyecek ve yine aldatılacak veya terk edilecektir. Kısaca, bu tür kadınlarda da baba sorunu olan kadınlar gibi bir kısır döngü söz konusu olacaktır. 

Bu tür kadınların uzun süreli ilişki kurabilmesi de ya aşırı sabırlı bir erkeğin, kadının bütün dengesiz ruh haline rağmen bıkmadan usanmadan kadının güvenini kazanmaya çalışmasıyla, ya da çapkın bir erkeğin kadına gerçekten aşık olup, uzun vadede kendi kendini değiştirerek sadık bir erkek olmasıyla mümkündür.













Kadının cinsellikte temel stratejisi kaliteli bir erkek bulmak ve üremektir.
 

 
 

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
O halde, üreme sonucu ortaya çıkacak ürünün (neslin) güçlü olarak hayatta kalması ve karşı cins 
 
 
 
 
İnsan üreyeceği eşini seçerken


 
 
 
 
 
Hayatta kalma savaşında
 
 
 
 
 
 
 
 
 Evrimsel süreçte iyi ya da kötü, bugün biz onların çocuklarıyız.
 
 
 
 
Diğer canlılar gibi insanoğlu da birincil amaç olarak hayatta kalmayı
 
 
 
 





şuanda bile kaos olrtamı olsa insan medeniyeti bırakır, bencilleşir, anarşi hakim olur
 
 
kadının hamile kalması, erkeğin risk almaması
 
 
 
 
"Beyaz Geceler"i okuyan,
 















Erkeklerin kadınlar hakkında yanlış bildiği bir diğer konu ise kadının cinsellikten hoşlanmadığıdır. Gerçek olan ise, kadının cinsellikten hoşlanması, ancak cinselliğe bir erkek kadar bağımlı olmamasıdır. Bu nedenle bir kadın isterse, erkeğin aksine cinsel arzusunu kolaylıkla yıllarca saklayabilir. Ayrıca, kadınlar her ne kadar cinsel arzuya sahip olsalar da kendi değerlerini düşük göstermemek için dışlarına bu isteklerini yansıtmamaktadırlar. Bunun ilk nedeni erkeğin, kendisini aldatma potansiyeli düşük, geçmişinde fazla ilişkisi olmayan, kendisine yoğun bir şekilde aşık olacak bir kadın aramasıdır (Bildiğiniz gibi bir kadının hamileliği boyunca salgılanan ve kadının bebeğine duygusal olarak bağlanmasını sağlayan oksitosin hormonu, cinsel ilişki sırasında da salgılanmaktadır. Kişinin geçmiş partner sayısı arttıkça, her yeni ilişkide oksitosin salgılanması düşmektedir. Bu nedenle kişiler ilk cinsel deneyimlerini unutamaz ve ayrıca ne kadar çok cinsel deneyim yaşarlarsa, cinsel ilişki sonrasında yeni partnerlerine olan bağlılıkları, oksitosinin artık eskisi kadar etki etmeyişi nedeniyle düşer). Kadınların dışarıya hanım hanımcık gözükme isteklerinin ikinci nedeni ise, kendi hemcinslerinin tepkilerinden korkmalarıdır. "Slut-shaming" adı verilen bu kavram, kadın toplumunun, dekolte giyimi, erotik davranışları veya erkeklere kolaylıkla seks sunması nedeniyle cinselliğini fazla ön plana çıkaran kadınlara olan tepkisidir. Evrimsel süreçte kadının kendini savunma mekanizması ile gelişmiş olan bu kavram, cinsellik ile öne çıkan kadınların "hile yaparak" kolaylıkla ilgi çekmeleri ve erkekleri fazla ilgi göstermeden seks elde etmeye alıştırmaları nedeniyle diğer kadınların üzerinde nefret ve baskı oluşturmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. 

İşin aslı, kadınlar dış dünyaya karşı namuslu ve uslu görünerek, erkeklerin ilgisini çekmeye, sahip oldukları erkeği ise erotizm ve dişiliklerini kullanarak mutlu etmeye meyillidir. Bu davranış biçimi aslında erkeklerin de bilinçaltında yer almaktadır. Öyle ki, Madonna - Fahişe Sendromu (burada Madonna, şarkıcı değil, Meryem Ana anlamına geliyor) olarak adlandırılan bu kavram, erkeklerin, aşık oldukları kadını saf ve temiz bir aşkla sevmeleri, ancak diğer yandan da cinsellikte kadının kendilerini "bir fahişe gibi" memnun etmesini arzulamaları anlamına gelmektedir. Bunun nedeni, erkeğin kadına göre hem daha romantik hem de daha seks düşkünü olması ve aşk ile cinsellik kavramlarını bir araya getirememesidir. Bu nedenle pek çok erkek, aşık oldukları kadına hiçbir şekilde cinsel yönden yaklaşmamakta (sadece sevişmek değil, el ele tutuşmaya çekinen örnekler bile vardır), bir süre sonunda da hiçbir cinsel etkileşim yaşamadığı kadının gözünde adeta bir "kız arkadaşa" dönüşmektedir. Bazı durumlarda ise, erotik yüzünü fazla gösterirse, erkeğin kendisini fahişe olarak göreceğini düşünen bazı kadınlar, ciddi düşündükleri erkeklerle özellikle cinsel paylaşımdan uzak durmaktadırlar. Diğer yandan, Çapkın Erkekler, zaten tek amaçları cinsellik olduğu için, kadınlarla rahat ve hızlı bir şekilde cinsel etkileşime girebilirler. Üstelik, sorumluluğu üzerinden alınan kadın da bu durumda rahat bir şekilde erkeğe seksi sunabilecektir. Öyle ki, erkeğin sorumluluğu aldığı durumda, kadın erkeğin kendisini ayarttığını iddia edip, "her şey bir anda oldu, ne yaptığımı bilmiyordum" diyerek, hem erkeğin, hem de diğer kadınların gözünde fahişe damgası yemekten kolaylıkla kurtulabilir (not: üniversite yıllarında eski sevgilisiyle her tür cinsel fanteziyi yaşayıp, evlenince kocasıyla sadece basit seks yapan kadınların davranış nedeni bu olaydır). Kısaca, bir kadın, karşısındaki erkeğin cinselliğe yaklaşımına göre, kendi yaklaşımını değiştirebilmektedir. 














BÖLÜM III: ERKEKLERE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Şimdi, madem ilişkilerde düzen böyle iç karartıcı; o halde sen de kötü çocuk olarak bu duruma ayak uydurmaya çalışabilir veya kötü çocuk olmayacak kadar onurluysan hayata küserek, elini eteğini kadınlardan çekebilirsin. Hayır, bunlar kolay yollar ve kolayı seçmek zayıfların işidir.

Eğer bir oyunu, oyunu kuranın kuralları ile oynamaya kalkarsan, nasıl bir strateji izlersen izle ağına düşer, kaybedersin. Madem bu düzeni sevmiyorsun, kendi yolunu çizeceksin. Yazının başında beş adet erkek grubu var dedim ve bunlardan hangisi olursan ol nihayetinde kaybedeceksin. Çapkın olursan başta kadınları elde edecek, nihayetinde kadınlara olan güvenini kaybedip yalnız öleceksin, diğer gruptakilerde ise her daim kadın kaynaklı acılar çekeceksin. O halde yapacağın şey, bu gruplardan hiçbiri birisi olmamak ve bu grupların aynı anda hepsi olmak. Hatalarını yapmamak ama başarılarını uygulamak. Yani bir romantik gibi kadına arada jestler yapacaksın ama onun yaptığı gibi kadını tanrıçan, hayatının tek merkezi haline getirmeyeceksin. Onu sevdiğin kadar, kendini de sevmeyi unutmayacak; onun için asla kendi hayallerini, ideallerini yıkmayacaksın. Kadını, hedeflerinin dünyasında bir yoldaş olarak göreceksin, hedeflerine bir alternatif değil. Sınırların olacak, kadın için bu sınırlarını geçmeyeceksin. Zevklerin olacak, sırf kadınla daha fazla ortak özelliğin varmış gibi göstermek için onun her beğendiğini beğenmek zorunda hissetmeyeceksin. Dürüst olacaksın, bir Meriç gibi âşık olduğun kadınla kanka olmaya çalışmayacaksın, ama diğer yandan da sana ihtiyacı olan kadının yanında olacak, ona yardım edeceksin. Bir romantik gibi seveceksin, ama bir Çapkın gibi yaklaşacaksın kadına. Ve en önemlisi sen ne yaparsan yap, kadının seni istemeyebileceğini, senden daha iyisini bulabileceğini veya başka kimse olmamasına rağmen senden sıkılıp seni terk edebileceğini, aldatabileceğini unutmayacaksın. Karamsar olmayacaksın ama kendini de en kötüye hazırlayacaksın (Kaos teorisi ve mutluluk için kendini en kötüye hazırlama felsefesi). Hazırlayacaksın ki, en kötü senaryo gerçekleşse bile, dağıl, ama dağıldıktan sonra kısa sürede toparlayabil. 





Peki aynı anda tüm erkekleri içinde yaşatmayı nasıl başaracaksın? Kurallara uymayarak. Kurallara uymamanın tek yolu da kafaya takmamak, önemsememek. “Senin içinde gizli bir güç var, istediğin her şeyi başarabilirsin, yeter ki inan” diyerek karşısındaki özgüvensizleri gaza getirmeye çalışan, ego pohpohlayan kişisel gelişimcilerin tam tersini söyleyeceğim sana. Hayır, içinde gizli bir güç yok, ama senden başkalarının da yok. Diğer insanların düşüklüğünü görmeden, kendini sevemezsin. En fazla kendine yalan söylersin. O yüzden önce insanoğlunun basit bir varlık olduğunun farkına var. Sen bir tanrı değilsin, dolayısıyla karşındaki kadın da bir tanrıça değil. O da tüm insanlar gibi yalan söyleyen, çıkarlarını gözeten, üç gün yıkanmadığında pis kokan, geğiren, gaz çıkaran, ishal olan birisi. Ama sen üstün olan taraf olacaksın. Kendine bakacaksın, okuyacak, sanatla ilgilenecek, spor yapacak, dedikodu yapmayacak, yalan söylemeyeceksin. Yaşarken sürekli bir filmin kaotik nötral ana kahramanı olarak düşüneceksin kendini. Hayatının her anında kameraların seni çektiğini düşünerek, buna göre yaşayacaksın. Filmlerdeki kahramanlar, sevdiği kadın onunla ilgilenmiyor diye tüm işini gücünü bırakıyor mu? Filmlerdeki kahramanlar 7/24 evinde oturup bilgisayar oynuyor mu? Kahraman gibi yaşayacaksın ki kahraman olasın. 

Her zorlukta pes etmeyecek, herkesin dediğini önemsemeyeceksin. Ancak sana kötülük yapana da yumruğunu (mecazi veya gerçek anlamda) indireceksin. Ama asla iyi birine zarar vermeyeceksin. Kimseyi kandırmayacaksın, oynamayacaksın. Zaten tek gecelik isteyen bir kadınla yatmanda sorun yok, ama hiçbir ciddi ilişki isteyen kıza, onu sırf yatağa atmak için yalan söylemeyeceksin. Kısaca hiçbir kızı elde etmek için aşık olmuş gibi davranmayacaksın. Diğer yandan da hiçbir aşık olduğun kızı elde etmek için de ona Meriçlik - "kankalık" yapıp, erkekliğini de küçültmeyeceksin. Tüm bunları yaptığında sırf cinselliği elde etmek için ruhunu satan bir zayıf olmamaya başlayacak, bu sayede kendine güvenin artacak. 

Daha önce bir yazımda dediğim gibi Mükemmel Değiliz Hiçbirimiz. Ama bu kendimizi geliştiremeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Yaptığın her uğraşın sana bir yararı var mı ona bakacaksın. Faydalı hobilerin olsun, spor yap, dansa git, resim yap, müzik aleti çalmayı öğren, ata bin, karate yap, ama faydalı birşeylerle uğraş. Sana hiçbir yararı olmayan alışkanlıklarını bırak. Sigara içme, bilgisayar oyunlarıyla zamanını öldürme, televizyon ve de porno izleme (Her Türlü Bağımlılığı Yenmenin Yolları).

Hayatından memnun değilsen, bunu sadece sen değiştirebilirsin. Hem zaten düşün, sen kendinden memnun değilsen, bir kadın neden seni istesin? Bir kadını hayatının tek merkezi haline getirirsen ve hayatında başka ilgi çekici hiçbir şey yoksa, bu kadın niye seninle zaman geçirmek istesin? Kadın zaten kendisini tanıyor. Ona kendisinden başka sahip olmadığı birşeyler sunabilmesin ki, kadına bir faydan olsun, senin yanında olup, onun da sana faydası olsun.

Kadınlar makyaj, instagram ve güzel giysiler ile kendilerini olduklarından daha iyi göstermeye çalışmıyorlar mı? Sen, bir adım öteye geçecek ve kendini olduğundan iyi göstermeye çalışmayacak, gerçekten de olduğundan daha iyi olacaksın. İşe yarar hobilerin, ideallerin, uğraşların seni yükseltecek, ilerletecek. Zaten hayatta gerçek anlamda ideallerin olduğu zaman, bir kadına ne kadar âşık olursan ol, ideallerin için kendini sarsmayacak, yolunda ilerlemeye devam edeceksin. 




Elbette nihayetinde kadınlar hem hayatımızı güzelleştiren, hem de yeri gelince içine eden varlıklar. Ama onlar olmadan da olmuyor. Kadınlar olmadan, gri ve sıkıcı bir hayat yaşıyorsun. Fahrenheit 451’i Equilibrium'u hatırla. Kadınlar hayatın renkleridir, kitabıdır, sanatıdır. Mutlu da eder, mutsuz da. Bu yüzden bir kadına gerçekten âşık olduysan, onun için -pasifleşerek değil ama gerçek bir erkek olarak- uğraş ve çabala. Ama bir yere kadar. O yer ise kadının senin tüm yaptıklarına rağmen sana değer vermediğini anladığın andır. Peki kadının sana değer vermediğini nasıl anlayacaksın? Sana değer veren insan, senin için yatırım yapan insandır. Bu yatırım ise, kişinin kendi zamanından sana vakit ayırmasıdır. Seninle buluşmak için zaman yaratan, sana doğum günün için tüm gün dolaşıp ilginç bir hediye alan, seninle saatlerce telefonda konuşan kadın, sana değer veriyordur (not: Kadın seninle telefonda saatlerce konuşmasına veya mesajlaşmasına rağmen, tüm konuştuğunuz konu kadının kendi sorunları ve hayatı ise, kadına psikologluk yapan bir uydu erkek olma ihtimalin yüksektir. Diğer yandan seninle ilgili konuları merak eden, hayatınla ilgili sorular soran ve senin hayatınla ilgili problemleri önemseyen kadın, sana değer veriyordur). 

Eğer olur da tüm ilgine rağmen kadın seni kesin olarak reddederse de kadınla kesin olarak iletişimini bitir ve toparlanmaya bak. Kimse kimseyi beğenmek zorunda değil ve sen de o kadın için asla beğenilir bir erkek olmayacaksın (Kadını suçlamayı da bırak, sen her gördüğün kadını beğeniyor musun sanki?). İster kadın düşük seviyeli, sen yüksek seviyeli ol, ister kadın çirkin, sen çok yakışıklı ol, fark etmez. Sana değer vermeyene daha fazla ilgi göstermek ve gereksiz oksitosin salgılamak yerine, senin değerini bilecek birini aramaya başla. Kesinlikle daha mutlu olacaksın (sana değer vermeyen bir kadın ile zaman öldürürken, karşılıklı olarak birbirinizi seveceğiniz bir kadını kaçırdığını unutma).

Ya da diyelim ki, hoşlandığın kadın seni aldattı, terketti, veya uydu erkek yapıp, seninle oyun oynadı ve intikam mı almak istiyorsun? İşin aslı, ondan nefret ettikçe, onu kafanda tutacaksın, onu düşündükçe de daha fazla oksitosin salgılayıp, onu unutamayacaksın. Bunun yerine ergenliği bırakıp ona sağlam bir ceza vermek istemez misin? Çoğu insan sevginin zıttının nefret olduğunu düşünür, ancak yanılır. Sevginin zıttı hiçliktir. Sen, ister seni kullanan, ister reddeden bir kadın olsun, onu kısa sürede kafandan atmayı başardığında, ona en büyük cezayı verirsin. Kadın düşünecektir: "Bu muydu yani? Bunun sevgisi bu kadar mıydı? Ben bu kadar kısa sürede unutulacak kadın mıyım?" İşin trajikomik tarafı ise kadın bu durumda, ya onu çabucak unutmanı senin güçlü karakterine bağlayacak ve seni yüksek seviyede algılamaya başlayacak (ve belki de seni reddettiği için pişman olacak - işin aslı kadınlar bir erkek hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verdiklerinde sonrasında bu kararlarının doğru olup olmadığını kendi kendilerine tekrar sorgularlar - cognitive dissonance), ya da senin duygularında ciddi olmadığının farkına vararak, senin onu kullanmaya çalıştığını, onun ise uyanıklık yapıp buna izin vermediğini düşünerek, seni gözünde sürekli ilgi gösteren Meriç'ten, en azından başarısız olmuş bir Çapkın Erkeğe dönüştürecektir (not: Ancak birşeyi yanlış anlama, sen kadını elde etmek için değil, gerçekten sana bir yararı olmadığı için unutacaksın. Kısaca, unutuyormuş gibi yapmayacak, gerçekten unutacaksın). 






Bob Marley'nin bir sözü var, "Eğer kadın mükemmel ise elde etmesi kolay değildir, elde etmesi kolay ise mükemmel değildir. Eğer kadın değerliyse, asla pes etme, eğer pes edersen sen değersizsin demektir. Gerçek şu ki, hayatta herkes bir şekilde seni incitecek, önemli olan acı çekmeye değecek insanları bulmak." Kısmen doğru. Eğer bir kadına aşık olduysan onun için fedakarlık yapacaksın. Ama bunu yaparken asla mızmız davranmayacaksın. Acı çekiyorsan da içinden çekeceksin, küsmeyecek, sızlanmayacak, pasifleşmeyeceksin. Kadına ne kadar çok değer veriyorsan da onu tüm ideallerinin önüne koymayacaksın. Çünkü senin raison d'etre'n, seni sen yapan şey ideallerindir, hoşlandığın kadın değil. Kadın bir gün seni terk edebilir, ama eğer ideallerini sen terk edersen, kendini terk edersin, var oluş amacını kaybedersin. Ha, tüm uyarılarıma rağmen, yine de kadını hayatının merkezine koydun mu? En azından bunu kadına belli etmeyeceksin. Bunun da tek yolu kadının aklını, hayatını her saniye meşgul etmemesidir. İdeallerin yoksa bile, hobi edineceksin. Uğraşların olacak ki, bir saniye bile boşlukta kalma ki, hem kadını sürekli düşünüp oksitosin salgılama, hem de kadınların da içinde yer almak istediği değerli bir hayatın olsun. Aksi takdirde, sen bütün gün bilgisayar oynayan, televizyon seyreden, zamanını sosyal medyada geçiren biriysen, doğal olarak işsizsin ve kadın sürekli aklına gelir, kadına orantısız ilgi gösterir ve nihayetinde hipergaminin kurbanı olursun. 

Milyonlarca yıllık genetik mirasını, yani masküleniteyi unutan bazı erkekler ilişkilerinde kadının her dediğini yapmanın, ona koşulsuz itaat etmenin, ilişkinin ömrünü uzatacağına inanırlar. Halbuki kadın - erkek ilişkileri uçurtma tutan çocuğa benzer. Burada uçurtma erkek, çocuk ise kadınlardır. Kız uçurtmaya sürekli bir çekiş kuvveti uygular, ancak uçurtma rüzgarın etkisiyle bu kuvvete direnir ve havada kalır. Erkek de, aynı uçurtma gibi, kadının kendisine karşı olan çekişlerine direnmelidir. Eğer erkek, kadının her istediğini yaparsa, yere düşen bir uçurtmaya dönüşür, ve aynı yerdeki uçurtma gibi kadının gözünde değeri kalmaz. Bu nedenle kadın için bütün hayatını tekrar şekillendiren erkek kaybetmeye mahkumdur. 

Kadına her konuda taviz vermeyeceksin. Her ne kadar senden anında hoşlanmasını beklemesen de, sana kötü davranış sergilediğinde tepkini göstereceksin. Bu sayede, sana ne yaparsa yapsın, senin onu affedeceğin, peşinde kuklası, kölesi, uydusu olacağın düşüncesine kapılmasın, o da senin gerçek değerinizi bilsin. Kendini alternatifsiz görmesin ve senin sırf sevginden yapmış olduğun fedakârlıkları bilinçaltında algısal hipergami ile hatalı yorumlamasın. Oldu da kadın seni aldattı veya senin duygularını biliyorken başka biriyle ilişkiye başladı, kadını kafanda sileceksin. Nitekim sen varken başkasını tercih eden kadın için hiçbir zaman ilk tercih olmayacaksın. Belki bir süre üzüleceksin, ama emin ol nihayetinde senin sevgini hak eden, seni ilk tercihi yapacak, seni mutlu edecek başka kadınlarla tanışacaksın. 

Kısaca, kadınları hedeflemekten vazgeçeceksin. Sen kendini yükseltecek, ideallerini gerçekleştirmeyi hedefleyeceksin. Zaten göreceksin ki, bir süre sonra bu sefer kadınlar seni hedefleyecek, senin o dolu hayatının bir parçası olmak, hedeflerini gerçekleştirmende sana yardım etmek isteyecekler. 

10 yorum:

  1. Dört yıllık kız arkadaşımla ayrıldım. öyle bişi yok demişti ama eminim başka bir adam için son zamanlarda benden uzaklaşmıştı. sizin sayenizde artık kafama takmayı düşünmüyorum. kızın kaybı. iyiki yüzünü göstermiş. evlenip başıma bu gelse daha kötüydü.

    YanıtlaSil
  2. AssassinKing4 Ekim 2018 22:12

    keşke sizi daha önce bulsaymışım okusaymışım her parağrafı ile olağanüstü bir çalışma!

    YanıtlaSil
  3. kadınlar; şairlere aşık olurlar, piçlerle takılırlar, efendilerle evlenirler.

    YanıtlaSil
  4. Ben bir kadın olarak yorumda bulunmak istiyorum. Bazı kadınların piç erkekleri seçmesine hep erkekler ağlar ama gerçekte kadına koyar. Erkek bir süre üzülür. Sonra unutur. Kadın ise piç kazığı yediği için hep içinde yara kalır.

    YanıtlaSil
  5. eee erkeklerde temiz hanımhanımcık kız istediini söyleip gidip yollu kızlarla takılır. herşey karşılıklı

    YanıtlaSil
  6. Melisa_Batur5 Ekim 2018 11:34

    ortalık piç kaynıyorsa bizim suçumuz ne? sanki efendi erkek varda etrafta

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. EFENDİ ERKEK, PİÇLERİ TERCİH EDEN KADINI N'AAPSIN ZATEN, SEN PİÇLERİ GÖZETMEKTEN EFENDİLERİ GÖRMÜYORSUN, PİÇ ERKEKLERİN ORTAMINDA (DISCO, BAR...) GEZERSEN DE GÖREMEZSİN ZATEN

      Sil
  7. defalarca başıma geldi: bir kadını ne kadar fazla seversen, sonunda o kadar fazla canını acıtacak

    YanıtlaSil

Google hesabı kullanmak istemeyenler yorum göndermek için Yorumlama Biçimi'nde Adı/URL kısmından seçim yapabilir.

Nötral.com, bilim, tarih, felsefe blogu, Copyright © 2016, Yazar: Can Güzel

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.