Son Yazılar

Türkiye ve Dünyanın Genetik Yapısı




Kişinin kendi elinde olmadan kazandığı, doğuştan gelen özellikleriyle övünmesi veya başkalarına bu nedenlerle ayrımcılık yapması mantık dışıdır. Nasıl ki “çok güzelsiniz” denilen bir kadının sanki güzel olmak kendi başarısıymış gibi teşekkür etmesi anlamsızsa, insanların da kendi seçimleri olmayan genlerinden ve ırkından övünmesi de aynı şekilde anlamsızdır. Zaten ırk kavramı da toplumun bildiğinden çok daha farklı bir yapıya sahiptir. Saf, arı ırk yoktur ve bütün toplumlar A’dan T’ye adlandırılan DNA dizilimlerinin farklı kombinasyonlarından oluşmuştur. Evet, görünüş olarak her kombinasyon birbirinden farklıdır, ancak diğer yandan bu yazıda da göreceğiniz gibi her kombinasyonun kendine ait avantajları ve dezavantajları vardır.

Genetik olarak ırk kavramı, farklı DNA dizilimleridir. Örneğin, bir Türkiye Türkü ve Yunanistan Yunan’ının genetik dizilimleri benzerdir. Türkleri Asyalı, Yunanları Avrupalı düşünsek bile, bu durum iki milletin günümüzde büyük oranda kardeş genetiğe sahip olduğu gerçekliğini değiştirmez. İşte bu nedenle, ırk dediğimiz aslında içi boş bir kavramdır. Yunanı Yunan ve Türkü Türk yapan genleri değil, kültürel yapıları ve tarihleridir. Aynı genetiği paylaşan değil, ortak tarih ve kültürü olan toplulukları millet olarak kabul etmek esas olandır. Bu kapsamda milliyetçilik aslında bir tür kültürel dayanışma halidir. Ve yine bu kapsamda ırkçılık ve köken üzerinden milliyetçilik modern zamanların büyük aptallığıdır. Bu yazıda bahsedilen ırk kavramı, Türk, Yunan, Arap gibi milliyet isimleri değil, J, R, K, C gibi bilimsel kavramlardır.



Y-DNA VE GENOGRAPHIC PROJECT

2005 yılında National Geographic ve IBM ortaklığıyla başlatılan “Genographic Project” ile insanoğlunu genetik köklerinin ve göçlere bağlı gen değişimlerinin analizi amaçlanmıştır. Bu proje kapsamında yıllarca dünyanın çeşitli bölgelerindeki birçok etnik gruptan insanın DNA’sı analiz edilerek bir veritabanı oluşturulmuştur. Benzer etnik kökenden gelen insanların DNA dizilimleri birbirine daha çok benzediği için, bu çalışma sayesinde günümüz toplumlarının hangi ortak atalardan geldikleri kolayca anlaşılabilmektedir.

Bu çalışma iki türlü yapılmakta çünkü vücudumuzda hali hazırda farklı dizilimlere sahip iki çeşit DNA bulunuyor. Bunlardan birisi hücre çekirdeğinin içinde bulunan ve genom adı verilen 46 kromozomlu (temel) DNA, diğeri ise hücrenin enerji organeli olan mitokondrinin içindeki mitokondriyal DNA. Baba tarafından ataların öğrenilmesi için çekirdek DNA’sının içindeki Y kromozom dağılımı inceleniyor. Ancak bu çalışma sadece erkeklerin baba tarafını öğrenebilmesini sağlıyor çünkü bildiğiniz gibi kadınlarda, erkeklere özgü olan Y kromozomu bulunmuyor. Kadınların, anne tarafından atalarını öğrenebilmesi için ise mitokondriyal DNA kullanılıyor. Bunun nedeni de, hücrelerimizdeki mitokondrilerin anneye ait yumurta hücresinden aktarılmasıdır. Yani mitokondriyal DNA kalıtsal olarak anneden geliyor. Bu yazıda, Genographic Project’de çekirdek DNA sonuçları öncelik olarak alındığı için, sadece Y-DNA üzerinden ırksal genetiği ele alacağım.

Proje kapsamında Y-DNA üzerindeki mutasyonlar belli harfler ile kodlanarak ortaya çıkan genetik değişimlere haplogrup adı verildi. Bu gruplar ırksal genetiğin analiz edilmesinde temel noktayı oluşturuyor. Şimdi sırayla Y-DNA haplo-gruplarını tanıyalım.



Gelişim Şeması



A (Afrika)

Mutasyona uğramamış ve ilk olduğu için Âdem grubu olarak adlandırılır. Güney Afrika’da görülür.


B (Afrika)

50000 yıl önce A grubunun mutasyonu sonucu oluşmuştur. Orta Afrika genelinde ve özellikle Pigmeler arasında görülür.


C (Kuzey Doğu Asya, Amerikan Yerlileri, Avustralya)


Afrika’dan çıkarak sırayla Arabistan, Hindistan ve Endonezya üzerinden geçerek Avustralya ve Doğu Asya’ya yayılmıştır. Sibirya, Avustralya (Aborjinler), Moğolistan ve Orta Asya Türk Devletlerinde yoğun olmak üzere, Japonya, Kore, Çin, Çinhindi ve Filipinler’de görülür. Ayrıca Bering Boğazı ile Amerika’ya ulaşan iki gruptan birisidir (ikincisi Q grubudur). Bu nedenle Amerikan yerlilerinde de yaygın olarak görülmektedir.


D (Tibet, Japonya)

C grubu ile benzer göç yolu izlemiştir. Afrika’dan çıkarak sırasıyla Arabistan, Hindistan ve Çinhindi üzerinden geçerek doğrudan Japonya ve Tibet’e yayılmıştır. %10’dan fazla miktarda sadece Tibet ve Japonya’da bulunmaktadır. Hafif miktarda Çin ve Çinhindi’nde de görülebilir. Ayrıca Tibet ve Japonya arasındaki genetik bağın açıklanmasında kullanılır.


E (Afrika, Akdeniz, Balkanlar)




Sudan yakınlarında ortaya çıkmıştır. Batı ve güneye dağılarak günümüz Afrika milletlerinde görülen yaygın grup E3a’yı, Mısır, İsrail ve Anadolu üzerinde Balkanlar’a dağılarak da E3b grubunu oluşturmuştur. E3a, Batı ve Orta Afrika’da yoğun olmak üzere hemen hemen her bölgede görülür. E3b grubuna ise Kuzey Afrika, İspanya, Portekiz, İtalya, Türkiye, Yunanistan ve Balkanlarda rastlanmaktadır.


F (Hindistan, İran)

Ortadoğu’da oluşmuştur. Farklı yönlerden Doğu’da İran, Hindistan ve Orta Asya’ya, Kuzey’de Anadolu ve Balkanlara, Güney’de ise Etiyopya’ya ulaşmıştır. Mutasyona uğradığı için günümüzde sadece Hindistan ve İran’da nadir oranlarda rastlanabilir.


G (Kafkasya)


20000 yıl önce Doğu İran’da ortaya çıkmıştır. Kafkasya grubudur. Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Çeçenistan, Osetya, Dağıstan gibi Kafkas milletleri ve Türkiye olmak üzere, Yunanistan, İran ve İsrail’de görülür.


H (Hindistan)


İran’da ortaya çıkmış ve Hindistan’a dağılmış bir gruptur. Günümüzde yoğun olarak sadece Hindistan’da görüldüğü için Hintlere özgü bir grup olarak düşünülebilir. Ayrıca Hindistan’dan göç ettikleri için Avrupa çingenelerinde de az miktarda H grubuna rastlanabilir.


I (Üst Orta, Orijinal Avrupa)


I grubu Avrupa’da oluşan tek gruptur. Aynı zamanda da Avrupa’nın en eski grubudur. Bu nedenle kök Avrupa grubu olarak adlandırılabilir. Kuzey Avrupa ve Balkanlarda yoğun olarak görülür.


I1 (Cermen, İskandinav)



İsveç, Norveç, Danimarka, İzlanda gibi İskandinav ülkelerde yoğun olarak görülen bir gruptur. Ayrıca çevre ülkeler olan İngiltere ve Finlandiya’da da yaygındır.


I2 (Balkan, Yakın Doğu Avrupa)


Romanya, Moldova, Bulgaristan, Sırbistan, Makedonya ve Bosna gibi balkan ülkelerinde ve Sardinya adasında yaygındır. Yunanistan, Türkiye ve Irak’ta az miktarda görülebilir.


J (Ortadoğu - Akdeniz)


En önemli grupların başında yer almaktadır. Arap ve Yahudi ırklarının atası olmasının yanında, aynı zamanda Türkiye, Yunanistan, İtalya, İspanya, İran, Balkanlar, Kuzey Afrika ve Hindistan olmak üzere çok geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. İbrahimi Dinlerde ismi geçen peygamberlerin büyük çoğunluğu bu gruptandır. Ayrıca Sümerler, Hititler gibi eski Anadolu - Mezopotamya topluluklarının tamamı bu grubu barındırmaktadır.


J1 (Semitik - Arap, Yahudi)


Sami ırkların genel haplogrubudur. Bütün Arap ülkeleri, İsrail, Etiyopya ve Kafkasya’nın Dağıstan bölgesinde yaygındır.


J2 (Anadolu, Yunan, İtalyan, Roman, Mezopotamya)


Anadolu merkez olmak üzere çevresindeki Romanya, Yunanistan, İtalya, Kafkasya, Ortadoğu ve Mezopotamya’da yaygındır. Türkiye’de görülme yüzdesi en fazla olan gruptur. Doğu Roma ve Osmanlı topraklarının doğal sınırlarında yer alır.


K (Pakistan, Hindistan)


İran’da ortaya çıkmıştır. L, M, N, O ve Q gruplarını oluşturmuştur. Bu kapsamda Türkler, Finlandiyalılar ve Çinliler gibi birçok farklı milletin atası konumundadır. Günümüzde İran, Afganistan, Pakistan ve Hindistan’da rastlanabilir.


L (Hindistan)

Hindistan’da ortaya çıkmıştır ve günümüzde genel olarak Hindistan’da rastlanabilir.


M (Yeni Gine)

K grubundan mutasyona uğrayarak sırasıyla Hindistan, Çinhindi ve Endonezya üzerinden Yeni Gine’ye ulaşmıştır. Günümüzde yoğun olarak sadece Yeni Gine’de rastlanır.


N (Ural, Fin)


10000 yıl önce K grubundan türemiştir. Ural kökenli göçebe milletler ile Asya’dan Avrupa’ya taşınmıştır. Bu nedenle Kuzey Avrasya’nın tamamında oldukça yoğundur. Avrupa’da en yoğun olduğu ülke ise Finlandiya’dır. Finlandiya dışında diğer İskandinav ve Baltık ülkelerinde, Kuzey Rusya ve Sibirya Yakut Türklerinde de yoğun olarak görülür. Ayrıca diğer Türk kökenli ırklarda da az miktarda görülebilir.


O (Çin, Çin Hindi)


35000 yıl önce K grubundan türemiştir. Asya’da yoğun olarak görülebilen en eski gruptur. Çin, Çinhindi devletleri, Endonezya, Filipinler, Madagaskar ve Kore’de yoğun olmak üzere Japonya, Moğolistan, Avustralya ve Doğu Asya Türklerinde görülmektedir.


P (Orta Asya, Amerikan Yerlileri)

R ve Q gruplarının atasıdır. Günümüzde çok nadir olarak Orta Asya ve Amerikan yerlileri arasında görülebilir.


Q (Hun, Türk, Ukrayna, İskandinav, Macar, Amerikan Yerlileri)



20000 yıl önce P grubundan türemiştir. Çıkış noktası Orta Asya’dır. Q, yıllar boyunca Türk ve Hun kökenli milletlerin ana gruplarından birisi olarak kabul edilmişti ancak günümüzde Q - Turkic ilişkilendirmesi pek başarılı bir konumda bulunmamaktadır. Ancak yine de çoğu Türk toplumu ve Türk toplumları ile ilişikli topluluklarda Q grubuna bir miktar da olsa rastlanır. Q grubu Orta Asya Türkleri ve Amerikan yerlilerinde yaygındır. Ayrıca Türkiye, Norveç, İzlanda, İran ve Macaristan’da nadir olarak görülmektedir. Q grubu Türkler, Hunlar ve Amerikan yerlileri arasındaki akrabalık teorilerini açıklamak amacıyla kullanılmaktadır. Q grubunun İskandinavya'da yoğun olarak bulunması ise Ural ve Moğol akınları ile açıklanmaktadır.


R (Avrupa, Orta Asya, Hindistan)


30000 yıl önce P grubundan türemiştir. En fazla yayılmış ve çeşitlenmiş gruptur. Avrupa’nın I ile birlikte temel genetik grubunu oluşturur. Ayrıca Orta Asya Türklerinin de Q ile birlikte bir diğer ana grubudur.


R1a (Slav, Altay, Uygur, Hint)


R’nin mutasyonu sonucu Orta Asya’da ortaya çıkmıştır. Ruslar ve Polonyalılar gibi Doğu Asya Slavlarında, Uygurlar ve Altaylar gibi Orta Asya Türklerinde ve Kuzey Hindistan’da yoğun biçimde görülür. Bunlar dışında, hafif miktarda Sibirya, Türkiye, Balkanlar, İran, Almanya ve İskandinavya’da da görülmektedir.


R1b (Batı Avrupa, Uygur)



R’nin mutasyonu sonucu Batı Asya’da ortaya çıkmıştır. Günümüzde bütün Batı ve Orta Avrupa’da yoğun oranlarda görülmektedir. Bunlar dışında Türkiye, Yunanistan, Balkanlar ve Kafkasya ülkelerinde de azımsanmayacak oranlara sahiptir. Ayrıca Çin’in Kuzeyinde yaşayan Uygur Türklerinde de görülmektedir.


R2 (Kuzey Hindistan)

R’nin mutasyonu sonucu Orta Asya’da ortaya çıkmıştır. R1a ve R1b gibi Avrupa değil, güneye, Hindistan’a doğru ilerlemiştir. Günümüzde çoğunlukla Hindistan ve çevresinde bulunan fazla yaygın olmayan bir gruptur.


S (Doğu Yeni Gine)

Kökeni belirsiz bir gruptur. Nadir olarak Yeni Gine adasının doğusunda görülebilir.


T (Doğu Hindistan, Doğu Afrika)


Kökeni belli olmayan bir gruptur. Günümüzde nadir olarak Doğu Afrika, Doğu Hindistan, Mısır, İran ve Sicilya’da görülebilir.


Not: Aşağıdaki haritadan hangi bölgede hangi haplogrubun baskın olduğunu inceleyebilirsiniz.


Dünya'da Haplogrupların Dağılımı


Not: Aşağıdaki listeden Avrupa'da hangi ülkede hangi genlerin dağılımının daha fazla olduğunu inceleyebilirsiniz.






Şimdi de bu gruplar nasıl bir göç yolu ve evrimleşme izlemişler, onu inceleyelim:


Göç Yolları


Evrim


Bütün insanlar Afrika’dan türemişlerdir. Yeryüzündeki tüm milletlerin ortak atası Âdem grubu olarak adlandırılan A haplogrubudur. Orta Afrika’daki Âdem grubu mutasyona uğrayarak B grubunu oluşturmuştur. B grubunun bir kısmı Afrika’ya yayılmış, bir kısmı ise mutasyonla CR grubuna türemiştir.

CR grubu Afrika’dan çıkan ilk grup olduğu için bugün Afrikalı (siyahi) olmayan bütün ırkların atasıdır. CR grubu mutasyonla C, D, E ve F gruplarına dönüşmüştür. Bu gruplardan E’nin bir kısmı Afrika’ya yayılmış, bir kısmı ise Mısır, Filistin, Anadolu ve Yunanistan’a göç etmiştir. C ve D grupları hemen hemen birlikte hareket ederek, sırasıyla Arabistan, Hindistan ve Endonezya üzerinden Doğu Asya’ya ulaşmışlardır. D grubu Endonezya’dan, Japonya, Kore, Moğolistan ve Tibet hattında dağılmıştır. C grubu ise, Avustralya, Japonya ve Mançurya’ya dağılmış ve ayrıca daha sonra ortaya çıkacak Q grubu ile Amerikan Yerlileri ve Eskimoları oluşturmuştur.

Ortadoğu’da bulunan F grubu mutasyonla G, H, I, J ve K gruplarına dönüşmüştür. Her ne kadar G grubu Afganistan civarlarında oluşmuş olsa da günümüzdeki Kafkasya ırklarının oluşmasını sağlamıştır. H grubu da İran’da ortaya çıkmış ve Hindistan’a yayılmıştır.

J grubu bütün Sami ırklar ile Anadolu ve Mezopotamya milletlerinin atasıdır. Ortadoğu, Anadolu, Kafkasya, Kuzey Afrika ve Balkanlara yayılmıştır. J1 grubunun mutasyonu sonucu Araplar, Aramiler ve Yahudiler, J2 grubunun mutasyonu sonucu ise Roman ve Anadolu milletleri ortaya çıkmıştır. Günümüzde J2 grubu Akdeniz çevresindeki bütün milletler olmak üzere özellikle Türkiye Türkleri, Rumenler, Yunanlar ve güneydeki İtalyanlarda baskındır.

I grubu, genel olarak Avrupa’yı oluşturan iki temel gruptan birisidir (diğeri R). Ortadoğu’dan Balkanlara doğru ilerlemiş ve mutasyona uğrayarak I1 ve I2 gruplarına türemiştir. Daha sonra I1 grubu Kuzeye göç etmiştir. Günümüzde I1 grubu Norveç, İsveç gibi İskandinav milletlerinin, I2 ise Balkan milletlerinin temelinde bulunur.

K grubu, İran’da ortaya çıkmıştır ve birçok farklı ırkın atası konumundadır. Mutasyonla L, M, N, O ve P gruplarına dönüşmüştür. L grubu Hindistan’a, M grubu ise Yeni Gine’ye yayılmıştır. O grubu Çin’e yayılmıştır ve günümüzde Çin ve Vietnam, Malezya gibi Çinhindi ülkelerinin temel haplogrubudur. N grubu ise Kuzey Asya’ya, oradan da Avrupa’ya ilerleyerek Kuzey Avrasya – Ural milletlerini oluşturmuştur. Günümüzde Finlandiya, Estonya ve Sibirya Türklerinde yoğun miktarda görülür.

P grubu Avrupa kökenli ırklar ile Altay kökenli ırkların atasıdır. Orta Asya’da bulunan P grubu mutasyon sonucu R ve Q gruplarına dönüşmüştür. Q grubu, Kuzey ve Doğuya ilerleyerek N ve R ile karışarak Türkler gibi Altay kökenli milletleri oluşturmuştur. Orta Asya’da uzun süre sabit duran R mutasyon sonucu R1 ve R2 gruplarına dönüşmüştür. R2 güneye Hindistan’a inerek, Hintlerin atalarını, R1 ise batıya Avrupa’ya ilerleyerek Avrupalıların atasını oluşturmuştur. R1 grubu Kuzey Avrupa civarlarında R1a ve R1b olarak farklı mutasyonlar geçirmiştir. Günümüzde R1b Batı Avrupa toplumlarının, R1a ise Slavlar, Hintler ve Uygur Türklerinin temelinde bulunmaktadır.



ÖZELLEŞMİŞ GENETİK AYRIMLAR


Birçok insanın düşündüğü gibi ten, göz, saç rengi ve boy uzunluğu gibi kalıtsallıklar ırksal değil, coğrafi konum ve genetik hastalıklar/mutasyonlar/adaptasyonlar ile kazanılmış özelliklerdir. Günümüzde bazı milletlerin diğerlerine göre daha açık tenli veya uzun olmasının nedeni coğrafi konum ve genlerde oluşan mutasyonlardır. Örneğin, birbirinden tamamen farklı genetik ırka sahip iki ülke olan Finlandiya ve İsveç’te mavi göz ve sarışınlık oranı birbirine çok yakındır. İki ırkın genetikleri farklı olsa da aynı bölgede yaşamaları, benzer mutasyonlardan etkilenmelerini sağlamıştır. Şimdi bu mutasyonları inceleyelim.


1- Göz Rengi


Avrupa'da Açık Renkli Göz Dağılımı

Mavi Göz: İlk olarak Baltık Denizi kıyılarındaki insanlarda veya Doğu Karadeniz’de ortaya çıkmış yaklaşık 5000 yıllık genetik bir bozukluktur. İris az sayıda melanin içerir. Bu göz rengi oranının en yüksek olduğu bölgeler İskandinav ülkeleri ve onların komşularıdır. (Tüm dünyada yaklaşık %8 oranında görülür).

Yeşil Göz: Orta Avrupa’da ortaya çıkmış genetik bir bozukluktur. İris hem az sayıda melanin içerir, hem de fazla sayıda yağ bulundurur. Bu göz rengi oranının en yüksek olduğu bölgeler Kuzey ve Orta Avrupa ülkeleri ve onların komşularıdır. (Tüm dünyada yaklaşık %2 oranında görülür).

Gri göz: İran’da ortaya çıkmış genetik bir bozukluktur. İris çok az sayıda pigment ve yağ molekülü içerir. Sıklıkla mavi gözle karıştırılabilir. Bu göz rengi oranının en yüksek olduğu bölgeler İran, Hindistan, Afganistan, Pakistan ve komşularıdır. Çok nadir rastlanır. (Tüm dünyada yaklaşık %0,05 oranında görülür).

Kehribar göz: Yeşil göz rengini veren pigmentlerin genetik değişimi sonucu ortaya çıkmış göz rengidir. Altın sarısı ile turuncu karışımı bir görüntüye sahiptir. Bu nedenle ela göz ile sıklıkla karıştırılır. Avrupa, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Hindistan’da yaygındır. Nadir olarak rastlanır. (Tüm dünyada yaklaşık %4 oranında görülür).

Ela göz: Yeşil, mavi veya kehribar göz renklerinin karışımıyla ortaya çıkmış kalıtsal bir bozukluktur. Çoğunlukla farklı göz renklerinin genetik çaprazlaması sonucuyla ortaya çıkmaktadır. Ailesinde mavi, yeşil veya kehribar göz bulunduran çocuklarda daha sık rastlanır. Özellikle Avrupa, Ortadoğu, Kafkasya ve Anadolu’da yaygındır. (Tüm dünyada yaklaşık %14 oranında görülür).

Kahve göz: İnsanın bozulmamış göz rengidir. Herhangi bir mutasyon sonucu ortaya çıkmayan orijinal bir yapıya sahip olduğu için, en sık rastlanan göz rengidir. Dünya üzerinde her yerde sık olarak görülebilir. (Tüm dünyada yaklaşık %65 oranında görülür).

Siyah göz: Aslında siyah olmayan, koyu kahve renkli gözdür. İris çok yoğun sayıda melanin içerir. Aşırı koyu rengi nedeniyle iris ile göz bebeği dışarıdan bakıldığında bütünleşmiş olarak görülür. Kahve gözden farklı olarak genetik çaprazlamada baskın değildir. Kuzey Slavları, Japonlar, Çinliler ve Yahudilerde yüksek oranda görülebilir. Genel olarak Kuzey’e gittikçe görülme olasılığı artar. (Tüm dünyada yaklaşık %5 oranında görülür).

Kırmızı Göz: Albinoların göz rengidir. İriste hiç pigment bulunmadığı için göz temel rengini alamamıştır. Bu nedenle iris ve göz bebekleri kırmızı – beyaz karışımı bir renge sahiptir. Işığa karşı aşırı hassastır. Ayrıca en nadir göz rengidir (tam doğal bir göz rengi değildir).

Ayrıca albinolarda renk pigmenti olmadığı için, aşırı beyaz ten, beyaz saç ve renksiz kıllar görülür.

Nadirden Sıka göre: Kırmızı < Gri < Mavi < Yeşil < Siyah < Kehribar < Ela < Kahve


Albino kız ve Ailesi

Not: Albino bir insan, hangi milletten olursa olsun, hemen hemen İskandinav bir görüntüye sahip olacaktır. Enlem ve coğrafi bölge etkisi kaldırıldığında bütün Orta Doğu ve Avrupalıların temel bir dış görünüşe sahip olduğu albinoluk ile ispatlanabilir. Bir albino Arap ile albino İsveçli büyük oranda benzer ırksal dış özellikler gösterir.


2- Göz Yapısı

İnsan ırkının göz yapısı çekik ve çekik olmayan olarak ikiye ayrılabilir. Çekik göz denilen yapı aslında gözlerde bir çekiklik değil, üst göz kapağının buruna yakın kısımdan katlanmış olmasıdır. Bu duruma tıp dilinde “epicanthic fold” adı verilir. Nedeninin tam olarak belli olmamakla birlikte vücudun gözleri kum, fırtına veya güneşten koruma ihtiyacı nedeniyle oluşan bir mutasyon olduğu düşünülmektedir. Yoğun olarak Doğu Asya toplumlarında, az yoğun olarak da Orta ve Güney Asyalılar, İskandinavya’daki Samiler, Avustralya ve Amerikan yerlileri ile bazı Güney Afrika toplumlarında görülür.

Not: Bazı tıbbi sorunlar da göz kapaklarında değişmeye yok açabilir. Örneğin, Down Sendromu yaşayan (kromozom fazlalığı nedeniyle ortaya çıkan zeka ve fiziksel hareket geriliği) kişilerde de epicanthic fold görülmektedir. 1862’de John Langdon Down tarafından ismi verilen bu hastalığa yakalanan kişilere mongoloid adı verilmiştir. Bu isimlendirme daha sonra Christoph Meiners ve Georges Cuvier gibi birçok bilimsel ırkçı tarafından Asya kökenli ırkların Avrupa ırkları karşısındaki düşüklüğü amacıyla kullanılmıştır. Ancak 1970’lerden sonra mongoloid kelimesinin Down Sendromu için kullanılmasından vazgeçildi ve ayrıca modern bilimsel araştırmalar, çekik göz yapısına sahip ırkların düşük zekâlı değil, tam tersine diğer ırklardan ortalama olarak daha yüksek bir IQ’ya sahip olduklarını göstermiştir.


3- Saç Rengi



Avrupa'da Açık Renkli Saç Dağılımı

Sarı Saç: Melanin yapısının değişmesi sonucu ilk olarak Baltık Denizi çevresindeki insanlarda oluşmuş genetik bir mutasyondur. Saç yapısında bulunan feomelanin saça sarı rengini verir. Sarı saç rengi oranının en yüksek olduğu bölgeler İskandinav ülkeleri ve onların komşularıdır.


Avrupa'da Kızıl Saç Dağılımı

Kızıl Saç (Kırmızı veya Turuncu): Melanin yapısının değişmesi sonucu ilk olarak Britanya ve İrlanda çevresindeki insanlarda oluşmuş genetik bir mutasyondur. Saç yapısında bulunan feomelanin saça kızıl rengini verir. Kızıl saç rengi oranının en yüksek olduğu bölgeler Britanya, İrlanda, Belçika, Rusya (Volga bölgesi dünyadaki en yüksek oran) ve onların komşularıdır.

Kahve Saç: Melanin yapısı normal durumdadır. Saç yapısında bulunan ömelanin saça kahve rengini verir. Dünya üzerinde her bölgede sıklıkla rastlanabilir.

Siyah Saç: Melanin yapısı normal durumdadır. Saç yapısında bulunan ömelanin saça siyah rengini verir. Her bölgede rastlanabilmesiyle birlikte yaygın olarak Güney Slavları, Akdeniz çevresi ve Doğu Asyalılar arasında görülür.

Beyaz saç: Albinoların saç rengidir. Hiç pigment olmadığı için saç ve vücuttaki bütün kıllar beyaz renklidir. Çok nadir görülür.

Nadirden Sıka göre: Beyaz < Kızıl < Turuncu < Sarı < Siyah < Kahve





Dünya geneline bakıldığında, açık renkli saçlara sahip kişi görme olasılığının (sarışın, kızıl, açık kahve) Avrupa'da Baltık Denizi çevresinde en yüksek frekansta olduğu görülmektedir. Yüksek frekans, Kuzey Avrupa'nın kalanında ve Rusya topraklarında azalarak devam etmektedir. Doğu Asya, Hindistan, Afrika ve Orta - Güney Amerika'da ise frekans en az değerdedir.


4- Saç Biçimi

Kıvırcık saç, Ortadoğulular, Afrikalılar, Hintler, İranlılar, Akdeniz çevresi ve Batı Avrupalılar arasında yaygındır. Düz saç ise yaygın olarak Japonlar, Çinliler gibi Doğu Asya milletlerinde görülür. Dalgalı saç dünya üzerinde her bölgede görülebilir. Genetik olarak kıvırcık saç baskındır.


5- Ten Rengi

Dünya'da Ten Rengi Grupları

Çevresel faktörler ile kazanılan kalıtsal bir özelliktir. Ten rengi, güneş ışınlarının yıl boyu dik düştüğü Ekvatoral bölgelere gidildikçe koyulaşır, kutuplara gidildikçe ise beyazlaşır, doğuya gidildikçe sarılaşır. Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu ortalama olarak kumraldır.

Açık Ten (Pembe, Beyaz): Kuzey Avrupa’nın tamamı…

Soluk Ten (Kumral): Güney Avrupa, Balkanlar, Türkiye, Kanada, Orta Asya, Rusya, Kafkaslar, Suriye, Lübnan...

Koyu Ten (Esmer): ABD, Kuzey Afrika, Latin Amerika, Orta Doğu, İran

Kahve Ten (Aşırı Esmerlik): Kuzey Afrika'nın güney kısımları, Kuzey Hindistan, Güney Arabistan, Yeni Gine...

Siyahi Ten: Orta Afrika, Güney Hindistan, Güney Doğu ABD, Avustralya...

Sarı Açık Ten: Çin, Japonya, Moğolistan, Kore…

Sarı Koyu Ten: Malezya, Tayland, Vietnam, Myanmar, Endonezya, Filipinler…



Ten rengi sıralaması açıktan koyuya doğru şöyle yapılabilir:

Kuzey Avrupa < Güney Avrupa, Kuzey ve Orta Asya, Kuzey Amerika < Ortadoğu < Güney Amerika, Çin Hindi < Hindistan < Afrika, Avustralya

Avrupa’da halkının çoğunluğu beyaz ten rengine sahip olmayan ülkeler; İspanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan, Türkiye ve Balkan ülkeleridir. Bu ülkelerde kumral ve esmer ten frekansı yüksektir.


6- Boy Uzunluğu

Genel olarak Doğudan Batıya ve Ekvatordan Kutuplara ilerledikçe artar.

Çok Uzun Boy (>180 cm): Norveç, İsveç, İzlanda, Danimarka, Hollanda, Estonya, Çek, Macaristan

Uzun Boy (>175 cm): Rusya, Finlandiya, Almanya, İsviçre, İtalya, Avustralya, Polonya, Ukrayna, İrlanda

Normal Boy (>170 cm): Fransa, İngiltere, Türkiye, Yunanistan, İran, Kanada, Arjantin, Bulgaristan, ABD

Kısa Boy (>165 cm): Meksika, Brezilya, İspanya, Portekiz, Hindistan, Irak, Malezya, Japonya, Kore

Çok Kısa Boy (<165 cm): Çin, Moğolistan, Nijerya, Endonezya, Filipinler, Pakistan, Bolivya, Peru

Nadirden Sıka göre: Çok Uzun < Uzun < Normal < Kısa < Çok Kısa


7- Kıllılık Oranı


Dünya'da Kıllılık Oranları

Kıl oranının en yüksek olduğu bölgeler Akdeniz çevresi ile İskandinavya’dır. Genetik farklılıktan dolayı Akdeniz çevresi siyah kıllara, İskandinavya ise uzaktan zor fark edilen açık sarı kıllara sahiptir. Bu nedenle çoğu zaman İskandinav sarışınlarının kıllı olmadığı gibi bir yanlışa düşülebilir. Avrupa ve Ortadoğu kıllılık oranlarının yüksek olduğu bölgelerdir. Kıl oranı bu bölgelerin çevresinden uzaklaştıkça azalır. Kıl oranı özellikle Doğu Asya ve Afrika milletlerinde en azdır.

En Kıllı Milletler: İtalya, Yunanistan, Türkiye, İspanya, Portekiz, Suriye, İsrail, Mısır, Cezayir, Libya, Fas, Norveç, İsveç, Danimarka, İzlanda

En Az Kıllı Milletler: Orta Afrika, Çin, Endonezya, Filipinler, Çinhindi, Yeni Gine


8- Cinsel Özellikler

a- Penis Uzunluğu




Penis Uzunluğu Afrika ve Güney Amerika’da en yüksek, Doğu Asya ve Güney Asya’da en düşüktür.

En Uzun: Afrika, Güney Amerika, Fransa, Macaristan, Kazakistan

En Kısa: Çin, Kore, Japonya, Hindistan, Malezya, Endonezya


b- Göğüs Büyüklüğü



Kadınlarda göğüs büyüklüğü Güney Amerika gibi bazı istisnalar dışında ekvatordan uzaklaştıkça artmaktadır. Rus, Fin, Norveçli ve İsveçli kadınların göğüs büyüklükleri en fazladır. Doğu Asya ve Afrika’da ise göğüs büyüklüğü oldukça azdır.

En Büyük: Rusya, İsveç, Norveç, Finlandiya

Büyük: Almanya, Danimarka, İzlanda, ABD…

Normal: Ukrayna, Romanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Brezilya…

Küçük: İspanya, Portekiz, Türkiye, Yunanistan, İran, Hindistan, Arabistan…

En Küçük: Çin, Kore, Japonya, Endonezya, Malezya, Tayland, Moğolistan, Afrika…


c- Cinsel Güç (Cinsel İstek)

Öncelikle karıştırılmaması gereken, cinsel güç penis boyu veya üreme oranlarıyla bağlantılı değildir. Hesaplamada erkek ve kadında bulunan cinsel istek ve birim sürede gerçekleştirilebilecek cinsel ilişki sayısı temel alınır. Bu kapsamda, Türkiye, Yunanistan, İtalya, İspanya ve Kuzey Afrika gibi Akdeniz çevresi ülkeler ile Macaristan’da en fazla; Hindistan, Japonya, Çin, Kore, Endonezya, Malezya, Rusya ve İskandinav ülkelerinde ise en düşüktür.


9- IQ (Sayısal Zekâ Katsayısı)




Not: Her ne kadar genetik ayrımlar başlığında vermiş olsam da toplumsal IQ oranları sadece genetik değil aynı zamanda da kültürel faktörlerdir.

Gen analizine göre, IQ, Uzak doğu ve Avrupa’da yüksek, Afrika ve Ortadoğu’da düşüktür. Özellikle Japonya, Çin, Kore ve Tayvan IQ bakımından oldukça yüksektedirler. Bu ülkeleri sırasıyla Moğolistan, Almanya ve İngiltere izler. Orta Avrupa ortalama üstü bir IQ'ya, Türkiye, ABD, Rusya ve Balkanlar ortalama bir IQ'ya, Afrika ve Ortadoğu ise daha düşük bir IQ'ya sahiptirler. Ayrıca başta Batılı faşistler olmak üzere birçok insanın Mongolizm kavramıyla dalga geçtiği Moğolların IQ’sunun Batılılardan çok daha yüksek olması ırkçılığı çürüten başka bir ispattır.


GDP - IQ İlişkisi

Not: Yapılan araştırmalar bazı istisnalar haricinde IQ yüksekliğinin bir ülkenin GDP’si (Gayrisafi Yurtiçi Hâsıla) ve refahlık düzeyi ile doğru orantılı olduğunu göstermektedir. Yani, daha zengin ve rahat ülkelerin vatandaşları IQ testlerinden daha iyi sonuçlar almaktadır. Parasal ve gündelik sıkıntılar ile daha az uğraşan toplumlar sanat, bilim ve edebiyata daha çok zaman ayırmakta ve doğal olarak bu yaşam tarzı IQ’larına da yansımaktadır. Elbette genetik olarak IQ ortalaması daha yüksek ve daha düşük toplumlar vardır. Örneğin Doğu Asya, ekonomik ve sosyal sorunlara bakmadan lider durumdadır, ancak özellikle Avrupa ve Orta Doğu ülkeleri arasındaki IQ farklılığı çoğunlukla kültürel ve ekonomik nedenlerden ortaya çıkmıştır. Bu durum, IQ’nun yüzde yüz kalıtsal bir özellikten çok, sonradan kazanıldığını da göstermektedir. Bu nedenle, ırklar arası IQ analizi sadece genetik değil aynı zamanda da kültüreldir. IQ oranının çok düşük olduğu toplumdan bir kişi, IQ oranının yüksek olduğu bir ülkede doğup büyüyerek yüksek IQ’ya sahip olabilir. Ayrıca unutulmaması gerekir ki IQ tek başına zeka göstergesi değildir, zekayı etkileyen bir çok faktör bulunur. IQ sayısal ve analitik zekadır. Sözel, sanatsal, davranışsal, duygusal, sosyal zekaları ölçen farklı kavramlar bulunur. Bu nedenle sadece IQ üzerinden bir insana zeki veya aptal demek düz bir bakış açısı olacaktır. Nitekim, araştırmalar a göre, IQ'sü düşük bireylerin EQ'su genellikle daha yüksek çıkmaktadır.


10- Vücutsal Direnç

Vücutsal direnç; açlık ve susuzluk gibi kıtlık durumlarıyla başa çıkabilme ve virüsel hastalıklar, veba ve çeşitli yaralanmaları atlatabilme (akyuvar etkinliği), daha çabuk ve başarılı oranda iyileşebilme (rejenerasyon) derecesidir. Vücutsal direncin en yüksek olduğu bölge Orta Doğu’dur. Bunun dışında Hindistan ve Afrika da yüksek oranlarda vücutsal dirence sahiptir. Vücutsal direncin en düşük olduğu bölgeler ise Avrupa ve Doğu Asya’dır.


11- Hız ve Çeviklik

Hız ve çeviklik, sadece fiziksel hareketlerde bulunma değil, aynı zamanda savaşma (kılıç, ok, mızrak) becerisinin de ölçüsüdür. Hız ve çeviklik doğuya gidildikçe ve ekvatora yaklaştıkça artar. Japonlar, Çinliler ve Moğollar gibi milletler diğer milletlere göre daha hızlı ve çeviktir. Bunların yanında Afrikalı siyahiler, Orta Asyalılar ve Hintliler de dünya ortalamasının üzerindedirler. Hız ve çeviklik konusunda en yetersiz bölgeler ise Akdeniz ve özellikle kuzeyi olmak üzere Asya ve Avrupa’dır.


12- Fiziksel Kuvvet

Fiziksel kuvvet kas yapısı, koşu, zıplayış ve stamina gibi özelliklerin ölçüsüdür. Bu kapsamda Afrika fiziksel kuvvette - yüzme hariç - lider durumdadır. Bir Afrikalı diğer ırklara göre çok daha uzun süre kaslarını kasabilir, daha hızlı koşabilir veya daha uzağa ve yükseğe zıplayabilir. Fiziksel kuvvetin en az olduğu yerler ise Doğu Asya ve Hindistan’dır.

Not: Yukarıda bahsettiğim 12 özelleşmiş genetik ayrım çoğunlukla insanın dış yapısına etki etmektedir. Toplumlar dış görüşün olarak birbirlerinden farklı görünseler de, içyapı itibariyle birbirlerinin aynısıdırlar. Tam tersi bir şekilde genetik yapıları farklı milletler de benzer dış görünüşe sahip olabilirler (Finlandiya - İsveç).

Not: Manevi özellikler ile ırkların alakası yoktur. Hiçbir ırk diğerine göre -genetik olarak- sayıca daha fazla hırsız, tecavüzcü veya katil içermez. Bu oranlar toplumsal kültür tarafından etkilenir. Kötü kalpli, iyi kalpli, suçlu, kurtarıcı vs. ırklar yoktur.



IRKÇILIK NEDEN MANTIKLI DEĞİLDİR


Gerek Y-DNA haplogruplarına, gerekse özelleşmiş genetik ayrımlara baktığımızda aslında her genetik ırkın kendine özgü avantajları ve dezavantajları vardır.

Örneğin, Asyalılar GENEL OLARAK (ırk analizinde genelleme yapılır, bireyler tek tek değerlendirilemez) diğer ırklara göre daha zeki ve çeviktirler. Ancak diğer yandan da daha kısa boylu, kassız ve dayanıksız bir yapıya sahiptirler. Göğüs ve penis büyüklükleri küçük, cinsel güçleri zayıftır. Avrupalılar açık beyaz ten ve mavi - yeşil göz, kızıl saç, sarı saç gibi farklı genetik ayrımlar nedeniyle diğer ırklara göre daha özelleşmiştir. Kadınlarının göğüsleri büyük ve vücut yapıları feminen baskınlığın etkisiyle daha kadınsıdır. Ancak, dezavantaj olarak vücutsal direnç ve çeviklik konularında zayıftırlar. Kadın ve erkek fark etmeden kıl oranları fazladır. Avrupalı erkeklerin vücut yapıları diğer ırklara oranla daha az erkeksidir. Afrikalı ırklar ise güçlü, çevik ve dirençli bir yapıya sahiptirler. Erkekleri daha erkeksidir. Ancak kadınlar daha az kadınsıdır ve özelleşmiş dış görünüş çok az oranlarda görülür.

Ayrıca elbette bütün genellemelerde gibi genetik genellemeler de her zaman doğru değildir. Bir Avrupalı’dan daha iyi yüzebilecek Afrikalı olduğu gibi, erkeksi bir Avrupalı veya güçlü kuvvetli bir Asyalı da olabilir.

Kısaca her genetik ırk farklı özelliklere sahiptir ancak avantaj ve dezavantajları tek tek ele aldığımızda aslında hiçbir genetik ırk diğerine üstün değildir.



MODERN GENETİK YAPI ÜZERİNE ANALİZLER






Dünya ırklarını aşırı genel bir şekilde 5+ gruba ayırabiliriz. Avrupa, Orta Doğu Anadolu, Kuzey Afrika ve Kafkasya millelerini Caucasoid ya da European (Avrupalı) olarak kabul edebiliriz (Şimdi belki mesela Araplar nasıl Avrupalı kabul ediliyor diye sorabilirsiniz. Araplar her ne kadar enlem farkında dolayı daha esmer ve genetik dağılım farkından diğer Avrupalılara göre daha ayrı bir fenotipe sahip olsalar da, genetik olarak Avrupa milletleri ile aynı havuzda bulunmaktadırlar). Geriye kalan temel ırklar ise, Asyalılar, Hintliler, Afrikalılar ve Avustralyalılardır. Amerikan toplulukları ise Avrupalı, Asyalı ve Afrikalı ırkların birleşimi bir kombinasyondan oluşmaktadırlar.





Dünyanın genetik yapısını biraz daha özelleşmiş olarak incelersek karşımıza biraz daha fazla grup çıkacaktır. Yunanistan, Türkiye, Güney İtalya, Arnavutluk ve Kafkasya ülkeleri Aegean (Ege) ya da Anatolian (Anadolu) havuzundadır. Güney Fransa, İspanya, Portekiz ve Kuzey İtalya ise Akdeniz Havuzunda bulunur. Irak ve İran bölgesi Mezopotamya, Suriye, Lübnan, İsrail ise Levantine havuzundadır. Levantine, Avrupalı ile Sami genlerinin karşımı bir havuzdur ve ilk olarak haçlı seferleri ile Orta Doğu'ya yerleşen Avrupalılar ile bölge halkı olan Arapların genetik kaynaşması ile oluşmuştur. Diğer genetik havuzları yukarıdaki haritadan inceleyebilirsiniz.


1- Avrupa’nın Genel Yapısı




Avrupa'nın Güney Doğusu'nda Greco - Anatolian olarak da isimlendirilen Anadolu - Roman genetik havuzu baskındır. Bu gruptan olan insanlar çoğunlukla kumral tenli, kahve saçlı, orta boylu ve kahve gözlüdürler. Türkiye, Yunanistan, Arnavutluk, Kosova, Güney İtalya, Irak, İran, Suriye, Lübnan, İsrail, Gürcistan, Azerbeycan, Ermenistan ve Güney Kafkasya bu havuzun içerisindedir. Ancak bazı bilim adamları Levantine olarak adlandırılan ve Suriye, Lübnan, İsrail ve Ürdün'den oluşan genetik havuzu ayrı bir grup olarak kabul edebilir. Levantine grubu, Anadolu grubuna göre biraz daha esmer, kıvırcık saçlı ve Orta Doğu hatlarına sahiptir.

Doğu'da yer yer Mongolic (Moğol) ve Tataric (Tatar) bölgeler görülmesiyle birlikte baskın olan Slavic (Slav) havuzudur. Bu Slavic gruptaki insanlar uzun boylu, sıska, beyaz tenli ve açık renk gözlü ve açık renk saçlıdır. Mongolic ve Tataric havuzdakiler ise Asyalı ile Avrupalı karışımı bir yapıya sahip ve çekik gözlüdürler. Polonya, Ukrayna, Slovenya, Hırvatistan, Polonya ve Rusya baskın Slav devletleridir. Geriye kalan balkan devletleri ise Slavic ve Anatolian havuzunun karışımından oluşur.

Kuzey Almanya, Hollanda, Norveç, İsveç ve Danimarka Germanic (Cermen) havuzunda yer alır. Orta boylu, iri yapılı, açık tenli ve açık saçlı insanlardır. Slavlarla karışımları Macaristan, Çek, Slovakya havuzunu oluşturur. Celtic havuzuyla karışarak ise Batı Almanya, Benelux, Doğu Fransa ve İngiltere'yi oluşturur.

Celtic (Kelt) grubu İrlanda, İskoçya ve Galler'de görülür. Beyaz - pembe tenli, kızıl saçlı ve sıska yapılıdırlar. İspanya, Güney Fransa, Portekiz ve Kuzey İtalya'da Latin grubu bulunur. Bu bölgeler çok çeşitlenmiştir. Esmer ve siyah saçlı gruplar olduğu gibi açık ten ve açık saçlı gruplar da bulunabilir.

Finlandiya'da Finnic (Ural) - Germanic karışımı, Baltık Bölgesinde ise Finnic - Slavic karışımı havuzlar bulunur. Bu bölgelerdeki insanlar uzun boylu, çok açık tenli ve saçlıdırlar.




Avrupa, temel olarak 3 farklı Y-DNA’sal genetik gruptan oluşmaktadır. Batı Avrupa R1b’nin, Doğu Avrupa ise R1a’nın yoğunluğu altındadır. Arada kalan İskandinavya, Orta Avrupa, Balkanlar ve Anadolu’da ise birçok grubun birleştiği bir genetik çeşitlilik vardır. Tek orijinal Avrupa grubu olan I, İskandinavya ve Balkanlar’da yüksek olmak üzere bütün ülkelerde görülürken, Asya’dan gelen N grubu, Kuzey Doğu Avrupa’da, Anadolu’ya ait J2 grubu ise Anadolu, Balkanlar ve İtalya’da görülür. I geninin yoğun olduğu Balkanlar ve İskandinavya harici bütün diğer Avrupalı milletler aslında Orta Asya’dan veya Afrika’dan göç etmişlerdir (R1 ve E grupları).

Avrupa sarışınlık, kızıllık ve renkli gözlülük gibi özelleşmiş dış görünüşlerin en fazla olduğu kıtadır. Bu nedenle net bir Avrupalı dış görünüşünden bahsetmek imkânsızdır. Caucasoid görünüme sahip Avrupalılar, Kuzey’de kızıl ve beyaz tenli, merkezde ve doğuda sarışın, güneyde ise kumral – esmerdir.
Güney İngiltere ile Kuzey İspanya’da rastlanan genetik grup aynı olmasına rağmen (R1b) bu iki toplumun dış görünüşü enlem nedeniyle farklı gözükmektedir ancak genetik olarak benzer yapıya sahiptirler.

Batı ve Kuzey Türkiye ile Kuzey Yunanistan’ın genetik yapısı çok büyük oranda aynıdır. Ayrıca Bulgaristan, Güney İtalya ve Suriye’de benzer genetik özellikler taşımaktadır. Anadolu Türkleri, Yunanlar, Arnavutlar, Gürcüler, Güney İtalyanları, Suriye Arapları, Kürtler, Lübnanlılar ve İsrailliler benzer genetik gruba sahiptirler.

Asya kökenli genlerin en çok bulunduğu ülke Finlandiya'dır ancak Asyalı özellikleri olarak kabul edilen sarı ten veya çekik göz bu bölgede görülmez. Bunun nedeni bölgesel şartlardan kaynaklanan mutasyondur.


2- Amerika’nın Genel Yapısı




Amerika genetik çeşitliliğin en fazla olduğu kıtadır. Güney Amerika ve Meksika genetik havuzu Latin Avrupalı ve Amerikan yerlilerinin birleşiminden oluşmuştur. Hem R1a, R1b, I gibi Avrupa’da yaygın olan genleri, hem de Q ve C gibi Asya’ya özgü genleri barındırırlar.

Amerika Birleşik Devletleri ise tam bir karışımdan oluşmaktadır. Ülkenin güney batısı Meksika genetiğine, güney doğusu ise Afrikalı siyahi genetiğine sahiptir. Kuzey doğuda İrlanda, İngiliz ve İtalyan genetikleri yoğun olarak görülür. Ülkenin özellikle kuzey batısı olmak üzere belli yerlerinde Asya genetiğine sahip Amerikan yerlileri (Kızılderililer, Eskimolar) bulunmaktadır. Geriye kalan büyük bir kısım ise Cermen (Alman) kökenlidir. Ayrıca ülkede Arap, Koreli, Çinli ve Fransız da olmak üzere 50’den fazla millet yaşamaktadır. Ülkenin genelinde sarışınlığa ve renkli gözlülüğe rastlama oranı Avrupa’dan düşüktür. Ülkenin ten rengi ortalaması da Avrupa ve Ortadoğu’dan daha düşüktür.


3- Asya’nın Genel Yapısı

Asya 4 temel gruptan oluşmaktadır: D grubuna sahip Japonya, Kore ve Tibet, O grubundaki Çin ve Çinhindi devletleri, R1a grubuna sahip Orta Asya Türkleri, C grubundaki Moğollar, L grubundaki Hindistanlılar ve N grubundaki Kuzey Asya kavimleri (Yakutlar, Eskimolar…)

Japonya da dâhil olmak üzere bütün Doğu Asya toplumları yoğun miktarda O grubuna sahiptir. Japonlar ile Çinliler birbirine benzemesine rağmen aynı kökenden değillerdir. Arada büyük mesafe bulunmasına rağmen Japonların en yakın akrabaları Tibetlilerdir.

Orta Asya Türkleri normal bir Avrupalı kadar R1a taşımasına rağmen doğa koşulları, enlem farkı ve diğer grupların etkisi nedeniyle hem Avrupalı hem Asyalı özellikleri taşımaktadırlar. Ne tam Caucasoid ne de tam Mongoloid'dirler.

Not: Çekik gözlülüğe etki eden haplogruplar değil, doğa koşulları nedeniyle mutasyona uğramış vücut DNA’larıdır.



TÜRKLERİN KÖKENİ


İlkçağ Türk devletlerinin genetik yapısı, R1 ve Q baskın olmak üzere N, O, C, P ve K gruplarından oluşmaktaydı. Türkler yeni ve ara bir ırktır (P, N, O kökenli Türkler, Urallar, Avrupalılar ve Çinliler gibi ırklar diğerlerine göre daha yeni ve Orta Asya, Orta Doğu ve Endonezya milletleri birçok farklı haplogrubun göç yolundan etkilendiği için ara ırk olarak kabul edilir). Türkler tarihin her döneminde birçok farklı gruptan oluşan bir genetik yapıya sahip olmuşlardır. Sanıldığı gibi Orta Asya Türkleri, Çin ve Japonlara değil, Avrasyalı kavimlere genetik olarak daha yakındır. Örneğin günümüzde Çin’de bulunan Uygur Türkleri bir Balkan milletinden daha fazla Avrupa grubu olarak kabul edilen R1a ve R1b dizilimlerine sahiptir (her biri %15 civarı). Başka bir örnek olarak da günümüzde Kuzey Orta Asya’da bulunan Türk kavmi Altaylar, Slavların temel grubu olan kabul edilen R1a’yı Slavlardan daha fazla oranda bulundurmaktadırlar (%50’den biraz fazla).






Altay Türkü

Tarihçiler, Türklerin tarih noktasında ilk çıktığı ve dünyaya yayıldığı noktayı Orta Asya olarak kabul etmektedirler. Elbette bunun nedeni, Türklerin yazıyı geç kullanmaya başlaması ve Türklerle ilgili ilk bilgilerin Çin kaynaklarından öğrenilmesidir. Diğer yandan haplogrup incelemesine baktığımızda Türklerin çıkış noktası bilimsel olarak aslında Hazar Denizi civarıdır. Yani Göktürkler aslında Hazar’dan doğuya, Orta Asya’ya göç etmiş Türklerdir. Bu teori kapsamında tarihte ilk bilinen Türk topluluğu İskitler (Sakalar) kabul edilir. Sakalar, Asya'dan batıya göç etmemiş, var olduklarından beri Hazar bölgesinde bulunmuş bir topluluktur. Hatta bazı tarihçilere göre Homeros'un İlyada'da bahsettiği Amazonlar, Saka topluluğundan ayrılmış kadın savaşçılardır (Ayrıca tarihte bilinen ilk kadın hükümdar Sakalı Tomris'tir). Kısaca Türkler, ilk Hun ve Göktürk devletleri ile ortaya çıkmış ve daha sonra batıya göç etmiş bir millet değil, Hazar denizi civarında (Avrasya) Sakalar ile ortaya çıkmış Avrupalı - Asyalı karışımı bir millettir. Y-DNA analizleri bu teoriyi doğrulamaktadır. Q geni, Hazar denizi civarında oluşmuş bir gendir ve bu nedenle Türklerin ana vatanları Orta Asya'nın batısı, Hazar Denizi'nin üstü ve civarıdır.

Her ne kadar Türkler ile Japonlar, Koreliler ve Moğollar arasında büyük oranlı bir genetik benzerlik bulunmasa da, bu ırkların dil yapıları aynı ailedendir. Bunun nedeni ise basittir, Türkler Hazar bölgesinde ilk kez ortaya çıktıklarında – eski çağlarda, diğer tüm topluluklar gibi dilleri ilkel insanlardı. Daha sonra büyük bir kısmı doğuya göç ederek Moğolistan civarına yerleşti ve Hunları oluşturdular. Boylar oluşturup Türkçe dilini kurduklarında ise dilleri Orta Asya’da geliştiği için Japonca, Korece ve Moğolca’ya benzer bir grammer yapısına sahip oldular.

Anadolu Türklerine gelirsek durum biraz daha ilginç bir hal alıyor. Anadolu Türkleri binlerce yıl boyuna Anadolu ve civarında bulunduğu için temel grupları olan Q ve R1a’yı büyük oranda kaybetmişlerdir. Bulundukları bölge Anadolu olduğu için günümüz Türklerinde en çok rastlanan grup J2 yani Anadolu, Mezopotamya, Roman olarak adlandırdığımız gruptur. Ayrıca Güney kabileleriyle etkileşim sayesinde J1 ve E, Kafkasya göçleri sonucunda da G gruplarının oranları yükselmiştir. Günümüz Anadolu Türkleri, Göktürkler, Avrupa Hunları ve Sakalar arasındaki genetik benzerlik çok azdır. Türkler tarih boyunca kültürel olarak "Türklük" kimliğini korumuş ancak bir çok farklı genetik yapıdan etkilenmişlerdir.



TÜRKLERİN MUTASYONU


Karakteristik Türk Grupları: Q, R, P
Yardımcı Türk Grupları: C, N, O

- Türk ırkı, K ve P gruplarının özelleşmesiyle ilk kez ortaya çıktığında Q ve R1 gruplarından oluşuyordu (Q, R1, P). Dış görünüş olarak Avrupalı ve Asyalı karışımıydılar. Sakalar bu evreye örnektir.

- Daha sonra Türklerin büyük bir kısmı doğuya, şimdiki Moğolistan bölgesinin yakınlarına yerleşti. Göktürkler, Hunlar ve Uygular gibi devletleri kurdular. Bu Orta Asya Türklerinde Q ve R1a baskın olmak üzere N, O, C, grupları bulunuyordu. Asya genlerinin artmasıyla birlikte daha Asyalı ve Mongoloid bir ırka dönüştüler. Dış görünüş olarak biraz daha fazla Asyalıydılar ancak yine de Avrupalı genleri nedeniyle de Caucasoid görünüşleri de vardı.

- Doğuya göç etmeyen Türkler ise Hazar bölgesinde Kıpçaklar gibi çeşitli topluluklar oluşturdular. Bu toplumlar genetik olarak R1a baskınlığına sahipti. Daha Avrupalı bir görünüşe sahip oldular, açık renk saçlı ve kumral tenliydiler. Genetik yapıları Sakalarla benzerdi.

- Çin baskısı nedeniyle Orta Asya’da yaşayan Doğulu Türkler ise batıya göç ettiler. Bu göçlerde Kuzey ve Güney olmak üzere iki adet göç yolu kullanıldı. Kuzey göç yolunu kullanan Türkler, Ural kabileleri ile etkileşim sonucunda R1a ve N baskınlığına ulaştılar. Tatarlar bunlara örnektir.

-Güney göç yolunu kullanan Türkler ise Yunanlar, Anadolu toplulukları, Ermeniler, Persler ve Araplar ile etkileşim sonucunda J1, J2 ve Ra1’nın farklı bir türü tarafından değişime uğradılar. Osmanlı ve Anadolu Türkleri bu gruba örnektir.


-Dünya üzerinde genel bir Türk tipi yoktur. Doğu Asya'lı Türkler bir Çinli'ye, Moldova'lı Türkler bir Rus'a, Anadolulu Türkler ise bir Arap'a veya İtalyan'a benzeyebilir.



Uygur Türkü



Kırgız


-Balkanlara yerleşen bazı Türkler ise Slav ve Türk kombinasyonuna dönüştüler. Moldova'da yaşayan Gagauz Türkleri bu gruba örnektir.


Gagauz Türkü


- Anadolu Türkleri Güney göç yolunu kullanan Oğuz boyları ile daha sonraları Kuzey ve Güney’den gelen göçler sonucu oluşmuşlardır. Bin yılı aşkın bir sürede J2 olarak adlandırılan Anadolu – Roma haplogrubu bu Türklerde baskın hale geldi.


-Çoğunlukla Mongoloid olarak değerlendirilen Tatarlar günümüzde büyük oranda Slavlaşmış ve klasik bir Rus görünümünü almışlardır. Bugün Tataristan'da Asyalı görünümde Tatar oranı çok düşüktür. Diğer yandan Türkiye'deki Tatar nüfusu genetik olarak daha az değişime uğramıştır. Özellikle Tatar nüfusunun fazla olduğu Eskişehir'de Asyalı görünümünde Tatarlar yaygındır.

Tatar

- Hazarlar günümüzde büyük oranda Slavlaşmış bir topluluktur. 7. yüzyılda Museviliği kabul etmiş bu Türkler, özellikle Avrupa'daki Aşkenazi Yahudileri ile Ukrayna ve Rusya'daki Türkler ve Başkurtlar ile genetik akrabalık taşırlar.


Hazar


Kazak

- Kazaklar Ruslar, Türkmenler ise Persler ve Afganlar tarafından genetik olarak etkilenmiş milletlerdir.


Türkmen


Sibir


Yakut



Özbek


-Azeriler, Kıbrıs Türkleri ve Anadolu Türkleri hemen hemen benzer genetik yapıya sahiptirler.


Anadolu Türkü




TÜRKİYE’DE GENETİK YAPI


Türkiye Türklerinin genetik olarak en yakın oldukları, Yunanlar, İtalyanlar, Rumenler ve Kafkasya topluluklarıdır. Anadolu – Roma grubu olan J2, Türkiye, Yunanistan, Güney İtalya, Suriye ve Lübnan’da görülen temel haplogruptur. J2’nin baskın olduğu bölgelerdeki toplumlar Anadolu – Roman ırkı olarak gruplandırılır. Bunun dışında Anadolu’da batıda, özellikle Balkanlar’da Orta Avrupa grubu olan I ve Kuzey Afrika grubu olan E, Kuzey Doğu’da Kafkasya grubu G ve Doğu Avrupa grubu R1a, Kuzey Batıda Batı Avrupa grubu R1b ve Güneydoğu’da ise Sami ırkı grubu olan J1 oranı fazladır.








Türkiye'de sayısı 60 milyon ile en fazla olan etnik grup Türklerdir. Bunu yaklaşık 8 milyon ile Kürtler ve 2 milyon ile Zazalar takip eder. Bunlar dışında Çerkez, Laz, Gürcü, Ermeni, Yunan, Arap ve Azeri nüfus da bulunmaktadır. Çerkez, Laz ve Gürcüler Türkiye ortalamasına göre daha açık tenli, açık saçlı, açık gözlü ve uzun boyludur. Özellikle Artvin ve Rize bölgesinde sarışınlık hatta kızıl saç görülme oranı çoğu Avrupa ülkesinden daha fazladır. Çerkez nüfusunun fazla olduğu bölgelerde de ten rengi Türkiye ortalamasına göre daha açık renklidir. Kuzey Doğu Anadolu'da Ermeni ve Azeri etkisi olan Kars ve Ardahan gibi bölgeler daha esmer, Gürcü etkisi olan Artvin ve Erzurum gibi bölgeler ise daha kumraldır.

Halk arasında "Aslında gerçek Kürtler sarışın mavi gözlü oluyormuş" gibi yanlış bir inanış vardır. Kürtler, Türklere göre Pers ve Semitik genleri daha fazla oranda taşırlar ve enlem olarak daha güneydedirler. Kürtler kumral - esmer arasında bulunmaktadır. Ancak elbette sarışın bir Asyalı olabildiği gibi sarışın ve mavi gözlü Kürt de olabilir, lakin bunun gerçekleşme oranı çok düşüktür.

Aşağıdaki haritadan da görüleceği gibi Türkiye'de açık saç görülme oranı en yüksek olan yerler İstanbul hariç Marmara bölgesi, Ege, Samsun civari ve Doğu Karadeniz'dir. Ten ve saç renginin en koyu olduğu bölge ise Güney Doğu Anadolu ile Hatay - Adana'dır.







Türkiye Türklerinde Orta Asyalı atalarından kalma Hun grubu olan Q, %2 civarı bir oranla hala bulunmaktadır (Q geninin ilk Türklerde bile en fazla %20 civarında olduğu tahmin ediliyor, Türklerde her dönemde -Anadolu hariç- oranı en yüksek olan grup R1 olmuştur). Ayrıca Avrupa’da Q geni Türkiye dışında Romanya, Moldova, Macaristan, İskandinav ülkeleri ve İzlanda’da da bulunmaktadır. Q geninin bu ülkelere Hunlar ile yayıldığı tahmin edilmektedir.

Not: Türklere özgü olarak kabul edilen Q grubu, Amerikan yerlilerinde %90’lara varan oranlarda bulunmaktadır. Bilimsel olarak Kızılderililer ve Türkler aynı genetik kökene sahiptirler.


Türkiye’de 20’den fazla temel Y-DNA grubu bulunmaktadır.






J2 = %24 (Anadolu – Roma), Anadolu halkları, Yunan ve Hititler’den alınmıştır.

R1b = %16 (Doğu Avrupa), Eski Türklerde var olan bir gruptur, ayrıca Hint ve Ruslar’dan.

G = %11 (Kafkas), Gürcüler, Ermeniler ve Çerkezler gibi Kafkas milletlerinden alınmıştır.

E3b = %11 (Kuzey Afrika – Akdeniz), Berberiler ve Arnavutlar’dan alınmıştır.

J1 = %9 (Sami), Araplar ve Yahudilerden alınmıştır.

R1a = %7 (Batı Avrupa), Eski Türklerde var olan bir gruptur, ayrıca batı Avrupalı milletlerden alınmıştır.

I = %5 (Orta Avrupa), Balkan devletlerinden alınmıştır.

L = %4 (Hindistan), Hintlilerden alınmıştır.

N = %3 (Kuzey Avrasya), Eski Türklerde var olan bir gruptur, Ural milletlerinden alınmıştır.

K = %2 (Pers – Hint), İranlılardan alınmıştır.

Q = %2 (Orta Asya), Eski Türklerde var olan bir gruptur.

C= %1 (Moğol), Moğollardan alınmıştır.



Türkiye Türkleri'nin (İstanbul yerlisi baz alınarak) ırksal genetik olarak hangi ırklarla benzerliği olduğunu ele alalım: (oranlar Y-DNA ve mDNA eş dizilimsel benzerliklerinin oransal toplamıdır)

Türkiye Rumu: %93
Türkiye Ermenisi %89
Türkiye Kürdü: %87
Yunan: %81
Arnavut: %78
Ermeni: %71
Azeri: %69
Gürcü: %64
Irak Kürdü: %57
Bulgar: %52
Rumen: %45
Pers: %44
İtalyan: %39
Arap: %38
Türkmen: %31
Macar: %29
Finlandiyalı: %28
Rus: %26
Kazak: %24
Kırgız: %23
Özbek: %18
Alman: %14
Uygur: %11
Çinli: %8
Fransız: %6
Japon: %5 
Hint: %3 
İngiliz: %2

Not: Bu oranlar İstanbul yerlisi yerine örneğin Antakya yerlisi veya Rize yerlisi alındığında biraz daha farklı çıkacaktır.



TÜRKLERİN KİMLİĞİ: AVRUPA MI ASYA MI ORTADOĞU MU?


Türkler genetik ve kültürel yapıları itibariyle arada kalmış bir millettir. Antik Türklerden olan Sakalar ve Kıpçaklar bile Asya ve Avrupa arasında bulunan ve iki tarafa da belli yakınlıkları olan milletlerdi. Türklerin kaderi geçmişte olduğu gibi şimdi de tam olarak bir bölgeye ait olamamaktır. Bir Avrupalıya göre Türkler Asyalı, bir Asyalıya göre ise Avrupalıdırlar.

Türkler ne Avrupalı, ne Asyalı ne de Ortadoğuludur. Aynı şekilde Türkler gibi, Yunanlar, Arnavutlar ve Ermeniler de arada kalmış milletlerdir. Genetik yapıları her bölgeden eşit miktarda etkilenmiş ve bunun doğrultusunda merkezi bir millete dönüşmüşlerdir.

Altta vereceğim haritalarda görüleceği üzere Türkiye toprakları az miktarda her genetik havuzdan etkilenmiş ancak belli bir bölgeye baskın olarak ait olamamışlardır. Bu nedenle Türkleri ne Avrupalıne de Asyalı olarak göremeyiz. Türkler ara bir millettir, Avrasyalıdırlar...


Afrikalı

Doğu Avrupalı

Akdenizli

Güney Batı Asyalı

Batı Asyalı

Kuzey-Batı Avrupalı




GENETİK ZENGİNLİK - ÇEŞİTLİLİK


Günümüzde saf ırk olarak adlandırılabilecek hiçbir millet yoktur. Aryan ırk iddiası gerçekliği olmayan faşist zekanın ürünü bir uydurmadır.

Not: Bütün insanlığın atası Afrika'dır. Bütün insanlar Afrika'dan göç etmiştir. I geni dışındaki bütün Avrupa genleri (R1a, R1b, E) ise ya Batı Asya'da ya da Afrika'da ortaya çıkmıştır. Yani aslında Avrupalılar bile Avrupa'ya Afrika veya Türkler gibi Batı Asya'dan göç etmişlerdir.

Elbette daha sarışın veya mavi gözün daha sık göründüğü toplumlar vardır. Ancak bu başka toplumlarda da hiçbir şekilde mavi göz veya sarışınlık görülemeyeceği anlamına gelmez. Genetik çeşitlilik sayesinde hiçbir şekilde Baltık bölgesi ile alakası olmayan bir Afrikalı mavi göze, bir Asyalı ise sarı saça sahip olabilir. Her ne kadar mavi göz Avrupa'ya özgü bir genetik bozukluk gibi görünse de dünyanın herhangi bir yerinde başka bir insanda da aynı genetik bozukluk görülebilir.














KÜLTÜREL MİLLİYETÇİLİK




İnsanları genlerine göre ırklara ayırmak ve ırkçılık yapmak mantıkdışı bir davranış. Toplumları birleşiren ve milletleri yaratan genler değil kültürel dayanışmadır. Türkiye vatandaşı olmak ve Türk olmak demek, genetik olarak Türk genleri taşımak değil, Türkiye'nin genel kültürü içerisinde yer almak ve o kültürü yaşamaktır. Almanya'da doğmuş, Türkçe bilmeyen, Alman kültürünü seven ve orada yaşayan bir kişi bana göre bir Türk değil Almandır. Türkiye'de yaşayan, Türkçe konuşan ve Türk geleneklerini bilen bir Afrikalıyı da gönül rahatlığıyla Türk olarak ilan ederim. Hatta aradaki din ve dil olgusunu çıkardığımızda Türk ile Yunan arasında bile fark yoktur. Mutfak, giyim, kültür, gelenekler aynı olduğu için Türkogrek bir millet bile oluşabilir. Milliyetçilik genlerde değil, kültürde ve düşüncede oluşur.



GENETİK KÖKEN YORUMLARI VE Y-DNA TESTI

İsterseniz Genographic Project sitesinden belli bir ücret (200 dolar) karşılığında kendi genetik kökeninizi de araştırabilirsiniz. Kutunun içinden çıkan çeşitli testleri uygulayıp, kuruluşa yolladığınız zaman 1-2 ay gibi bir kısa süre içerisinde sonuçları öğrenebilirsiniz. Hele ki bu yaşınıza kadar ırkçı birisi olarak hayatınızı devam ettirdiyseniz, karşılaşacağınız genetik köken çorbası hatanızı anlamanızı sağlayacaktır.




KAYNAKÇA

National Geographic Y-DNA Project
Eupedia Genetics
University of Illinois SCS - Prof. J. Douglas McDonald
European Journal of Human Genetics 18 
National Center of Biotechnology Information 



Yazı sonrası biraz da müzik...

198 yorum:

  1. güzel bir çalışma teşekürler. bütün faşistlerin okuması lzım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okudum Kürtlere nefretim dahada artdi. :)

      Sil
    2. faşist her zaman faşist

      Sil
    3. Ru önemli olan eğtim örf ve adetlerdir genler sadece vucut yapımızı belirler addamlar bizden ezberle akılı ayırdılar ezberciliği getirdiler nkadar aklıaz ezbri kuvvetli olduğu için başa gelip memleketi batırdı şimdide yapımızla zihinsel gelişimimizi ayırıp genleri öne atıp memleketi bölmeye uraşıyolar galiba.

      Sil
    4. Alpin-turanid kavramını araştırın
      (r1b) türklerdede bulunan falan değil
      direk alpin ırkının mutasyonudur
      eğer bu anadolucu halikarnas fahişesi
      yazıyı dikkate alsanız dahi
      sonuç şudur ki Türkiye %40 oranında genetik türk
      ayrıca biz akdenizli (mediternial) bir ırk olsak
      ispanyollar gibi koyu tenli dolikosefal kafalı olurduk
      halbuki biz açık tenlı brakisefal bir ırkız
      türk oğlu türküz avrupada en çok macarlara benzeriz
      inanmayana Budepeştenin yolları taştan
      eğer benzediğimiz ulusları sıralarsak
      şöyle bir sonuç ortaya çıkar
      Azerbaycan
      Macaristan
      Kırım Tatar(kazanlılar moğollara benzer)
      Türkmenistan
      Finlandiya
      Kazakistan
      Kırgızistan
      Özbekistan (çağataylı kavramı moğol etkisi)
      Gürcüler
      Boşnaklar

      prof. dr. e. pittard, “türk’ün soyu koca bir vazoluk kansa, buna karışan yabancı kan birkaç damla gibidir” diyor (les races et l’histoire, s. 393).

      resimdeki altaylı kardeşimizin yeşil gözlerine ve kızararak esmerleşen tenine
      dikkat edin
      çok benzediğimiz söylenen yunanlılar
      %75-80 dolikosefaldir
      siz neyseniz o olun
      ama bu memleket %80 Alp-turanid ırkından

      Sil
    5. ayrıca yukarıda bir yalan daha var
      finliler sarı saçlı uzun boylu olur demiş
      acaba hayatında hiç finli görmüş mü
      Tokatlılara benzerler
      Türkiyede antropoloji ilmiyle sadece Türkçüler ilgilenmiştir
      Türkçülüğü bilimsel olarak bitirmek tutarsız bir hayaldir
      ancak belirli bir ırkı üstün görmenin felsefesi
      tartışılabilir

      Sil
    6. R1b'ye alpin diyorsan Türkmenistan Türklerine de alpin diyorsun demektir. Ayrıca Türkiye Türklerinde de önemli oranda bu gen var. R1a, R1b, R2, R, Q, N, P, C, C3x gibi genler Türk halklarında belirli oranlarda ön plana çıkan gen gruplarıdır. Türkler ne alpin-aryen ne semitik ne de mongoloid değildir. Turanoid (P, Q, R, R1a, R1b, R2) Türkleri tanımlar.

      J mezopotamya, I orta-kuzey avrupa, G kafkasya, E kuzey afrika, L hindistan, K iran'a özgü bu çalışmalara göre.

      Aslında bunların hiçbiri milletleri oluşturan başat etmenler değil. Türkler egemenliği altına aldıkları halkları kendinden saydığı için gen havuzu zengin. Ancak çekirdek bir Türk geni de yukarıda yazdıklarım.

      Sil
    7. Türkler yayılmacı topluluk olduğu için diğer ırklarla en çok etkileşime giren topluluktur mesela H hanglobu hindistanda grülür ve %50 civarındadır çünkü hintliler içine kapanık bir topluluktur hem kültürel hemde yayılmacılık açısından

      Sil
  2. türk kadınlarının resimlerine bakınca sanırım en çirkinleri de bizim ülkede :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o zaman göçünüze devam edin... tutan yok.

      Sil
    2. en zekileri de bizde :))
      helal olsun nursel hanim. lafi iyi yapistirmissiniz.

      Sil
    3. Padişahlarımızın yabancılara ilgisi belli oldu

      Sil
    4. faşist italyan milliyetçisi demektir bi ülkücüye veya hitlere faşist diyemezsin ama musolliniye diyebilirsin bilginize...

      Sil
    5. rus mıllet ismidir. ırk ismi degıldır... rusların ırk tabanın da tatar turklerı vardır.. o tabandan mutasyon sonucu olusan ınsanlar kendılerıne rus demıstır.. /bir rus sozu vardır.. ''bir rusu kazısan altından tatar cıkar..'' yanı tatar turku olmasa rus olusamayacaktır.. ayrıca mıllet kavramı ayrıdır..millet olabılmek için aynı vatan, aynı tarıh, aynı kultur gereklıdır... genetık olarak kım kımle karıstı dıye merak edılıyorsa; butun mılletler genetık karısımdır... dunyada saf slav tıpı örnegı yoktur.. saf slav tıpının neye benzedıgını bılmıyoruz.. butun dunya bırbırıyle karısmıstır genetık olarak.. ve bu genetıklerın uzerıne mıllet ısımlerı ve kulturler olusmustur... slavlarla kuman turku tatar turku karısımı vardır rusya da, moldovada, ukrayna da yanı dogu avrupada... ve mıllet ısmı rus, moldovalılar, ukraynalılar dıye gıder. turkiye türkunun de sadece %40 turk genı tasıması gıbı.. ama mıllet ısmı turktur..

      Sil
    6. rus mıllet ismidir. ırk ismi degıldır... rusların ırk tabanın da tatar turklerı vardır.. o tabandan mutasyon sonucu olusan ınsanlar kendılerıne rus demıstır.. /bir soz vardır.. ''bir rusu kazısan altından tatar cıkar..'' yanı tatar turku olmasa rus olusamayacaktır.. ayrıca mıllet kavramı ayrıdır..millet olabılmek için aynı dil, aynı vatan, aynı tarıh, aynı kultur gereklıdır... genetık olarak kım kımle karıstı dıye merak edılıyorsa; butun mılletler genetık karısımdır... dunyada saf slav tıpı örnegı yoktur.. saf slav tıpının neye benzedıgını bılmıyoruz.. butun dunya bırbırıyle karısmıstır genetık olarak.. ve bu genetıklerın uzerıne mıllet ısımlerı ve kulturler olusmustur... slavlarla kuman turku tatar turku karısımı vardır rusya da, moldovada, ukrayna da yanı dogu avrupada... ve mıllet ısmı rus, moldovalılar, ukraynalılar dıye gıder. turkiye türkunun de sadece %40 turk genı tasıması gıbı.. ama mıllet ısmı turktur..

      Sil
  3. türk kürt genetik ve kültürel olarak kardeş. lanet olsun ülkeyi bölmeye çalışanlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alakası yok. Kürtler sem-itik ırktan. Türkler de genelde Avrupa geni var, yani beyaz irktan.

      Sil
    2. nasil alakasi yok? bu calisma bile turkiye turkleri ve turkiye kurtleri arasinda %87 benzerlik gostermis.

      Sil
    3. Okuduğunu anlamıyorsun galiba Kürtler zaten semitik asur soyundan gelir.Tarihle bile uyumlu genetik veriler.Haplogroup J1 Kürtlerde %30 civarlarında seyrettiğini biliyorum bu oran Irak,Suriye Araplarıyla neredeyse aynı hatta bazılarını geçiyor bile.Anadolu Türkleri ise genellikle Avrupa genleri barındırıyor.Hitit,Frig,Lidya etkileri yüzünden. Saygılar

      Sil
    4. cahil cahil konuşmayın yahu Kürtler bütün bilimsel kaynaklarda Hint-Avrupa kavmi diye geçer ve bu tartışılmaz bile! Kürtlerde j1 geni değil j geni %30 bulunmuş ki bu da tüm Türkiye için aynıdır. Ya yazıyı okumadınız ya da okuduğunuzu anlamadınız ve hala ahkam kesiyorsunuz. Bir ihtimal de Kürt coğrafyasını bilmiyorsunuz. Bilimsel bir çalışma bile gözgöre ırkçılığa kurban edilecek sanıyorsanız yanılıyorsunuz...

      Sil
    5. Kürtler genel olarak semitik izler barındırır. Türkler ise kendine has ayrı bir gruptur. Ne Mongoloid ne de Europid değildir.

      Sil
    6. Q habloglugu yani aranan türklük nerde var biliyormusunuz
      Ermenistan % 30 un üzerinde

      Sil
    7. Ermenilerin gen havuzunda eski Türk boylarınında (Kimmer-İskit-Sarmat-Hun-Avar) yer alması şaşırılacak birşey değil.

      Şaşılacak olan Q geninin Türkler, daha doğrusu Asyalı yerli kavimlerden olmadığını söylemek. Bu gen Tuva Türklerinde baskın, Kırgız, Altay, Mişerlerde de önemli oranda var.

      Üstelik bu mantığa göre Amerikan yerlilerinde en baskın olan Q genidir. Yani bu kavimler Türklerle değil de Ermenilerle akraba olmalı üstteki mantıksız yoruma göre.

      Türkleri sürekli bir tarafa çekip başka kavimlerle bağlantılı (Kantura oğulları, Aryanlık vs) göstermeye çalışmak eski bir emperyalist politika. Türkler tek başına bir soy ve uygarlık. Samioğulları ve Arioğulları vazgeçsin bu saçmalıktan.

      Sil
    8. ermenilerle kafa buluyorum

      Sil
    9. Kürtler asur arami gibi devşirilmiş semitik ve arabik ırkların soyundandır iran kültürü etkisinde asilime olmuşlar

      Sil
    10. kürtler hint avrupa ailesi ne araplarla ne türklerle alakası yok turkler daha cok moğul çin kökenli

      Sil
  4. türk kürt kardeş faşistler kalleş :))

    YanıtlaSil
  5. Bilimsel ve mantılı bir yorum Irk ve etnisiteye dayalı siyaset güdenlerin muhakkak okuması lazım

    YanıtlaSil
  6. baya kapsamlı bi yazı olmuş teşekürler

    YanıtlaSil
  7. çok iyi araştırmaymış tebrikler
    sanırım kültürel milliyetçilik doğru olan :D

    YanıtlaSil
  8. tebrikler güzel bir yazı olmuş

    YanıtlaSil
  9. Daha 13 yaşındayım ve bu konuları çok merak ediyorum yani ırklar milletler vb. tüm homogrupları çeşitleri fiziksel görünüşleri ezberledim. Bana çok eğlenceli geliyor. Şimdiye kadar birçok yazı okudum ve bence en bilgilendiricisi bu olmuş. Tebrikler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genler şeklimizi vede boyumuzu belirler önemli olan kişisel gelişimdir onuda örfve adetler vede kendi seçimlerimiz belirler amerika vede rusyada bebeklikden itibaren köpek kulübesinde yaşayan çocuklar bulundu köpekgibi davranıyorlarmış yaşları 7 yaşını geçtiği için beyin gelişimi o yönde olmuş artık geri dönülemiyormuş bu olaylay allah tarafından ders almamız içinde olabilir yani önemli olan yaşadığımız çevre vede örf ve adetler en önemlisi kendi seçimlerimiz

      Sil
  10. TÜRK DİYE BİR IRK YOK?

    http://webtv.hurriyet.com.tr/2/57467/25247413/1/ak-partili-aktay-turk-dedigin-sentez-turk-diye-bir-irk-yok.aspx

    YanıtlaSil
  11. Şimdi bir taraftan ırkçılığın mantıksızlığı demişsiniz, bir yandan da yok şu bölgede IQ düşük, yok buranın kadınları çirkin. Biraz paradoks olmuş yani.

    YanıtlaSil
  12. haritaya bakarsak roma kökenli türküm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. anadoluda konya türkü j2 li veya r1 lidir asla o kadar
      semitic nüfüs olamaz

      Sil
  13. İnternette gördüğüm en detaylı yazı muhteşem teşekkürler

    YanıtlaSil
  14. Genel Bir Türk Tipi Yoktur sözüne katılmak çok zor. Türklerden kalma yaklaşık 2000 yıllık sanat eserleri ve tarihi kayıtlarda Türklerin fiziksel özellikleri açıkça gözükmektedir. Yuvarlak yüz, geniş yanaklar, badem şeklindeki gözleri En eski Arap kaynaklarından GökTürk ve Kıpçak Heykelllerine kadar görebilirsiniz. Lütfen Arkaik-İlk çağ-orta çağ Türk Sanatına göz atınız. Hatta eski Çin-Soğd-Kore Kayıtlarında Türklerin ortak fiziksel özellikleri belirtilir.
    Kazakların Ruslardan Etkilendiği de yanlış bir bilgidir. Onlarca Kazak Türkü tanıdığım var ve yıllardır medyalarını ve kültürlerini en yakından takip ediyorum. Orada yıllarca bulunmuş bir çok yakın tanıdığım var. Moğola benziyor deseniz bir derece (o da belk) inanılır ama Ruslarla en ufak ilgileri yoktur. En başta dini nedenlerden dolayı ve yaşam tarzlarının çok farklı olmasından ötürü Kazak Türkleriyle Ruslar kaynaşma yaşamamışlardır. Türkün hasını görmek isterseniz Google üzerine ''balbal'' yazın. Çıkan heykellerin yüz yapılarını inceleyin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkler için Turanid terimi kullanılır. Ayrı bir gruptur. Ne Europid ne de Mongoloid değildir. Zaten bu iki grup Turanid gruptan ayrılmış ve değişmiştir.

      Ruslar:Europid+Turanoid
      Moğollar:Mongoloid+Turanoid


      Balkan-Kazan-Kırım-Kafkas bölgelerindeki Türkler Europid grubundan etkilenen Turanoidlerdir.

      Anadolu-Azerbaycan-Irak-Suriye-İran bölgelerindeki Türkler de haliyle Semitik gruptan etkilenen Turanoidlerdir.

      Moğoloistan-Altay-Yakutistan gibi daha doğudaki bölgelerdeki Türkler de Mongoloid gruptan etkilenen Türklerdir.

      Batı ve Doğu Türkistan Turanoid kökene en yakın tiplerdir.

      Sil
    2. Kardesim sen biraz bilimsel sallamaya calismissin ama olmamis

      Sil
    3. Şu Ruslarla Kazaklar kaynaşma yaşamamıştır diyen arkadaş sanırsam ciddi değilsin ya da kendini kandırmakta çok iyisin.Güldüm ne yalan söleyeyim.

      Sil
  15. Araştırmanız oldukça kapsamlı ve faydalı olmuş. Elinize sağlık.
    Tamamını zaman bulup okuyamamakla birlikte aldığım ana fikir üzerinden bir eleştiri yapmadan geçemeyeceğim.
    Irkcılık dediğiniz şey esasen insanın psikolojik istemlerinden sadce aidiyet ve insani kimlik arayışıyla doğup daha sonradan kötü niyetler elinde diğerleştiren bir kavrama dönmüştür kanısındayım. Aynen Yaratan ihtiyacının sömürüldüğü gibi...
    Sonuç olaran sahip olduğumuz genden ziyade varlığımızı kimliklerimiz ayakta tutar. Müslümanlık, Türklük, ve bu hiyerarşik şekilde en minimal kimliğe kadar iner.
    Bu aidiyetler hissedilmezse toplum yukarıda bir cevabınızda yazdığınız gibi kültürel, ahlaki ve tarihi değerlerini sizce kodlayabilir mi?

    Emeği ve hitab seviyesi yüksek her fikir dikkate alınmaya değer.

    Tekrar teşekkür ediyor ve yazılarınızın tamamını en kısa zamanda okuyabilmeyi umuyorum.

    YanıtlaSil
  16. güzel yazı ama türk resimleri sanki özellikle seçilmiş gibi. yani ben ortaasya türklerinin o kadar avrupai ve güzel göründüğünü düşünmüyıorum

    YanıtlaSil
  17. Trabzon'daki sarışınlık oranı Rize ile eşdeğer sayılabilir. Ben Kıpçak Türküyüm. Yani Kafkas ya da Balkan ile bir bağım yok. Sülalecek sarıyız. Gördüğüm Trabzonluların çoğu da açık tenlidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Trabzon 14. yy. 18. yy. arasi Giresun ili ile beraber yogun bir Cepni ve Karamanli iskanina tabi tutuldu . Of-Surmene-Arakli nin yuksek dag koylerinde sizin dediginiz sarisin sayilabilecek insanimiz var ama yaygin dusunce onlarin Kipcak olma ihtimalinin zayif olmasi . Cunku Osmanli doneminde ana dillerinin Pontus Rumcasi oldugu geciyor .

      Sil
  18. Karadeniz bölgesinde milliyetçi çevreler Kıpçak ve Avar türkü kökenli olunduğuna dair probaganda yapıyor ki henüz bir tarihi belge sunanına rastlamadım. Diğer uydurma probaganda ise bölgedeki kadiri tarikatlarından geliyor. Onlarda MAraş kökenli olduğuna dair "fısıltılar" yayıyorlar. Bunun sebebi de özelike Trabzondaki kadiri tarikatlarının şeyhlerinin kökeninin Maraşlı olmasıdır. Bölge halkının değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilimsel konuş farazi konuşma.Tarihi belge yokmuş.Fatihin karadenizi fethettiği tarihi belge değilmi.Oraları çepni ve diğer Türk boylarını yerleştirdiği belge değilmi.Balkanları Türkleştirdiği belge değilmi.Anadoluda en sağlam yer Karadeniz.Sen Kardenizi hala Laz sananlardansın.Ben Şahsen Kardenizli değilim.Farketmez bu ülkenin evladıyım yeter...

      Sil
    2. Greklerle savaşan Amazonlar Kimmer-İskitlerdir aslında. Kuzeydoğu Anadolu ve Orta Karadeniz'e kadar yerleşimler olmuştur. Tabi Doğu Karadenizin daha sonraları Pontus Devleti ile Grek kolonileri kurularak Helenleştiği gerçeğini değiştirmez. Tabi Fatihin Trabzonu fethedip Pontus Devletini feshettikten sonra hanedanını Yunanistana sürdüğü geçer kaynaklarda. Asıl soru bu bölgenin Osmanlı fethine kadar ne derece hellenleştiğidir. Gerçi Büyük mübadelede Rumlar boşaltmıştı bu bölgeyi. Ayrıca arkadaşın dediği gibi Çepni Türkmenleri de buralara yerleşmiştir. Türkler çok eski zamanlardan beri Doğu Karadenizi üs olarak kullanmış ve kısmen yerleşmiştir. (Kimerler, İskitler, Hunlar, Kumanlar) Milli şuuru olan bir bölgemizdir.

      Sil
    3. Karadeni bölgesinde Türkler de yaşıyor, oranın asıl unsuru olan Laz ve Pontus Rumları da. Kraldan çok kralcı yani milliyetçi olmalarının tek nedeni Anadolu'nun diğer sahiplerine dayatılan faşist eğitim sistemi ve baskı.

      Türkiye hepimizin, Anadolu hepimizin. Hepimiz ne isek, o olarak var olma hakkına sahibiz. Tek ihtiyaç olan şey kendini karşındakinin yerine koyma ve saygı. Bu kadar. Ki bu Anadolunun ortak mirasıdır.

      Sil
  19. hala yazının bilimsel olduğunu göremeyenler var. iyice okumamışlar. yada gen bilimini anlamıyorlar. hiç bir satırırnı atlamadan sıkılmadan okudum. kendini kıpçak, kürt vs. sanıyor olabilirsin. peki gen testi yaptırdın mı. senin atalarında farklı bir ırktan karışım olabilir. insanlık tarihi 2000 yıl değil. sanırım 60000 yıl. tam benim aradığım türde bir yazı. umarım dahada gelişmişleri çıkar. Bu yazıyla diğer tüm insanları kendim gibi görmeye başladım. zaten görüyordum. daha da arttı. etnik farklılıklarda güzel. şunu anladım ki ne kadar çok farklı milletlerle evlenilirse veya iklimsel, mutasyon benzeri koşullarla, gen havuzu dahada genişleyecek. kültürel zenginlikte öyle. birde şunu farkettim. Türkiyede türkler fazla diyende kazandı çünkü hemen herkeste türk geni var. türkiyede türkler az diyende kazandı çünkü türkiyede roma-Anadolu ve diğer genlerdende çok fazla var. Bence hiç kimsenin kavga etmesine gerek yok. her ırkın ayrı ayrı yetenekleri var..

    YanıtlaSil
  20. National G'nin güya bilimsel çalışması.Bilgiye kendin ulaşmazsan başkalrının yaptığını doğru ve tarafsız sanırsın.İşte ona bir örnek.50.000 yıldan bahsediyor yani evrim mantığıyla bakıyor.E normal.Bu bilgilrin doğru olduğuna inanmam için birinin bana önce evrimi ispatlaması gerekiyor.O da mümkün değil.Türkiye'de Türk yok başka herkes var.Geçiniz efendim.Diğer milletler ırkçılık yapmasın söz ben de yapmayacağım.

    YanıtlaSil
  21. Adam bundada ırkçılık yapmış.Neymiş efendim çekik gözlülerin IQ daha yüksekmiş.Bakın ben bi çok ülkeye gittim.Hayatımda gördüğüm en gerizekalı insanlar moğollardı,Çinlilerdi.Japonya ve kore için aynı şeyleri söyleyemem.Türklerdede genelde zeka seviyesi soyut düşünme kabiliyeti vs çok az.Bu konuda en iyi ırk Anglo-Sakson yani İngiltere-Amerika'da yaşayan insanlar.Zaten dünyayı domine etmeyi buna borçlular.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kadar rezil konuşup bir de yazara ırkçılık yapmış diyor. sen ne yaptın şu yorumla? avrupa özentisi

      Sil
    2. avrupalilarin (ozellikle anglosaksonlarin) diger kulturlerden tek ustun yanlari var. ozelestiri yapabiliyorlar. bir hata oldugunda hatanin sahibi o hatayi kabulleniyor. bizlerde, ozellile akdenizlilerde/ortadogulularda, hatayi kabullenememe, baskasini cekememe var. biz hep kendi kendimizi yeriz. amac kendini gelistirmek degildir, baskasini asagiya cekmek. iste bu yuzden kaybedenler ve kazananlar var. biz mutemadiyen kaybediyoruz.

      Sil
    3. @pluie daemon; Moğollar ve Çinliler için gerizekalı diyor ve Japonlar Koreliler için aynı şeyleri diyemiyorsan düşüncelerinin temeli sakat. Sorun eğitimle ilgili çünkü. Moğolistan çorak ir yer ve kentleşme az. Eğitim seviyesi düşük. Çinliler de dünyanın yarısı kadar. Anca kendilerini doyurabilyorlar. Ama yine de uzaya gitmek için küresel güç olmak için de azimleri var. Bizim de sorunumuz eğitim. (ki biz mongoloid değiliz. Yaıt için kattım ülkemizi.) Sorun genlerde değil eğitimde. Ağaç yaşken eğilir.

      Sil
  22. Bu tip bilimsel adı altında hem ideolojik hem de sosyolojik projelerin amacı küreselleşme denen tek tip tüketici toplum yaratma amacına hizmet etmektir. Yani sırf bize özgü değil. Bize özellikle yapılır orası ayrı konu. Milliyetçilik ile ırkçılığı ayıramayan ya da daha gerçekçi olarak bilinçlice milliyetçilik=ırkçılık diye algı pompası yapan çeşitli medya organları küresel amaçlara hizmet eder. küreselleşme nedir? hiçbir değere sahip olmayan, milliyeti-dini-geçmişi vb. yani "kimliği olmayan bir dünya toplumu" yaratmak amacının adıdır. bu kimliksiz insan ve insan topluluğunun geçmişi ve herhangi bir kültürü olmazsa değerleri de olmaz, aile de olmaz, ahlak anlayışı da olmaz. yalnızca küresel ilahlara hizmet etmek sorgulamamak ve yalnızca tüketmek için yaşar. bu kısır döngü ile insanlık robotlaşır kolayca yönetilir duruma gelir. işte tek dünya devleti amacı budur.

    geçmişsiz, kültürsüz, değersiz bir toplum için uygulanan sinsi operasyonlardan birisi. adına bilim diyorlar. toplum da birbirini yiyor.

    halbuki büyük önder 90 yıl önce söylemiş. "Ne mutlu Türk'üm diyene!" var mı ötesi!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kendini kemalist olarak gorenler maalesef siyasal islamcilar kadar dogmatik. ne yapalim yani? irkimizi da mi merak etmeyelim. istatistiki datayi da mi goz ardi edelim? komplo teorilerine saplanp kalmayin. ne mutlu turkiyeliyim diyene!

      Sil
    2. dogmatizmle ne ilgisi var? herkes etnik kökenini araştırabilir, bunda özgürdür. ve devlet açısından da sakıncası yoktur. ta ki ayrımcılık, ayrıştırıcılık, fesatlık, bölücülük yapana kadar. her istatistiğe inanmak zorunda değiliz. ki bu da inandırıcılıktan uzak bir çalışma. aradan uzun süre geçmesine rağmen donör sayısı/oranı oldukça düşük. belirli bölgelerde bilinçli olarak bilim felsefesine aykırı şekilde oranları yüksek çıkarmak için organizasyon yapılıyor. türkiyeli diye bir tabir uydurmadır, fransalı ingiltereli olunamayacağı gibi. bu ülke topraklarında yaşayan herkes vatandaşlık bağı ile devletine bağlıdır. etnik kökeni ne olursa olsun. kürtte, arapta, lazda, arnavutta olabilir ama kimlik ve tabiyet olarak dünyada türk diye tanımlanır. insanın bu topraklarda zaten bölücü ve ayrıştırıcı olacağına kemalist olup birleştirici olması lazım. yoksa sıra bize gelecek.

      Sil
  23. r'yi, g'yi, ı'yı filan bilmem. zira bu araştırma emperyalist küresel amaçlara hizmet için ortaya çıkartılmış bir proje.

    dünyada milletler ya da daha derinde etnik kimlikler gen-kan-ten-göz-saç-sakal-burun-kafatası-boy-iskelet yapısına göre oluşmuyor. toplumsal kimlikler için ilk koşul "DİL"dir. daha sonra kültür gelir. bunun içinde giyim-kuşam, yeme-içme, oyun-müzik, mitoloji-inanç yapısı gibi daha birçok çeşitli unsurlar yer alır.

    gen ise insan ırkının varolduğu günden bu yana dağıldığı coğrafyalarda iklim-bitki örtüsünün etkisi ile biyolojik yapısında oluşan değişimlerdir. ırk tektir. İNSAN IRKI. tıpkı diğer memeliler gibi. köpekler, kediler vs.

    genetik farklılıklar doğanın zamanla insanoğlunda yarattığı değişimlerdir. siyah toplumun sıcak afrikada teninin korunması için teninin koyulaşması ile kutuplara yakın yaşayan pembe tenli toplumların güneş ışığının açılarının daha düşük olmasından kaynaklanan pigment azlığı gibi. ama bu a-b-c gibi gen sınıflamalarında r'li bir insan afrikada bir siyahi ya da avrupada bir beyaz olarakta bulunuyor. demek ki genler bile dış görünüş için belirteç olamayabiliyor.

    Türk kimliğine gelince; binlerce yıl göçer bir yaşam sürdüren bu toplum elbette çeşitli dış görünüşte tipleri içinde barındıracaktır. ama Türk kimliği için bu farklılıklar bir önem arz etmez. 10 yüzyıl önce yabancı kaynaklarda bile kumral Kuman-Kıpçaklar esmer Oğuzlardan farklı bir ulus olarak görülmüyor, aksine Türk boyu olarak görülüyorsa Türk kimliği bu durumu çok eskilerden beridir önemsemiyor demektir. Çünkü dil ve folklor ulus olmak için ana belirteçtir.

    bu yüzden Türkler karışık bir unsur olsa bile bu durum belki de en aşağı 2000 yıl önce de aynıydı. türk uygarlığı bütün unsurları ile en eski uygarlıktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru yazmışsın bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış Türklerin gen olarak az olduğunu söylemek pek mantıklı değil.
      Irk olarak olaylara bakmayalım. Akrabalık ve kültürel bağlılık olarak bakalım. Çinden Avrupaya kadar akraba halklar vardır. Baktığımızda tek Türk tipi yok. Geçmişi çok eskilere dayanan Türkleri tek tip görmek mantıksızdır. Bu kadar büyük bir coğrafyada yaşayan Türklerin elbette akrabaları çok olacaktır. Birde Türkleri asyadan avrupaya göç etmiş gibi gözüküyor. Fakat Avrupadan asyaya göç etmiş olmasın? Etrüksler, Sümerler, Hititler, Truvalılarında Türk olduğu söyleniyor.

      Sil
    2. Başlangıçta bir karakteristik Türk tipi olsa bile bunu bilmek çok zor. İlk olarak C grubu sonra da N-O-P-Q-R gurupları ilk atalardan ayrılmıştır. Anladığımız kadarıyla Asya yerlileri de Avrupalı beyazlar da bizimle ilişkili. Bu haplogrupların oluşma süreci binyılları alıyor deniyor. O zaman Doğu Afrikadan sonra insanlığın ikinci vatanı Orta Asya çıkıyor. Çünkü bu haplogruplar buradan Avrasyaya ve Amerikaya yayılmış. Büyük ihtimalle Türklerin ataları bu yayılmada sabit kalan P haplogrubuydu. Q ve R ise bu gruptan türedi. Türkler sarı ve beyaz ırkın karışımı değil tersine bu iki tip Türklerin atasından ayrılan ırklardır. Yani Türklerle sarı ve beyaz grup birbiri ile ilişkili. Bu oluşumlar çok eski çağlarda gerçekleştiği için evrim devam ediyor etkileşimler devam ediyor iç içe geçiyorlar. Anlaşılacağı üzere Hint Avrupa tezleri ile Ari ırk tezleri çürüyor. Medeniyetin beşiği Orta Asya ve Avrasya bozkırlarıdır. Kurgan kültürleri bunun ispatıdır. Ari ırk ve Hint Avrupa tezleri bunları iki yüzyıl boyunca çalmaya uğraştı ancak yalanları her geçen gün ortaya çıkıyor. Homeros veya Heredot en eski uygarlığın İskitler olduğunu açıklar. Etrüskler, Hititler ve Truvalılardan hatta kendi halkı Helenlerden bile öncedir. Şahsi fikrim Türklerin ana vatanı Kırım Yarımadası-Azak Denizinin doğusundan Altay Dağları batısına kadar olan düzlüklerdir. Bugünkü Kazakistan ile Rusya'nın güney, Ukrayna'nın doğu bölümlerini kapsar. Bahsini açtığınız uygarlıklardaki Türk etkisi yadsınamaz. Direkt ya da dolaylı Türk etkisi vardır. Mayalar ve İnkalarda dahi bu böyledir.

      Zamanda ve mekanda bu denli yayılan bir uygarlığın homojen olmasını beklemek mantık dışıdır. Türk Uygarlığı kültür taşıyıcısı bir uygarlıktır. Kendine özgü unsurları ile tarihin başından beri vardır.

      Sil
    3. Biliyor muydunuz. Sovyetler birliği içinde yer alan topluluklardan en eski alfabeye sahip halk Çerkesler.

      NOT: Sovyetler birliğini oluşturan en büyük topluluklardan biri Türki unsurlardı.
      Yani en eski kültür Türk kültürü değilmiş. Yalan bilgilerle olmuyo o işler.

      Sil
  24. Uykum geldi siteyi masaüstüne kaydettim :) yapacak bir şey yok yazı uzun artık zaman buldukça okuruz ama çok güzel bir çalışma elinize emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  25. Yazınızı baştan sona kadar okudum. Hatta bazı yerleri tekrar okudum Grafiklerinizede detaylı baktım. Şu anladım ki Türkler ilk çıktıkları bölgeden başlayarak günümüze kadar ne ırkçı nede faşist olmuş.Şayet olsaydı sanırım durum daha farklı olurdu. Türklük şuuru öyle damarlarımız kanımıza işlemiş ki en az geni taşıyan bile bu kimliği korumuş. Sanırım Türklerin çok eski ırk olduğu tekrar bu yazınızda ispatlandı.Bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılan sanırım başka bir gen yok.

    YanıtlaSil
  26. Tablolarda yanlış ya da bilinçli bir saptırma var. Bütün Toroslar Aydın'dan Maraş'a kadar Yörük-Türkmen sahasıdır. Sadece Isparta, Nevşehir ve Maraş'ta Türk tipini baskın göstermeye çalışmak inandırıcı değil. Anadolu'yu J1 ve J2'li gösterme çabası Avrupalıların politikasıdır. İran ve Irak Türkmenleri büyük oranda Q grubundandır. Dolayısıyla daha 19. yüzyıl sonlarına kadar yarı göçebe hayatı sürdüren Anadolu Yörük-Türkmenlerinin J'li çıkması mantık dışıdır. Kentlileşemedikleri için uzun süre kapalı kalmışlardır ve Anadolu nüfusunun ana kütlesini oluşturdukları bilinir. Osmanlının son zamanları ile Cumhuriyetin ilk döneminde kentleşme çoğaldığı için Balkan ve Kırım-Kafkas göçmenleri ile kaynaşmaya başlamışlardır. Türki'ye'nin genetik dağılımında sırasıyla Q>R1b>R1a>J1>J2>G>E>I>N>C>K ile daha alt gruplarla sıralanması mantık gereğidir. Güneydoğunun doğusu ve doğunun güneyinin j'li çıkması doğaldır. Kürtler irani bir kavimdir ve semitik kavimlerle de bağı vardır. Diğer bütün bölgelerde Q, R1a ve R1b'nin baskın olması doğaldır.

    YanıtlaSil
  27. Son 250 yılda Fransız Devrimi sonrası Balkanlardaki halklarla ve Rus Çarlığı ile yapılan savaşlar sonrasında Anadolu'ya gelen göçmenlerin haplogrupları.

    Kırım-Kafkas: R1a, G, R1b, Q (Çerkes, Tatar, Azeri, Gürcü)
    İtil-Ural: R1a, N, Q, C (Tatar)
    Balkan: R1b, R1a, I, E, Q (Tatar, Pomak, Boşnak, Arnavut)

    Bu göçlerin bugünkü karşılığı nüfus olarak herhalde 77 milyon nüfus içerisinde % 10'a yakın bir oranı bulur. R1a ve R1b ve kısmen G ve N bu göçlerde baskın gruplardır.

    Kürt, Arap, Ermeni ve diğer güneydoğu grupları da J1, J2 ve kısmen E ve G olarak %20 civarı bir nüfusa karşılık gelebilir.

    Kuzeydoğu Anadolu ve orta-doğu karadenizde ise R1b, G, R1a, Q yine baskındır.

    Trakya'da ise R1b, I ve E baskındır.

    Güney Marmara ve Batı Karadeniz'de ise R1b, G ve E baskındır.

    Ege, Akdeniz ve İç Anadolu'da ise Q ve R1b baskındır. Çok daha az olan J1 ve J2 ise buralardaki doğudan gelen göçlerle oluşmuştur.

    Görüldüğü üzere, R1b, R1a, Q ve G ülke genelinde ağırlıklı gruplardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. + ilave olarak...

      1923-1927 arası Büyük Mübadelede 1.200.000 Rum Anadolu'dan Yunanistan'a göç etmiştir. (Yunan değil Romalı demek, yani Roma-Bizans döneminden kalma hristiyan kütle. Ancak bunların içinde Peçenek, Uz ve Kıpçak hristiyanlar da mevcuttur. bkz Karamanis) Bu kadar büyük bir rakam (genel nüfusun % 10'u) ile yazdıklarımızın doğruluğu örtüşüyor. Bu göç anlaşmasını doğruluğu tartışılır. Lakin yeni bir savaş bitmişken Hristiyanlar ile Türklerin yan yana yaşaması sakıncalı olabilirdi. Doğuda bile ingiliz kışkırtmasıyla müslüman kürtler şeyh sait ayaklanması ile devletle karşı karşıya gelmişken... Yunanistan'daki verilerde E ve J gruplarının baskınlığı da bunun için ikinci bir ispat olabilir. Ege, Akdeniz, İç Anadolu civarlarındaki J ve E gruplarının azlığının bir gerekçesi de bu göçlerdir.

      Anadolu Türklerinin Orta Asyalı soydaşlarından görüntü olarak kısmen farklılık göstermesinin nedenleri de iklim+zaman koşullarıdır. Çekik gözlülüğün azalmasının nedeni sert Sibirya ikliminden ılıman Akdeniz iklimine geçişin en az 1000 yıllık bir devamlılıkla gerçekleşmesidir. Sonradan gelen Nogay gibi Tatar gruplarının daha çekik gözlü olması da daha erken tarihlerde (1750-1900) gerçekleşmesindendir. Tüylenme de aynı iklim koşullarıyla oluşmuştur. Bunun dışında çok fazla farklılık yoktur. Orta Asya Türkleri sarı tenli değildir. Genel olarak Türkler ağırlıkla buğday tenlidir. Yani en aşağı 1000 yıldır Anadolu'da yaşayan Türkmen kütle elbette bu topraklardan beslenerek bu havayı soluyarak coğrafyaya alışacaktır. Orta Asyalı akrabalarımızdan çok buradaki komşu milletlere benzediğimiz savı da çok sağlıklı değildir. Bugün Türkle, Kürdü, Ermeniyi, Arabı ve Yunanı bugün herkes ayırt edebilir. Ama bir Azeri bir Kazan Tatarı bir Özbek ufak farklarla Anadolu Türküyle daha benzerdir. Eklediğiniz fotoğraflar da bunu gösteriyor.

      Sil
  28. Bu çalışmada (NG-Genealogy) akla ve mantığa; dolayısıyla da bilime aykırı bir tez var. Tabi bu bilinçli bir saptırma.

    R grubuna Avrupa tipi deniyor. Bu grup Orta Asyanın göbeğinde P'den türemiş. Üstelik halen Orta Asya-Sibirya Türk topluluklarında en baskın 5 gruptan birisi. (R>C>P>N>Q)

    Türkmenler (R1b>K>F>J>P>R1a>R2)
    Özbekler (R1a>C>R1b>J>F>K>P)
    Uygurlar (R>R1a>P>C>O>J>N)
    Kırgızlar (R1a>C>O1>N>R>P>Q)
    Kazaklar (C>O3>R1b>J>>I>P>F)
    Altaylılar (R1a>P>C>Q>N>O3>J)
    Hakaslar (N>R1a>R1b>P>C>J>I)
    Tuvalılar (Q>P>N>R1a>K>C>F)
    Yakutlar (N>C>R1a>R1b>I)
    Karakalpaklar (C>R1a>R1b>O3>J>F>R2)
    Başkırlar (R1a>R1b>J>N>G)
    Mişerler (R1a>N>R1b>J>I>E>Q)
    Çuvaşlar (R1a>N>J>I>R1b)
    Tatarlar (N>R1a>R1b>I)

    Orta Asya ve Sibirya’dan doğup halen bu bölgede en yaygın olan grup neden Avrupa tipi olarak adlandırılır?

    Orta Asya-Sibiryalılar Avrupalılarla benziyor mu? Elbette benzemiyorlar. Doğu Asyalılarla da çok benzemiyorlar. Türk halkları kendilerine özgü tipteler. P Haplogrubundan Q ve R grupları doğdu. Bu iki gruptan Orta Asya Sibirya’da kalanlar da oldu, Doğu Asya ve Avrupa’ya göçenler de. Yani P-Q-R 10.000’lerce yıldır anavatanlarında yaşıyorlar. Ayrılan Q Doğu Asya’da O, O1, O3 ve D gibi gruplar arasında eridi; R ise Avrupa’da E1b1, J1, J2, G ve I gibi gruplar arasında eridi. Avrupada R Haplogruplarının yüksek oranda çıkartılmaya çalışılması ideolojik bir manipülasyondur. Avrupalıların ataları kuzeyde ve batıda I, güneyde E, doğuda J ve G’dir. En eski arkeolojik bulgulardaki uygarlıkların (Kurgan) sahipleri R1a-R1b-Q-C3x haplogruplarından olduğu için bu kültür mirasını sahiplenmeleri lazım. Bundandır ki Avrupalıları olmadıkları R’li gruptan gösteriyorlar. Avrupa tipi asıl I ve sonra G’dir. E ve J ise güney etkisini gösterir.

    Ülkemizde ise bizi J ve E gibi gruplarla göstermeye çalışıyorlar. Ne Kurgan kültürlerinin sahibi R grubu ne de Orta Asyalı kardeş Q grubu değilmişiz gibi manipüle ediyorlar bilimi. Bizi Kuzey Afrika ve Ortadoğulu gösterme çabası içindeler. Medeniyetin beşiği olan Mezopotamya ve Anadolulu olmak bize dokunmaz, ancak bu manipülasyonun amacı tarihimizi silmek. Ne kadim bir halk değiliz ne de Orta Asya kökenli değiliz manipülasyonlarına göre. Elbette Ortadoğu ve Avrupa (Balkan-Kafkas) etkilerini barındırıyoruz. Ancak çoğunlukla biz Orta Asya kökenli ve eski Kurgan kültürlerinin varisi çok eski bir milletiz. Bir yanda Türkmenistan, Afganistan, Horasan diğer yandan Güney Azerbaycan, Kuzey Irak, Suriye’deki Türkmenlerin Q ve R’li olmasına rağmen Anadolu’daki 1000 yıllık Türkmenliği inkar edercesine Q neredeyse hiç yokmuş gibi R ise cüzi miktarda gösteriliyor. Bu saçmalığa kimseyi inandıramazlar.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun sebebi araştırırsan türklerin italyaya kadar gidip oralarda yıyılması oraları inşa etmeleridir roma imparatorluğunu bile anlıcağın türkler avrupalı geni taşımıyorlar avrupalılar türk geni taşıyorlar

      Sil
    2. Avrupalılarda R1b ve R1b (Orta Asya'da P'den türeyen gruplar) var ama yüksek değil. I grubu Avrupalıların asıl grubu.

      Türkler her yere gitmiş zaten. Ancak oralarda kültürünü ve benliğini koruyamaması nüfusça az olduğunu gösteriyor. Bütün kaya resimleri ve rünik alfabeli yazıtlar zaten prehistorik-antik çağlarda bütün avrupaya yayılışın kanıtları. Bir de Karadeniz'in kuzeyinde ve Batı Sibirya'da gelişen ilk kurgan kültürleri de Türklerin atalarının mirasıdır.

      Şimdi bu kültürleri miras bırakan toplumları Avrupa sahiplenmek için bilimi alet ediyor. Bizimle eskiden göçebe diye hakaret ederlerdi ama göçebe kültürlerin çok eski ve yüksek uygarlık olduğu anlaşılınca kendileri sahiplenmeye başladılar. İskitlerin, Hattilerin, Etrüsklerin Türklüğü batılı bazı bilim insanlarınca da kabul ediliyor artık. Ari ırk saçmalığı gibi bu tezleri de çürüdü.

      Gerçek büyük ihtimalle buralarda (Balkanlar-İtalya ve hatta Bohemya-Prusya) kalan azınlık Proto-Türk kavimlerinin yerli halklar arasında erimesidir. Balkanlardaki tek istisna Slav olmayan tek ülke Romanya'nın bir kavimler kazanı olmasındandır. Romalı askerlerin oraya yerleşmesi ile Slavlaşmaması tezi pek gerçekçi değildir. Balkanlardaki bütün kavimlerde Türk izi kültürel ve genetik olarak vardır ancak azınlıkta kaldığı için erimiştir. Peçenekler Boşnaklara ismini miras bırakmıştır. Proto-Bulgarların da kavim adı ile has isimleri kalmıştır. Bugün Kafkasya'daki Balkarlar ile Kazan Tatarları onların ardılıdır. Romanya'daki Sekeller de İskit-Peçenekler'in ardılıdır. Macaristan'da ise durum farklıdır. Akraba kabul edilen Ugor kavimlerini tanzim eden Hun-Kanglı (Kangar-Hungar) boylarının içlerinde erimesi sonucu oluşan bir coğrafyadır. Bugünkü Çekler, Slovaklar, Lehlerde de İskit-Hun ve daha sonraki Peçenek-Kıpçak etkisi az da olsa vardır. Çek bir futbolcu vardı: Zelenka. :)

      Kafkaslar'da ise devamlı göçle ve çok eski devirlerden beri kesintisiz müslümanlığın devamı ile birlikte buranın Orta Asya'ya yakınlığı ile Türk kavimleri burada varlığını sürdürmüştür. Avarlar ve Alanlar dillerini kaybetse de kültürlerini ve adlarını korumuşlardır. Hatta Adigeler (İskit) ve Abhazlar da (Avar) dillerini kaybeden eski Türk boylarıdır. Yine de hem müslümanlık hem de coğrafi yakınlıkla Balkanlardaki gibi bir benlik kaybı söz konusu değildir. Ermenice konuşan Peçenekler konusu da var tabi. Bu da araştırılmaya muhtaç bir konu.

      Sonuç olarak Orta Asya'da P'den doğan R grubu Avrupalı değil Orta Asyalı Turanid bir gruptur. Tıpkı Q gibi. P-Q-R ve daha eskisinde C ve N Türklerde en çok bulunan genlerdir. Avrupalılarda Türk geni vardır ama azınlıkta kalmıştır.

      Sil
    3. Yahu bire cahil kalmakta ve yalan soylemekte ısrar eden insancık!
      Adıgeler ve Abhazlar da eski Türk boyudur ne demek? Dilini kaybedip kimin dilini ve milli adını almışlar? İspatın nedir? Bu iki millet aynı soydur ve Türklerle Ademden öteye gitmeyen bir alakaları vardır ancak. Dilleri desen öyle. Adları desen öyle. Ha milletler arası iletişim olmamış mıdır, evet olmuştur. Ama bundan yola çıkarak herkesi yaptığın gibi Çerkesleri de Türkleştirmeye kalkarsan ben de sana senin Fransız olduğunu söylerim.
      Son 100 yıldaki Türk kültürünün ve dilinin Fransızlaştırıldığını düşünürsen.
      Kısacası ortaya bir şey atıyorsan, insanları tekleştirmeye çalışan faşist eğitim sistemi kafasıyla değil, DOĞRU dayanaklarla ortaya sun!

      Bu arada AVARLARIN iki milletin adı olduğunu söyleyeyim. Birincisi Türk olan Avarlar. İkincisi de Aslında "Kas" yani Kafkas olan ama, başka bir milletin adlandırmasıyla Avar ismini alan Kafkasya - Dağıstan Avarları:

      Kafkasya Avarları, (Avarca: МагIарулал Mağarulal «Dağlılar» ya da Аварал Avaral «Avarlar»(Wikipedia)!

      Araştır gözüm ;)

      Sil
    4. Kafkasyadan Anadoluya gelen Çerkes (Kaşgarlı Mahmud "bir kuş adı" der, o bile Türkçe) topluluklarının homojen tek tip olduğu iddia edilemez. Bu da bu topluluklarla Turani toplulukların ilişkilerinin çok eski olduğunu gösterir. Bunların kimisi yerli Kafkasya toplulukları kimisi Turani topluluklardır. Eski Germen topluluklarının etkisi de vardır. Bugünkü Avar ve Adigelere Türk denemez. Bu adlar tarihi Türk etimolojisinde yer alan Türk boylarından kalmadır. Yabancı tarihçilerin bile kabul ettiği Macarları örgütleyen Onogur (Hungar) adının Macarların diğer adı olduğu gibi bu adlar da (Avar ve Adige) Kafkasya'yı binlerce yıl hakimiyetinde tutan Türk göçer kavimlerinden kalma adlardır. Gerek müslüman olmaları gerekse de içlerinde Turani etkiler bulundurmasından dolayı bağ var denilebilir. Yoksa ayrı milletlerdir. Bugün Boşnaklar ve Bulgarlar da köken olarak Türk olsa da artık Slavlaşmış ayrı birer milletlerdir. Kafkas topluluklarından bazıları da ayrı milletlerdir. Ancak müslüman oluşları ve çağlar boyu Türklerle daha sıkı ilişkili oldukları için ayrı görmemekteyim. Sizi Türkleştirmeye çalışmıyorum merak etmeyin.

      Sil
    5. Bu arada Adige Türkçe Iduk (kutlu) sözü ile de bağlantılıdır. Adigeler önceden Kafkasya değil Kırım-Don taraflarındaydılar. Zamanla yerel Kafkas halkları arasında erimişlerdir. Bir yere göç ettiğinizde orada hangi ticari ve kültürel dil baskınsa o dili konuşursunuz. Nüfusunuz ya da gücünüz var ise bastırıp kendi dilinizi de kabul ettirebilirsiniz. Durum bu. Türkler konar-göçer olduğu için ve sürekli yerleşik olamadığı için göç ettiği yerlerde ya erimiştir ya da tutunamamıştır. Merak etme sen Çerkessin. ;)

      Sil
    6. Türkleşmek sorun değil. Sorun doğruyu gizleyip, herkesi tek tip yapmaya dayalı, faşist ve ırkçı zihniyet. İnsanlara "şu şudur, bu budur" deme! Tarafsız kalemlerce yazıya dökülmüş kaynak göster, lütfen! Şunu da unutma ki tarihte eski çağlara gittiğinde insanların ortak kültürel olguları vardır, göçebe olmak gibi, runik yazı kullanmak gibi. Bu durum herkesi tek bir ırk adı altında birleştirmeye dayanak olarak gösterilemez. Ona bakarsan Adem de Türk'tü demek lazımdır.

      Sil
    7. "Adige" isminin "Iduk" kelimesi ile bağlantısı olduğunu iddaa etmek, Kuzey Amerika kıtasındaki "Niagara" şelalesi adının "Ne yaygara" deyiminden geldiğini iddaa etmekten öteye gidemez. Merak etme sen Türksün, ama herkes değil. ;)

      Sil
    8. Ayrıca Çerkes topluklarının homojen olmadığı yazdın, fakat Türki topluluklar tek, bir birinden hiç ayrılmayacak yapıya sahip bir topluluk değil. Öyle olsaydı Bir Anadolu Türkü'nün Sibirya kadar uzak bir yerdeki Türki soydan gelen bir insana benzemesi, onun Anadolu Türkçesi dilini Anadolu'da konuşulan Türkçeyi anladığı gibi anlması gerekir. Biz Anadolu Türkçesi konuşanlar sadece çevre ülkelerde yaşayan Türki toplulukların dillerini özel bir çaba sarfetmeden büyük oranda(Azerbaycan Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Kırım Türkçesi), ve tamamen(Irak Türkmen Türkçesi, Kıbrıs Türkçesi) anlayabiliyoruz. Ayrıca Anadolu'da yaşayan Türkler ve Anavatanınızda yaşayanlar antropolojik olarak farklılar.

      Sil
    9. Türklerin homojen olduğunu iddia etmedim. Bütün Avrupa ve Asyaya yayılan bir ulusun homojen olmasını beklemek hayalciliktir. Zaten böyle bir beklentim de yok. Aksine onun zenginliğidir bu çok renklilik.

      Hazar ötesi Türkler ve Batı Türkleri arasında çok büyük farklar olduğunu düşünmüyorum. Evrime inandığım için gözdeki çekikleşmenin ılıman Anadoluda azaldığını düşünüyorum. 1000 yıldır Anadoludayız. Eski Selçuklu minyatürlerinde karakterler hep çekik gözlüdür. Çekik göz çetin hava koşullarında uyum sağlamak için oluşmuş bir mutasyondur. Orta Asya ve Sibirya Anadolu ile karşılaştırılamayacak kadar zor hava koşulları altındadır. Göçerliğin nedeni de budur. Moğol istilasından kaçan Türkler Anadoluda kalabalık oldukları için de burada kalabilmiş ve yerleşmiş.

      Dil açısından farklılıklara da Kaşgarlı Mahmud'da değinmiştir. Oğuzların dili en yeğnisi (yumuşak) demiştir. Yani dil ve görüntüde farklılıklar olsa da Türk halkları birbirini ayrı tutmamış ki Divanü Lügatit Türkte bile bir gösterilmişler.

      Benim tek tipleştirmek gibi bir niyetim yok. Atatürk'ün mantıklı amacını anlatmaya çalışıyorum bu arada. Anadoluda baskın ulus Türkler olduğu için onların harç olduğu bir ulus yaratmak istemiş. Yani ortak yaşama ülküsünü taşıyan milleti yaratmak amacı. Özünde Kürt ya da Çerkes olup Türklüğü bir üst kimlik olarak kabul etmeyi anlatıyor. Ne mutlu Türküm diyene budur. Atatürk'ün en çok önem verdiği iki kurumdan birisi olan TDK'nın başına Ermeni kökenli Agop Dilaçar'ı getirmesi bile bu ülkünün göstergesidir.

      Sil
    10. su an var olan avrupalı, ıskandınavyalı ve dogu avrupalı (rus) gorunumleri(tıplerı); slavlarla sarısın turklerın karısımı melez bır goruntu...bu goruntuler ne slavlara aıt dıye soylenebılır ne de sarısın turklere...ıkısının karısımıdır bu görüntuler...

      Sil
  29. Proto-Türklerden günümüze Türklerin Avrupa'da (Kuzey Karadeniz, Balkanlar, Polonya civarı) tutunamamasının ve erimesinin nedenleri: Göçer hayat tazı, Kalabalık Avrupa nüfusunun içinde erimesi, Hristiyanlaşma etkisi ile kimlik kaybı.

    Buna karşılık Anadolu, İran ve Kafkasya'da varlığını sürdürebilmesinin nedenleri: Orta Asya'ya yakınlık, Bu bölgelerde çoğunluk olabilmeleri.

    Türkler tarihin her döneminde eğer yerleştikleri bölgede kalabalık değilse ve tam yerleşik kültürü benimseyip din değiştirdilerse mutlaka o halk arasında erimişlerdir. Yok tam yerleşikliğe geçmeyip din değiştirmedilerse o bölgede tututanamayıp göçmüşlerdir.

    Anadolu, İran ve Kafkasya bu açıdan istisnadır. Çünkü buralarda gerçekten Türkmen-Tatar(Kıpçak-Bulgar) kitle her zaman baskındır. Yerleşikliğe geçse bile kimliğini kaybetmemiştir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen bir Çerkes Sürgününde Kafkasya'dan kimler sürülmüş, kimler orada kalmış bir araştır sonra neden Türklerin orda baskın olduğunu anlarsın. ;)

      Sil
    2. Ben ayrım yapmasam da açıklama yapayım. Buraya gelenlerin hepsi yerli Kafkasya halkı değil. Kumuklar, Nogaylar, Malkarlar, Karaçaylar Türk halklarıdır. Diğer gelenler de Türklerle akraba saydığımız Kafkas halkları. Sen kendini farklı görebilirsin. Türk'te saymayabilirsin. Dağa çıkıp huzur bozmadığın sürece sorun yok.

      Sil
    3. Benim bu ülkeyle bir sorunum yok. Sorunum herkesi tek tip yapmaya çalışan zihin yapısı. Anadoluyu, Türkleri vs. sevmek, dost edinmek için Türk olmak zorunda değil kimse.

      Sil
    4. katılıyorum. sıkıntı yok dostum.

      Sil
  30. Bu projeyi yürüten çeşitli bilim çevreleri Anadolu ile ilgili teorilerinde "seçkin egemenlik dilini değiştirme" diye bir tez savunuyorlar. Türkler eğer Malazgirt'le birlikte bu topraklarda azınlık ise nasıl Doğu Roma'yı adım adım püskürtüp sonra yıktı? Ve azınlık olan bir kavim nasıl dilini kalabalık olan diğer halka kabul ettirebilir? Üstelik dinleri de farklı. Hatta çeşitli kaynaklarda kasaba ve mahallelerde müslümanlarla hristiyanların uzun süre ayrı yaşadıkları belirtilir. Yani sınırlı bir iletişim var. Bunda kuşkusuz İslamın etkisi de var. İslamda müslüman olmayanlar kafirdir ve sınırlı ilişki olur. Türkler Tengrici-Şamanist iken diğer dinlerden halklarla ilişki kurmada daha yakındı. Bu yüzden islamiyet bir bakıma kimlik korunmasında yardımcı olmuştur. Yine aynı kaynaklarda Selçuklu fetih dönemlerinde Anadolu'nun devamlı savaşlar (Arap-Bizans vb) sonucunda tenhalaştığı da belirtilir. Sonuç olarak akla mantığa aykırı, Avrupalıların sırf ideolojik yaklaşımlarına bir temel oluşturmak istercesine sakat tezler bunlar.

    Türklerde Ortadoğu ve Avrupa gen etkisi yok denemez ancak verilen oranlar gerçek dışıdır. % 30-35 J grubu 25 milyon gibi bir rakam eder. Bu mantıksız. Komşu Ortadoğu ülkelerin bazılarından bile fazla bir rakam. G grubu ise % 10 civarı gösteriliyor. Bu da 8 milyona yakın bir rakam. Kafkasya'ya yakın olan Kuzeydoğu Anadolu'da bu grubun olması doğaldır. Ancak bugün Kafkasya'da bile bazı kavimler hariç G grubu çok baskın değildir. I grubu için verilen % 5 oranı makul sayılabilir. 3,5-4 milyona denk gelir. E grubu için verilen %11-12'lik oran ise J için verilen rakam gibi şişirmedir. 8 milyonluk Kuzey Afrika kökenli bir nüfus demek.

    J grubunun %17-18'den fazla çıkartılması mantık dışıdır. G grubu da ancak % 5 civarı olabilir. I grubu da % 5 civarı doğaldır. E grubu da ancak % 2 olabilir.

    Tahminim Q grubunun değerlerini J ve E gruplarının içinde eritme manipülasyonları bu çalışmalar.

    R grubunu % 24-25 göstermişler. Q ve R'nin birbirine oranlarını tahmin etmek güç. Zira ikisi de Orta Asya kökenli gruplar. Ama Q+R toplamda % 60'tan aşağı olamazlar. Orta Asyadan gelen diğer yakın gruplar C, N ve K ile bu oran artar.

    Velhasıl J+G+I+E'nin toplamda % 30'u geçmesi olanaksızdır. Uzakdoğulu O, Pamir kökenli L, Doğu Afrika kökenli T, Hindistan kökenli H grupları katılsa bile en fazla % 35 eder.

    YanıtlaSil
  31. + ilave.

    Gökçümen'nin çalışmalarında % 60'lık Q gurubu oranları da savımı doğrular niteliktedir. Tabi bu bölgesel (sanırım iç anadolu) bir çalışma idi. Ama R grubu ile birleşince ülke genelinde % 60'ı aşkın olması çok doğaldır.

    YanıtlaSil
  32. "Li et. al. 2010(Xiaohe Mezarlıklarında): R(100%)
    Bouakaze et. al. 2007(Kurgan Türkleri Mezarlıklarında): C(10%) ve R(90%)
    Kim et. al. 2010(Xiongnu, Asya Hun Türkleri Mezarlıklarında): R(66,7%) ve C(33,3%)
    Zhou et. al. 2010(Xiongnu, Asya Hun Türkleri Mezarlıklarında): Q(66,7%)
    Keyser et. al. 2003(Xiongnu, Asya Hun Türkleri Mezarlıklarında)(Y-STR Tahminleri ile): Q(7,4%), R(11,1%), İ(14,8), C(33,3%), N (18,5%)"

    Görüldüğü gibi Q, R, N ve C Hunlar ve Kurgan kültürlerinde baskın durumda. Günümüzde de Orta Asya'da R grubu bütün Türk topluluklarında en yaygın grup. Bazılarında Q, bazılarında C, bazılarında da N baskın çıkıyor. Türkiye'de de tıpkı Türkmenistan, Afgan Türkmenleri ve Horasan Türkmenleri gibi Q ve R grupları baskındır.

    YanıtlaSil
  33. Batı Avrupalılarla Doğu Avrupalılar (Ruslar) arasında bir tartışma var. Batı "R1a Türk geni" diyor, Doğu ise "Hayır R1b Türk geni" diyor. Çünkü ne Ruslar kendi gen havuzlarında yer alan R1a'yı (İtil-Ural, Karadeniz Bozkırı, Polonya gibi bölgelerdeki Çarlık baskısı ile hristiyanlaşıp asimile olan Bulgar-Hazar-Kıpçak grupların bakiyeleri) Türk olarak görmek istemiyor, ne de Batı Avrupa kendi gen havuzunda yer alan R1b'yi (Britanya'ya Romalılarca yerleştirilen İskit lejyonerlerin ve Batı Avrupada -Kuzey İtalya,Güney Fransa,Pireneler,Bask Bölgesi- Roma-Hun savaşlarından arta kalanlarla Germen müttefikleri ile Almanya'da kalan Hun lejyoner bakiyeleri) Türk olarak görmek istemiyor.

    Aslında her iki tarafta birbirlerini ve kendilerini doğruluyor. R1a ve R1b için direk Türk geni demesekte Türk kökenli bir grup demekte sakınca yoktur.

    Bugün kabul edilen bir gerçek var ki Rus toplumunun içinde müslüman Tatarlardan ayrı hristiyanlaşmış Tatarlar (Bulgar-Hazar-Kıpçak) çok kalabalıktır ve Rus gen havuzundaki R1a grubunu bunlar oluşturur. Rus Çarlığı hanedanının üyeleri üzerinde yapılan araştırmalarda I grubuna mensup oldukları görülür. Zaten Avrupa'nın ana grubu I grubudur. Böylelikle Karpatlar, Kuzey Karadeniz ve İtil-Urallar'da gelişen eski Kurgan kütlelerinin varisleri bugünkü Tatar diye adlandırılan (Rusların Türk demekten imtina etmesinden kaynaklanan bir terimdir, zira Tatarlar tarihte yalnızca Moğollala ilişkilidir) halklardır.

    Roma çağında dağılan İskit Birliği askeri güç olarak Avrupa'ya yerleştirilmiş, Kavimler Göçünden sonra Slav ve Germen kavimleri ile birlikte onları tanzim eden müttefiki Hun Türklerinin bütün Avrupa'ya yayıldığı gerçektir. İşte bu R1a ve R1b mirasları bu hareketlerle olmuştur. Homeros ve Herodot'un eserlerine giren İskitler ile Germenlerin mitolojisinde yer alan Hunlar Avrupa'nın İlk-Orta Çağ kültür çevresinde önemli bir yer tutar. Daha sonraları Moğol istilası zamanında Çekoslavak bölgesi ile Polonya'ya da yerleşmeler olmuştur, işte bunlar da Kıpçak-Peçenek koludur.

    Rusya'dan göç eden ünlü oyuncular Yul Brynner ve Charles Bronson Tatar kökenlilerdir. Ne tipik Avrupalı ne de uzak doğulu bir tip barındırmazlar. Çünkü Türk fenotipine mensupturlar.

    Balkanlardaki Slavlarla Kuzeydeki Slavlar (Ruslar) arasında da bir ayrım vardır. Balkanlarda I+I2 grubu % 70-80'lere ulaşır. Yani Slavların Balkanları Kavimler Göçü ile doldurduğunu bildiğimiz üzere I grubu Slavların ana grubudur. Kuzeydeki Slavlarda (Ruslar) ise I+I2 % 30 civarındadır. N ve R1a daha kalabalıktır. Buradan anlaşılacağı üzere Rusların içerisinde asimile olmuş Ugor kavimleri ile Türk kavimleri önemli yer tutar. Görüleceği üzere R1a Avrupa ya da Rus kökenli değil Orta Asya-Türk kökenli bir gruptur. Zaten Türkmenler (R1b) hariç diğer bütün Türk topluluklarında R1a baskındır.

    Batı Avrupa açısından ele aldığımızda I grubunun en kalabalık olduğu bölge İskandinavya'dır. (I+I1 % 80 civarı) Yani I grubu Germen kavimlerinin de ana grubudur. Görüldüğü üzere Germen ve Slav kavimlerinin 3/4'ü I grubundan oluşur. Görüldüğü gibi Beyaz Avrupa R gruplu değil. Almanya ve İngiltere'de bu oran % 45-50, Fransa'da % 20-25'tir. (I+I1) Yani Akdeniz'deki Fransa-İspanya-İtalya gibi ülkeler daha az beyazdır. Buralarda da E ve J etkisi yoğundur. Napolyon E grubundandır mesela.

    Sonuç olarak R1b batıda görülür ancak Bask bölgesi dışında yoğun değildir. Basklar da zaten Kafkasya kökenli bir halktır. Tablolarda % 60'la gösterilen İngiltere'de diğer tablolarda I grubu 5 50 'dir. Yani tablolarını bile hatalı yapmış Eupedia.

    Sicilya'da rastlanan Q grubu da herhalde Batı Anadolu'dan kadim kültürünü taşıyan Etrüsklerden mirastır...

    YanıtlaSil
  34. R Haplogrubu Orta Asya kökenli bir gruptur. Avrupa kökenli değildir. Avrupada rastlanılmasının nedenleri İskit lejyoner yerleşimleri, Kavimler Göçüyle Hun yerleşimleri ve Moğol İstilasıyla Kıpçak yerleşimleridir.

    R Haplogrubuna Amerikada da rastlanması bu grubun Orta Asya-Türk kökenlerini ispatlar. Siu ve Çeroki'lerde % 50, Atabaskan'larda % 18, Şeyen'lerde % 16 ve Mayalarda % 12'dir. Amerika yerlilerinde ortalama % 22'dir. Siu'ların Türklerle bağlantılı olduğu düşünülmektedir.

    Amerikan yerlilerinde en çok görülen haplogrup Q'dur. Tıpkı Yörük-Türkmenler gibi. Bu gurubu Amerikada yaygın olarak R ve C grupları takip eder. Orta Asya yerlilerinde olduğu gibi. Buraya da Moğol İstilası döneminde en son yerleşen Türk kökenli gruplar vardır. Tlingitler bunlardan birisidir. Navaho'ların kültür motifleri ile Apaçi savaş kültürü Türklerle benzeşir.

    Türklerin anayurdu kuşkusuz Sibiryanın uçları değil Orta Asya ile Güney Sibirya'nın kesiştiği yerlerdir. Bugünkü Kazakistan ve Altay bölgesi. Karadeniz Bozkırı, İran, Anadolu ve Uzak Sibirya'ya daha sonra yayılmışlardır.

    Bu yayıldıkları yerlerdeki haplogrup açısından ortak yanlar Q ve R haplogruplarıdır. Bu bakımdan ne Q Moğollara ne de R Avrupalılara has bir gen değildir. NG'in projesi kapsamında hazırladıkları belgeselde Orta Asya'da Niyazov adlı bir adamı ziyaret ediyorlardı. Adam P haplogrubundandı ve tipik Türk fenotipindendi. Ayrıca bir kızılderili tipi de vardı. P haplogrubu Q ve R'nin atasıdır. Orta Asya yerlileri ve Amerika yerlileri ufak farklarla birbirine benzer. Bugün P haplogrubu başta Altay, Tuva ve Uygurlar'da kalabalık olmak üzere bütün Türk kavimlerinde az-çok vardır. Demek ki gerçekten Altaylar Türklerin atayurdudur. Moğollar, Tunguzlar, Finler ve Macarlar da Altay kökünden çok eski dönemlerde ayrılıp farklılaşan gruplardandır. Biz Anadolu Türkleri de coğrafi koşullardan ötürü farklılaşmaktayız. Kuzey Amerika yerlileri ufak farklarla belki de en eski Türk tipinin göstergesi olabilirler. Johnny Depp ve Burt Reynolds Amerikan Yerli kökenlidirler.

    Şu anda teknoloji ve bilim Mu Kıtasını ve kolonileri Uygurlarla Atlantislileri henüz ispatlayamadığı için C haplogrubunun da en eski ata olduğu fikri sağlamlaşamamaktadır.

    YanıtlaSil
  35. Türk sözünün kökeni, anlamı ve yaşı nedir?

    Ön-Türkler kendilerine OK=İnsan, Halk diyordu. Ok+uz= Çoğul olarak Halklar yani boylar birliği anlamındadır. Yani Oğuzlar has Türklerdir. Türk belki bir boyun adı olarak bütün akraba boyları tanımlamak için komşu kavimler tarafından yakıştırılmış olabilir (KökTürk teorisi) ya da çok eski bir dönemden itibaren bütün "OK"ları tanımlamak için dahili ya da harici türetilmiş genel bir ad olabilir. İkincisi daha mantıklıdır. Çünkü Türk sözü Çin kaynaklarında Milattan Önce 1700'lerde ("Tik" ve "Di" biçiminde) kuzeyli kavimleri tanımlamak için kullanılıyordu. Hint kaynaklarında da ("Turukha" ve "Turuşka" biçiminde) Turan-Türkistanı tanımlamak için kullanılıyordu. Daha sonra Herodot "Targita"lardan söz eder. İskit topraklarındaki (Karadeniz Bozkırı ve Hazar Kuzeyi) "Tyrkae"lerden de bahsedilir. Anadolu'da da Hitit döneminde "Turukku"lardan bahsedilir. Ayrıca Troya ve Trakya isimleri de hem birbirlerine bölgesel yakınlıkları hem de Türk sözüne yakınlığı ile ilişkilendirilir. Eski İran kaynaklarında da İran-Turan savaşlarından bahsedilir. Bu da en az Milattan Önce 700'lere dayanır. Etrüskler de (Türk sözünün başına "E" getirilerek -Osmanlıdaki"Etrak" tanımı gibi-) Türk sözü ile benzerdir. Onlarda da kurttan türeme efsanesi vardır. Anlam olarak ise birçok teori vardır. Bana en mantıklısı türemek ve töreli anlamları geliyor. Türkler savaş teknolojisinde ileri oldukları için Çin kaynaklarında bu isim miğfer anlamında da kullanılmıştır. Türklere özgü bir savaş başlığı olduğunu da buradan çıkarabiliriz. Ve tabi güç kuvvet anlamları da vardır. Kuzey Afrikalı bedevi göçebe Tuarekler de hem yaşam biçimi hem de isim olarak düşündürücüdür. Doğu Afrikadaki Turkana Gölü ve Milli parkının ismi de düşündürücüdür. Zira evrim teorisine göre ilk insanların çıktığı bölgedir. Türk dilini konuşan halklar -en aşağı- 4000 yıldır bu adı kullanmaktadır. Bu yüzden Türk dil gurubuna Türk denmesi doğaldır ve bu halklara Türk tanımını vermek gerçekçidir.

    Türklerin ilk yerleşim birimleri nerelerdi?

    İlk Türkler, daha doğrusu Türk dil grubunun ilk üyesi olan halklar; yani genetik olarak Türk dilli toplulukların ataları gerçekten Altay-Tuva-Yenisey bölgesi(Batı Moğolistan-Güney Sibirya) ile Tanrı Dağları arasındaki bölgede (Çungarya Havzası-Doğu Kazakistan) görülmüştür. P Haplogurubundan daha eski bir grubun Türklerin atası olduğu ispatlanmadığı sürece bu kuram mantıklıdır. Dil verileri açısından ele alırsak kaya petroglifleri (tamga) ve runik yazıtlar incelendiğinde bütün Asya ve Avrupada milattan önce 10.000'lere kadar inilir. Yine de doğup filizlenen yer Orta Asyadır.

    YanıtlaSil
  36. +

    Ön-Türklerin fizyolojik özellikleri nasıldı?

    Bunu tanımlamak çok güç olsa da; P, Q ve R haplogrupları gerek Kurgan Kültürleri gerekse bugünkü Türklerde en çok rastlanan haplogruplar olduğuna ve üçünün de doğum yeri Orta Asya olduğuna göre Ön-Türkler ne Avrupa ne de Çin fenotipinde değildi. Türkler bu iki grubun (sarı ve beyaz ırklar) karışımı değil tersine bu iki grup Türklerin atalarından ayrılmış Türkler sabit kalmıştır. Bugünkü Amerikan Yerlileri ve Altay-Uygur bölgelerindeki halklar Ön-Türklere en yakın fenotiptelerdir. Amerikan yerlilerinin tenleri erken kopuşla renkleri daha koyulaşmıştır. Gözlerin çekikliği Çinli ve Moğollar gibi kapaklı ve keskin değildir. (Bu ortak yan akrabalıktan değil sert iklimden kaynaklanan benzerliktir) Ten rengi olarak buğday renktir. Avrupalılar gibi pembe, diğer Ortadoğu halkları gibi yanık değildir. Bu buğday ten ton olarak bölgelere göre değişim gösteriyor. Zira güneş etkisi başattır ten renginde. Göz rengi ise ela-kahve genelde olmak üzere mavi-yeşil de olabilir. Çünkü mutasyon bölgelere göre değişim gösterebiliyor. Bana göre iskelet yapısı daha etkendir dış görünüş açısından. Çünkü ten-saç ve göz renkleri zamanla-mekanla değişim gösterebilir. Türkler çok yere yayıldığı için dış görünüşte zenginlik doğaldır. Bunda zaman-mekan kadar farklı unsurlarla da ilişkiler etkilidir. Yine de belirgin-baskın bir Türk tipi yukarıda dediğim gibidir.

    Sonuçta Türkler tarihin başından beri etkin biçimde uygarlık içinde varolan dünyanın hemen hemen her bölgesinde izini bırakan uygarlık yapısına tuğlalarını sürekli yerleştirmiş bir topluluktur. Dili ve folkloruyla varlığını türlü saldırılara rağmen korumayı başarmıştır. Türkiye Cumhuriyeti bir mozaik değildir, en azından Avrupa kadar bile karışık değildir. Kavimler göçünden sonra yeniden oluşan Avrupalı milletler Türkleri karışık olarak tanımlayınca komik duruma düşüyorlar. Bu topraklar içerisinde kim kendisini Türk olarak görüyorsa o Türktür. Aksini dayatmak kimsenin haddine değildir.

    Büyük Önder Atatürk'e kendi sözü ile saygı ve sevgilerimizi gönderelim. "Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur."

    YanıtlaSil
  37. Anladigim kadariyla tum dunya irklari dogudan yayilmis dunyaya hatta Tevratda Aden bahcesinin doguda oldugunu oradan inildigini Anlatilir Amerika kitasina bile oradan gecilmesi cok uyqundur ben boyle dusunyorum dogrusunu Allah bilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün kü genetik bilimi insanların Afrika'daki Rfit Vadisi'nden yayıldığını iddaa ediyor. Allah'ın yarattığı genetik bu. Gitti yine herkesin Orta Asya'lı olduğu iddaası.

      Sil
  38. Dil olarak Türkçe Dünya'da otantik olarak en yaygın dildir. Türkler genetik akrabalık bakımından da boy bakımından farklılıklar göstermesi İnsanın DNA zincirinin oluşumunda en başta gelen ırk olmasıdır. Yani bütün genetik özellikler ilk insan Adem de bulunması gerektiğine göre , ABD' li Bilim adamının dediği gibi Adem bir dil konuşuyorsa mutlaka Türkçe konuşurdu diyor. Bu durumda genetik özellikten ve kültürel ve dil özelliğinden yola çıkarsak , insanlığın başlangıcında Türkler vardı. Türkler ara ırk değil . Diğer ırkların Türediği bir ırktır. Atatürk ' ey Milletler derinizi biraz kazısanız altından Türk çıkar' diyor. Neyse ben Türkçe konuşan , konuşmasa bile dillerinde Türkçe barındıran , Dünya coğrafyasının neresinde olursa olsun. Rengi ne olursa olsun. Türk kültürüyle ilişkili , halı , kilim, batıl inançlarda benzerlik taşıyan şu anda dahi Türklerle akraba ya da Türktürler. Türk olmak ırksal olmaktan çok Kültürel ve dilsel birlikteliği yaşatma ve sürdürmedir. Herkes bu durumda gönüllü ve samimi olarak kendini Türk olarak görmekle Türk olabilir. Ne mutlu Türküm diyene..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atatürk'ün Dil-Tarih-Coğrafya projeleri (Antropoloji, Sümeroloji, Arkeoloji, Güneş Dil Teorisi) ve kurduğu TTK ile TDK O'nun öncülüğünde çok büyük işler yaptı. Ancak o öldükten sonra Türk Tarih Tezi rafa kaldırıldı. Önce Türk-İslam Tezine (80'ler) sonra da Osmanlı-İslam Tezine (2000'ler) evrildi. Malesef Türk düşmanı çok bu ülkede.

      Güneş Dil Teorisine göre zaten ilk dil Türkçe. Yaşayan en eski dil de Türkçe. Güneş takvimini Mısırlılardan önce kullanan Mayalar ve bilinen en eski uygarlık Sümerlerle de bağları var. Anadolu'nun eski antik uygarlıkları Hatti, Hurri ve Truvalılar da Türklerle bağlantılı. Dünyada eğer ilk tek dil dönemi var ise bu Türkçe idi. Çünkü en eski yazılı kaynaklar ve kaya tamgalarının dil yapıları Türk dili ile aynı yapıda. Bu Ön-Türkler Avrasya coğrafyasında hemen hemen her yere izlerini bırakmıştır.

      Sümerler ilk yaşadıkları Kazakistan Bozkırı ile Maveraünnehir'den (Seyhun-Ceyhun arası) iki kola ayrılıp biri Kuzey Hazar-Karadeniz Bozkırı bölgesi ile yine "iki nehir arası" olan Mezopotamya'ya (Fırat-Dicle) 6000 yıl önce yerleşmiş. İki bölgede de büyük uygarlıklar kurmuşlar. Birisi Kurgan kültürü diğeri de Şehir devlet kültüründe medeniyetin beşiğini oluşturdular. 2000-3000 yıl kesintisiz bu sürdü. Kuzeydekiler Kimmer güneydekiler de Sümer adı ile anıldı. Daha sonraları Yukarı Mezopotamya bölgesinde Subar, Subartu, Guti diye de anılmışlardır. Kuzeydekiler Kafkaslardan Anadolu'ya da girerek Hatti medeniyetini oluşturmuşlardır. Hatta Bu Kimmerlerin Traklarla da bağlantılı olduğu söylenir. Trak, Troya Türk etimolojisine benzer.

      Sümer, Kimmer, Subar, Suvar, Sabar, Sibir diye günümüze kadar gelmiştir. Hazarların geldiği boydur. Zaten Hazarlara Hzar adını İranlılar der, Türkler Sabar diyordu. Türklerin en eski kollarındandır. Hazar Denizine ve Sibirya'ya adlarını vermişlerdir. Kanglı-Kıpçak kolu da bu boyla bağlantılıdır.

      Dediğiniz gibi Avrasyadaki Beyaz ve Sarı diye tanımlanan iki kol Türklerden ayrılmıştır. Türkler bu kolun birleşiminden oluşmuş değil, aksine bu iki kolun kökü Türklerin atalarıdır.

      Son olarak Türkleri Ortadoğu, Uzakdoğu ya da Avrupa tipi göstermeye çalışanlara çok eski çağlardan bir kanıt verelim.

      http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/2f/PazyrikHorseman.JPG

      Altay Dağları-Ukok Yaylası-Pazırık Kurganı / Atlı Savaşçı Resmi. En aşağı 2500 yıllık.

      Ne Avrupa, ne Uzakdoğu ne de Ortadoğulu tipi var. Türkler ayrı bir ırk. Ama bu savaşçının saç şeklinden Amerikan yerlilerine bıyığından Orkun Yazıtlarındaki balballara benzediği anlaşılır. Amerikan yerlileri Türklerle akrabadır. Altay bölgesi en eski vatandır.

      Beyaz Türk(!)ler ve Arapçıların hoşuna gitmese de Türkler farklıdır.

      Ama yine de "Ne mutlu Türk'üm diyene!" diyen herkes Türktür. Benim dediğim Ön-Türklerle ilgilidir.

      Sil
    2. Türkçe demenle anladığım Anadolu da konuşulan HİBRİD dil. Hibrid diyorum, çünkü senin İDDAA ettiğin gibi EN OTANTİK falan değil. Neden diyecek olursan Atatürk Modern Türkçeyi ESKİ ARAP VE FARS kelimelerinden kurtarmak, SAFLIĞA!?, OTANTİKLİĞE!? eriştirmek için Fransızca ağırlıklı olmak üzere bir YABANCI, yani TÜRK olmayan kelime doldurmuştur.

      Yutmaya devam.

      Sil
    3. Halen arapça-farsça sözcükler kullanılıyor. Atatürk dönemi çalışmaları bu yabancı kökenliş sözcüklere alternatif sözcükler türetti. Hibrid dediğin buysa yanılıyorsun. Çünkü yoktan var edilmedi yabancı kökenli söze uygun olarak Türkçe köksözlerden yeni sözler türetildi. Fransızca açısından haklısın ama bu Atatürk döneminden sonra. Onun da nedeni MEB'deki Amerikan danışmanların 1946'dan sonra etkisi.

      Sil
    4. Otantik, yani eskiden beri mevcut olan özelliklerini taşıyan bir dili neden yabancı dillerin etkisinden kurtarıp uydurulmuş kelimelerle doldurma ihtiyacı hissetmişler ki? Fransızca açısından etkisine gelince; kısaca "dönemin sözü geçen ülkesi olan Fransa'ya dili ve kültürüyle benzemek istenmesi. Arap ve Fars kültüründen ve dilinden boşalan kısmı doldurmak adına.

      Sil
  39. İnsanları Adem ile Havva'dan üredikleri uydurulmuştur.

    YanıtlaSil
  40. Yeryüzünde hiçbir ulus ya da alt düzeyde etnos saf yani tek tip değildir. Gerek kan verileri gerek antropolojik veriler ile bu gözlenebilir.

    Avrupa gibi en küçük kıtada diğer kıtalara oranla sayısız devletçik ve etnik grup vardır. Bu kıtadaki mikro ve makro grup çeşitliliği çok zengindir. Aryen dedikleri saf bir ırktan bahsetmek mantık ve olanak dışıdır. Tarihte de böyle bir etnik grup olmamıştır. Avrupayı birleştirmek için yaratılmış bir projedir. Hint-Avrupa denilen dil grubu da sağlam bir temel oluşturmamaktadır. Avrupalıların önemli bir bölümünde görülen bu üstün saf ırk hastalık görüşü çürük bir psikolojidir. Bu genetik araştırmasında dahi bu sapkınlığın sakatlığı anlaşılıyor. Alfabetik olarak bile en son sıralardaki genlerin saf olamayacağı görülür. Saf olsa olsa ilk genetik grup A olurdu. Üstünlüğe gelince Batı Romanın yıkılmasından Sanayi devrimine kadar derebeylikler ve kilisenin pençesinde kıvranan, bulaşıcı hastalık salgını ile kırılan bir üstün ırktan söz ediyoruz. Üstelik bu üstün ve saf ırk 1500 yıl önce Kavimler Göçü ile yeniden harmanlanmış bir ırktır. Avrupa'nın Güneyi (İspanya, Portekiz, İtalya, Fransa, Balkanlar ve Yunanistan) önemli ölçüde Kuzey ve Doğu Afrika çizgileri barındırır. Yunanlar Doğu Afrika kökenli bir kavimdir. İspanya'da önemli bir Emevi tesiri vardır. Fransa ise tam bir karışımdır.(Germen-İtalik-Kelt-Mağrib) Avrupa'nın Doğusu ise ezici biçimde Asya çizgileri barındırır. Başta Ruslar ve Ukrayniyanlar kumral ama çekik gözlü kösedir. Bu iki halkın en az yarısı Sibirya kökenlidir. İngiltere ve Almanya dahi sarışınlık açısından çok baskın bir tarafa yakın değildir. Sadece İskandinavya ülkeleri sarışınlık renkli gözlülükte karakteristik özellikler gösterir. Ayrıca Batı Avrupa için bir Haplogrubun (R1b) çok çok baskın gözükmesi sağlıklı ve mantıklı değildir. Dayanaklarına temel oluşturmasını düşündükleri tez için aksi veriler de vardır. Kamerun ve Sudan gibi Orta Afrika ülkelerinde de R1b grubu %50-95 arasında değişen oranlar vardır. Yani bu ırklar da tezlerine göre Aryen oluyor. Avrupa kıtası ile coğrafi keşifleri sonunda göç verdiği Amerika ve Avustralya kıtasının sakinleri en karışık milletlerdir.

    Bir insanın fiziksel özelliklerini oluşturan fiziksel etkiler için Haplogroptan çok iklim ve bitki örtüsü önemlidir. Tabi bunun için yüzyıllar gerekir.

    Genetik bilimini Türkler ve Türk dilli diğer halklar açısından değerlendirmek gerekirse; Türkler tarih boyu önemli göç hareketlerinde baş aktör olmuş bir ulustur. Dolayısıyla kan bağı çok eski çağlarda etkin bir unsur olarak kalmıştır. Bu çok eski çağlarda çözülmüş bir olgudur. Evet Türklerin ve Türk dilli halkların çoğunda karakteristik bir fenotip yoktur. Ama günümüzde hangi halkta bu karakteristik var ki? Türklerin komşuları ile benzer olduğu algısı yaratılmaya çalışılması gerçekleri gizleyemez. Sırf kara kaşlı kara gözlü diye Arap, Ermeni ve Yunanlarla Türkleri bir göstermek iftiradır. Türkler ortadoğu kökenli değildir. Gen havuzunda da bu çok önem arzeden bir orana sahip değildir. Türklerin genetik çeşitliliği Anadolu'ya son büyük göç dalgasından (11-13. yy.) çok çok önce oluşmuştur. Arap ve Hristiyan vakanüvisler de bu çeşitlilikten bahsetmişlerdir. Türklerde kumral ela gözlü de, esmer kahve gözlü de vardır bu eski kayıtlardaki tabirlerde. Çekik badem göz ve buğday ten ise ortak yandır. Türklerin bu genetik çeşitliliği muhtemelen milattan önceki çağlarda çoktan şekil bulmuştu. Başlangıçtan bugüne Türklerde millet kavramını oluşturan ana olgu dil ve kültür birliğidir.

    Yalnızca Ön-Türkler (-5000 ve öncesi) için bir fenotipten bahsedilebilir. Bunun için de bir görüş birliği yoktur.

    Türk Milletinin oluşumundaki sosyalve iktisadi olguları bilimsel olarak dil özelinde araştıran bir çalışmayı ilgi duyanlara tavsiye ederim:

    "Og'dan Oğur'a Devletin Oluşması Sürecinin Türkçedeki İzleri-Doğu Perinçek"

    YanıtlaSil
  41. Turkler avrupa kani mi tasiyor ?turkler dunyanin en cirkin milleti .kendiniz de biliyorunuz .Yazida ukraynali ve ruslar meme buyuklugu farkli oldugu soyleniliyor .ukrayna ve ruslar ayni milletdir gorunus olarak da hic farklari yokdur .iran ve kurdler aryan irkdir ..tum dunya yanlis mi biliyor yani ?kulturleri de kanitliyor bunu ..bi de mavi goz yesilden daha baskindir sayin yazar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir üstteki komik yoruma yanıt vereyim.

      ukraynalı ve ruslar aynı millet değil. tıpkı bulgarlar ve sırpların aynı millet olmadığı gibi. ukraynalılar batı avrupada fransa ne ise doğu avrupada odur. hatta romanyada böyledir. ukraynalılar ve romanyalılarda önemli bir miktarda bozkır halklarının oranı vardır. rusların içinde bile önemli oranda tatar kökenliler vardır. ukraynalı ve rusların en önemli ortak yanı dil benzerliğidir. o da kılıç zoruyla gerçekleşmiştir. ünlü taras bulbanın don kazakları hristiyandır ama slav değildir. napolyonun "rusların altını kazısanız türkler çıkar" lafı boş bir söz değildir.

      kürtler ve iranlıların aryan olduğu fantezisine gelince; 1-aryan diye bir ırk yoktur. avrupa genetik olarak çok karışık bir kıtadır. aryan diye 2 asırdır pompalanan propagandanın bilimsel ve tarihsel bir temeli yoktur. 2- aryan derken avrupa tipi demek istediğiniz kürtler ve iranlıları hangi kafa ile gözlemlediniz? farklı paralel bir evrenden mi bildiriyorsunuz? türkiye ve iranda sarışın/kızıl mavi/yeşil gözlü pembe tenli kürtler ve persler baskında bizim haberimiz mi yok? kürt deyince neden hemen hepimizin gözünün önünde esmer kara kaşlı kara gözlü sık sakallı sık saçlı bir tip beliriyor? kürtler ve persler diğer ortadoğu halkları gibi ortak kökendendirler. araplar, ibraniler, filistinliler, süryaniler, persler, kürtler ve hatta ermeniler de dahildir bu gruba. haplogrup olarak j grubu olarak tanımlıyor batı tipi bilimciler. kendinizi kandırmayın. persçe ve kürtçe grammer olarak avrupa dilleri ile benzer(!) tanımlandığı için bu yanılgıya düşülüyor. ki hint-avrupa dil sınıflandırmaları da çok sağlıklı değildir. kendisine ve dil-tarih meraklılarına osman karatayın "iran ile turan" adlı kitabını öneriyorum.

      çirkinlik-güzellik görecelidir. türklere çirkin diyen şahısa... neyse birşey demeyim. anlayan anlar. sadece güzellik sınıflandırmama kürt fonetipi uymuyor deyim. :)

      yorumcunun tarzı "şaşı bak şaşır, kendini kandır" tarzı olmuş. son 12 -13 yıldır zaten bu halkın en belirginleşen özeliği kendisini kandırmak oldu.

      can bey aslında benim pek yanıt vermeme gerek kalmamış yazdıklarınızla. yorumlarınız güzel.

      Sil
    2. istanbul yerlisi türklermiş türk değil ki onlar
      türk afyondur ,bayburtdur,yozgattır,amasyadır
      sen türk olmayaya bilirsin
      ve hakim kimliğin türk olması ağrına gidebilir
      ama ben türk oğlu türk üm

      Sil
    3. yukarıdaki yok efendim çirkin falan diye hakaret eden herifin bu nefretini yaratan ezikliktir
      bu ezikliği kürtçe konuştuğu için tokat yiyerek
      yada Bizanslı kimliği saklamak sayesinde mi
      elde etti bilmem ama elde ettirenin
      ellerinden öperim

      Sil
  42. fotoğraflardaki türkik kızlardan sibir yakut ve özbek kızlar anadolulu kızlara çok benziyor.

    mehmet atay'ın güzel bir sözü var. "binlerce yıllık birlikte birkaç günlük ayrılık nedir ki"

    YanıtlaSil
  43. bazı haplogrupları kalıplaştırmak doğru değil. r haplogrubu orta ve kuzey afrikada, avrupada, asyada ve kuzey ve orta amerikada (yerli nüfus) her yere yayılmış. yani bu grup için avrupa tipi, asya tipi ya da amerikan yerli tipi demek doğru değildir. dış görünüş açısından iklim-bitki örtüsü-zaman şartları etkindir. evrim diyebiliriz. eğer illaki insan ırkının içinde bazı alt gruplar oluşturulsa bence kafatası biçim-boyutları baz alınarak yapılabilir. brakisefal(geniş), dolikosefal(dar), mezosefal(ara) olarak antropolojide sınıflanır. Türkler genellikle brakisefaldir. Atatürk'te bu tip bilimsel çalışmaları yaptırmıştır.

    YanıtlaSil
  44. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına Türk denir.

    Türk hem bir etnik addır hem de çağdaş hukuksal ve sosyal ulus tanımına uygun olarak bütün bir ülkeyi kapsayan ortak yaşama ülküsünü taşıyan vatandaşların ortak adıdır.

    Türkiye adı ilk kez Venedik ve Cenevizli coğrafyacılar tarafından kullanılmıştır. Nedeni de buranın bir Türk Yurdu olmasındandır. Yani en az 1000 yıldır mutlak Türk hakimiyeti olan bir vatan.

    1071 tarihi Türklerin Anadoluya yerleşmeye başladığı bir tarih değil, Anadolu'daki hakimiyetlerini tekrar ele geçirmeye başladıkları dönüm noktasıdır. Truva Savaşından sonra kaybedilen hakimiyet tekrar alınmaktadır.

    Yani Anadolu binlerce yıllık bir Türk Yurdudur.

    Hattiler(Eti),
    Hurriler(Gur),
    Truvalılar(Turoba),
    Traklar(Turak),
    Karyalılar,
    Urartular(Ur-Artuk),
    Batı Anadoludan İtalya'ya göçüp Romayı kuran Etrüskler(Tyrhen-Tarkun-Turan),
    yine Ege bölgesinden Yunanistan'a göçüp orada ilk uygarlığı yeşerten Pelasglar,
    Azerbaycan'dan Arnavutluk'a göçen Alpanlar,
    Kafkasya'dan İberya'ya göçen Alan-As kavimleri ve Basklar,
    Karadeniz Bozkırından Balkanlara yerleşen Pomaklar, Ogur kavimleri(Bulgarlar) ve Boşnaklar(Peçenekler),
    Kuzey Irak ve Doğu Anadoludaki Gutiler(Kut) ve Subarlar(Sabar),
    yazıyı keşfeden Sümerler(Kenger),
    çok kez Anadoluya girip çıkan göçer kavimler (Kimmer-Sibir,İskit,Sarmat,Hun,Avar,Alan-As,Kuman-Kıpçak) Türk kökenlidir.

    Ancak Anadolu-Azerbaycan hariç hemen hepsi yok olmuş ve bazı milletlere isimlerini bırakmışlardır.

    Genetik olarak ise Türkler bütün uluslar kadar saf ve bütün uluslar kadar da karışık olabilir. Önemli olan dil ve kültür birliğidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir milletle ve kültürle sorun yaşamıyorum, sorun yaşadıklarım senin gibi insanları tek tipleştiren, insanların gözüne baka baka yalan söyleyen ve SALLAYAN insanlar.


      1) Truva savaşı ne zaman ve kimler arasında? Ve de 1071 nezaman? Aradaki farkı kavrarsan "Yani Anadolu binlerce yıllık bir Türk yurdudur" yalanını söylemekten vazgeçersin.

      2) Hattiler aslında kimle bağlantılı? Kafkasya ile tabi ki. Ama sana yaklaşık 100 yıldır Kafkasya diye yutturlan Gürcistan, Azerbaycan, ve Ermenistan ile değil. Onlar Kafkasyalı değildir. Kafkas ötesinde, diğer bir ifade ile Kafkasya DIŞINDA yaşayan ama Kafkasya ile komşuluğu olan insanlardır.

      NOT: Kafkasyalı tanımı Adığe, Abaza(Abhaz), Ubıh, Oset, Çeçen-İnguş ve Kafkas ırkına sahip Dağıstanlıları kapsar. Yani Çerkesler, yani 1864 yılında büyük sürgüne mecbur bırakılmış halklar. Yani senin anlayacağın Güney Kafkasya diye bir yer yok ;)

      Sil
    2. Anadoluya Türkler defalarca geldi. 1071'in yalan olduğu açık. Amerika baskısıyla hazırlanan tarih kitaplarının dayatmalarını kabul etmek zorunda değilim.

      Truva Savaşı ile Malazgirt arasında bile zaman zaman bölgesel hakimiyetler var (Kuzeydoğu Anadoluda İskitler, Kumanlar, Orta Anadoluda Kimerler) Bütün Türkler de konar-göçer değil. Yerleşip kalanlar olmuştur.

      Hattiler Kafkasyalı değildir. Nesililer Kafkasyalıdır. Onlar da Hatti'yi işgal edince yerleşik devlet düzenini bozmayıp (tıpkı Osmanlı-Bizans gibi) Hattili anlamına gelen Hitit adını kullandı.

      Truvalıların Türklüğü yabancı bilim çevrelerinde de konuşuluyor. Buranın Greklerce işgal edilmesinden Malazgirt'e kadar önce Hellen sonra Roma hakimiyeti (bazı yerlerde zaman zaman Pers ve Arap) devam etti. Büyük mübadelede Rum denen (Romalı demek, yurt anlamında) halkın bir bölümü bile gitmek istememiş. Çünkü çoğu biz Türküz demiş. Sırf hristiyan oldukları için gönderildiler. Bunlar bahsettiğim yerli Anadolu uygarlıklarının ve kısmen eski Kimmer-İskit-Kuman halklarının bakiyeleri. Türkler 2500 yıllık arada hakim olamasa da burada az ya da çok nüfusla yaşadılar. İnkar edip etmemeniz önemli değil.

      Sil
    3. Amerikan baskısıyla!? hazırlanan tarih kitaplarını kabul etmeyip, Truvalıların Türklüğünün!? YABANCI kesimlerce kabulünü desteklemen büyük bir tuhaflık ve ikilem. Aslında TEK TİPÇİ EĞİTİM ANLAYIŞININ FİKİRLERİNİ DOĞRUYMUŞÇASINA BEYAN ETMEK demek de denebilir. İnkar edip etmemeniz önemli değil.

      Sil
    4. Nihal Atsız ve fikirleri kendisine benzeyen insanların söylemlerini terk edip, keyfinize uyup uymadığına bakmadan DOĞRU kaynakları okursanız, doğru sonuca ulaşabilirsiniz.

      Sil
    5. Biraz araştır. Tarih kitaplarının MEB'deki ABD'lilerin direktifiyle nasıl yeniden yazıldığının rahmetli Oktay Sinanoğlu bahseder kitaplarından.

      Ömrümde Nihal Atsız okumayan birisi olarak bu yaftaya yalnızca gülüyorum.

      Truva-Trak, Pelasg ve İskit birliği İtalya'ya Andolu üzerinden göç eden Etrüsklerle bağlantılıdır. Etrüsklerin dili Türkçedir. Biraz araştır gözüm.

      Sil
    6. : osetler irani bir kavim. yerli değil. çerkes kavramı içinde bazı türk toplulukları da vardır. zaten orası bir bölge.kafkasya daha çok kültürel bir tanm. kafkas dağlarının kuzeyinde başka halklar, güneyinde başka halklar yaşar. osetlere kafkas diyorsanız türklere de demelisiniz. gürcüler asırlardır o bölgede. konuştukları dil kafkas dil ailesinde. ( zan dilleri ve svanca ile birlikte. )o bölgenin yerli halkları şunlar ; vaynakh, çerkes (abhaz-adige),gürcü,megrel-laz ve svan. çerkes milliyetçiliği yaparak olmaz bu işler. karaçaylılarla tanışan anadolulu ya da avrupalı türklerin çerkeslere türk demesi bu yüzden olabilir. ermeniler ise anadolu halkı . osetler gibi hint-avrupa dili konuşurlar. yani kültürel olarak anadoluya yakınlar.

      Sil
    7. turkler baska milletler içinde erımıstır lafı bir bakıma yanlıstır...kumanlar slavların guzellesmesıne bugunku halıne ulasmasına olanak vermıstır..bu genlerle aktarılır...erıyen turk adı olmustur avrupa, kuzey avrupa ve dogu avrupa(rusya da) ...bu guzellıkler ne yalnız slavlara aıttır ne de sarısın turklere...bu guzellık slav ve sarısın turk karısımı melez bır gorunutudur. avrupa, dogu avrupa(rusya) milletleri, dunyadakı dıger mılletler gıbı genetık bir karısımdır.

      Sil
    8. Arnavutlar, Azerbaycan'dan değil. Roma' nιn batιsιnda bulunan "Alpan" dağι ve gölünden Kafkasya'ya gitmiş olan bir kavim vardι. O yüzden Kafkasya'da "Alvanya" (Arran, Ağvank, Alpan) isimleriyle bilinen bir yer vardι. Kafkasya Alpanlar armenoid bir kavimdir, ama Balkan Arnavutlarι 80% dinarid ve 20% alpin bir kavimdir.

      Sil

  45. j2 geni androdovalı atalarımızdada mevcuttu
    N GENİ %30 dan az değil ülkemizde
    beyfendilerin
    bahşedip türk saydıkları gen en çok bulunduğu yerde %4
    biz türkler istediğiniz kadar alının kendimizi
    orta doğu ırklarından üstün görürüz

    böyle yazıların ortak özelliği
    yalvarır tonda yazılması
    "nooğlur nooğlur beraber bizans şehirlisi olalım"
    nooğlur nooğlur beraber islam milleti olalım"
    siz kara suratlı kara gözlülerle işemeye gidilmez
    sizden bize kardeşte olmaz komşuda.

    YanıtlaSil
  46. istanbulda zaten türk yok ki iç anadolu ve batı karadeniz ahalisi orta asyalıdır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu biraz aşırı bir iddaa olmuş. İddaaniza göre neden bu iki bölgedeki insanları simaları bugünkü Orta Asyalılara uymuyor da ÇEVRE ülke insanlarına benziyor?

      Sil
    2. Sizin de dediğiniz gibi iddia aşırı ve mantıksız. Ama sizin de Türkleri çevre milletlere benzetmeniz çok mantıklı değil. Bir Türkle Ermeni rahat ayırt edilebilir. Bırak Ermeniyi ülkemizdeki aynı dine mensup olduğumuz daha sıkı ilişkili olduğumuz Kürtlerle Türkler rahat edilebiliyor. Bu çevre milletlerle etkileşim yüzlerce yıl olmuştur az-çok. Ancak Türkler genel itibarı ile karakteristiklerini kaybetmemiştir. Ilıman iklim koşulları fenotipte değişimler yaratmıştır.

      Belki de tam tersi Türkler kendi genlerini diğer milletlere aktarmıştır. Çünkü Yunanların aşırı esmer olduğu Heredot ve Homeros eserlerinde anlatılır. Bana göre bu çevre milletlerde Sami kökenlilik var. Yunanlar da Doğu Afrika kökenli bir millettir. Ermeniler de Türklere nazaran aşırı esmerdir. Kürtleri zaten biliyoruz.

      Sil
    3. hayır efendim kırgıza benzemeyiz özbeğe benzemeyiz ki bu moğol etkisidir.
      Uygurlu ile Giresunlu arasında çok bir fark yoktur.
      herkes türk olacak diye bir şey yok.
      ama bir kural var türk ırkı hakim ırk olacak.

      Sil
  47. Türklüğü bir gen olarak görmek dünyaya at gözlüğüyle bakmaktan farksızdır. Türklük milletler üstü bir kavram üstün bir kültürdür. Herkes istediği dine millete mensup olabilir. Kendini ırk olarak kürt zanneden bir çok türkmen boyu vardır. Sebebi uzun yıllar birlikte yaşayıp dilini ve kültürünü aldıktan sonra kürt kimliği altına girmeleridir. Bu araştırmalar Oktar Babuna için toplanan kanlardan sonra çıktı. O zamanlar MHPli Sağlık bakanı Osman Durmuş şiddetle karşı çıkmış oyun oynandığını kanlarımızı vermemizi söylemişti, adamı kafatasçı yapıp dinlemedik. 2 yıl sonra bu rakamlar piyasaya çıktı. Şimdi sayın cumhurbaşkanımız dahil tüm bürokratları bizi klanlara ayırma çabası içindeler. Ayrımcıların oyunlarına gelip ekmeklerine yağ sürmeyin.
    Ben gen araştırmasına gerek duymadan (Türk Q Geni çok düşük çıkacağı aşikardır) türk kültürünü benimsemiş biri olarak yüce Atatürk gibi NE MUTLU TÜRKÜM diyene diyerek son noktayı koymak istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türklüğü bir gen olarak görmek atgözlüğü ile bakmak diyip Q geninin Türk geni olduğunu söylemek, bu genin Türkiye'de düşük olduğunu söylemek samimi ve masum bir söylem değildir.

      Sadece Q genini Türk geni sayıp Türkiye Türklerinde de bu genin düşük olduğunu varsaymak sağlıklı değil. Hiçbir ülkede ve soyda tek gen baskın değildir. Q geninin Türkiye'de yüksek olduğunu düşünüyorum. Verilen resmi oranlar birkaç yüz kişilik donörün 80 milyona ortalamaya alınmaya çalışılmasıdır. Bu da tamamen siyasi bir tezgahtır. Oktar Babuna vakası gibi. Duyduğuma göre Japonlar, Kızılderililer toplanan kanlardaki yapılan araştırmalara göre Türklerle akraba idi. Şimdi nasıl düşük oluyor Q geni? Q genini Türk geni sayıp bu genin de en çok Amerikan yerlilerinde olduğunu varsaymak kendi kendini yalanlamaktır. Amerikan yerlileri, Japonlar, Moğollar, Sibirya yerlileri bütün Türk halkları ile akrabadır. (C, D, N, P, Q, R)

      Türkleri hiçbir yere sığdıramadılar. Orta Asya'dan attılar, Anadolu'dan attılar, gökten zembille indik sanki dünyaya. Orta Asya-Güney Sibirya-Urallar-Kuzey Karadeniz-Azerbaycan ve Anadolu'nun ilk yerlilerinin Türkler olduğunu kabullenemiyorlar çünkü. Yukarıda da söylediğim gibi sadece Q geni Türklere has değildir. P'den doğan Q, R1a, R1b Türklere hastır. Orta Asya Türklerinde bu üç gen de baskındır. Avrupa'da R1a ve R1b'nin önemli oranda bulunması da Türk göçleri ile ilişkilidir. Ancak Avrupalıların ana geni I ve G'dir.

      C geni de en eski atalarımızdır. Bu da Mu kıtası ve Uygurlarla bağlantılıdır. Moğollarda da bu genin olması çok eski zamanlardan akrabalarımız olduklarını gösterir. Bu 4 gen (C, P, Q, R) Türklerin ana gruplarıdır. Dış görünüşe çok takılmamak lazım. Dış görünüşü zaman ve iklim etkiliyor. Bizim de farklılaşmamız çok eski zamanlardandır. 1000 yıl kesin ama daha eski çağlardan başlayan göç hareketleri ile bağlantılı.

      Örneğin Avrupa geni olarak etiketlenen R1b geni Orta Afrika ülkelerinde % 95'lere kadar orandadır. Türkmenlerde de yüksek bir gendir. Yani Afrikalı, Asyalı ve Avrupalılarda çeşitli ülkelerde (Kamerun, İngiltere, Türkmenistan) baskın olan R1b için Avrupa geni demek tamamen siyasidir.

      R1a için de Rus-Slav geni demek bilimsel değildir. Çünkü Türkmenler hariç bütün Orta Asya Türklerinde R1a baskındır. Tatar Türklerinin Ruslara etkisini anlatır.

      C geni için de Mongoloid demek yanlıştır. Endonezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerinde de bu gen baskındır. Ancak Moğolistan ile Güneydoğu Asya ülkeleri arasındaki bir buçuk milyarlık Çin'de O geni baskındır. Haliyle Mongoloid tabiri de çöpe gidiyor. Çünkü Çinlileri de Mongoloid diye tanımlanan sınıfa almak mantık dışıdır. Güneydoğu Asyadaki C haplogrubunun yüksek olması Mu Kıtası teorisi kabul edilirse herşeyin rayına oturmasına neden olur. Türklerin Mu Kıtası yok olduktan sonra Orta Asya'ya doğru yayılmasını da açıklar. D ve N genleri de Asya'nın diğer yerli halkları (Ural-Altay akrabalığı) ile bağlarımızı açıklar.

      Sonuç olarak gen araştırmalarında dış görünüşle gen grubunu bağdaştırıp mantık ilişkisi kurmak hatalıdır. Dış görünüşü zamanla oluşan iklim etkileri belirler. Türklerde çeşitli genler bulunabilir. Bu onları ne çok saf ne de çok karışık bir soy yapmaz. Çünkü dünyada bütün soylarda karışıklık vardır. Kendine has Türk genleri olsa da Türkiye'de Türklük beraber yaşama ülküsü ile dil ve kültür birliğidir. Oyunlara geçit vermeyelim.

      Sil
    2. Q Geninin Türk (Turani) gen olduğunu ben söylemiyorum bu araştırmayı yapanlar söylemiş(Diğer sitelerdeki yorumlarda böyle). Ayrıca Lolan Güzeli mumyasının gen araştırmasını Çinliler şiddetle yasaklıyorlar. Türklerin Orta Asyadanmı yoksa Orta Asyaya Anadolu yada Karadeniz Havzasındanmı göçtükleri meydana çıkacak. Bu çözümleme ile yapbozun eksik parçaları yerine oturduğunda gerçek resim ortaya çıkacak.
      Ancak bu durum Türklerden nefret eden avrupalı asillerin hiçte hoşuna gitmeyecek. Onlar medeniyetin hala Yunanlılarla başladığını kabul etmekteler. Halbuki medeniyeti yıkan Yunanlılardan başkası değil. Anadoludaki Karyalıları, İonları, Frigleri, Truvalıları, Etrüksleri topraklarından edip Anadolunun asıl işgalci milleti olan onlardır. Yine söylüyorum Türklük Milletlerden daha üstün olan bir kültür birliğidir.

      Sil
    3. Temelde farklı düşünmüyoruz. Q geni de r1a ve r1b geni de temel olarak Türklerle bağlantılı. Ama p geni hepsinin atası.

      Q geni orta asyada dahi azınlıkta bu araştırmalara göre. Sadece amerikan yerlilerinde baskın. Bu da batının tezlerinin ne kadar sakat olduğunu gösteriyor gösteriyor. Bana göre q geni hem amerikan yerlilerinde hem sibirya orta Asya yerlilerinde hem de anadoluda yoğun.

      Anadolu trakya ve balkanlardaki en eski uygarlıkları yıkıp tarihi çarpıtan işgalci grekleri atası sayan beyaz dünya sanal bir uygarlıktır.

      Türklerin anayurdu bana göre bugünkü kazakistan. Sonra güneye Türkmenistanda anav daha sonra da Mezopotamyada Sümer uygarlıklarını kurdular. Hazar ve Karadeniz havzalarında da ilk uygarlıkları kurdular. Anadolu ise bu iki uygarlık kaynağının kesiştiği yer oldu.

      Türklüğü ben de ırksal bir ulus olarak düşünmüyorum. Ancak ilk türklerin bir karakteristiği vardı. Bu da ural altay halkları ile amerikan yerlilerinde ortalaması bir tiptir.

      Ancak daha gerilere gidildiğinde tek dil döneminde Türkçe'nin çekirdek çağında zaten bütün insanlık bu dili konuşuyordu. Yani atatürkün hakikat nerede şiiri çok büyük anlamlar yüklüdür.

      Buradaki uzun yorumların çoğu bana ait. Saygılar.

      Sil
    4. @Ender Eravcı

      Kendinle çelişiyorsun.

      İnsanların FARKLI ETNİK ADA VE GENE SAHİP OLMASI kötü bir durum değil.
      Kötü olan onları TEK TİP yapmaya çalışmak. Tek olmak kötü ve sakıncalı olsaydı şu ayet EMREDİLMEZDİ;

      HUCURAT SURESİ 13. AYET:

      "Ey insanlar! doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır."

      Sil
    5. gokten zembılle ınmıs olabılırız.. uzay da baska bır gezegen de daha önce yasayıp; teknolojı ılerleyınce dunyayı bulmus olabılırız...su an dunyamızda baska gezegenlerı arastırmak gıbı....

      Sil
  48. Yabancı kaynaklı araştırmalar bizim için kimi zaman zararlı olarak yapılmıştır. Araştırmacıları suçlamıyorum fakat ben buradaki tablonun doğru olduğunu sanmamaktayım. Örneğin bir ülke de araştırma yaparken o ülkeyi iyi bilen birinin yardımıyla seçilecek olan denekleri/donörleri azınlıkların bulunduğu mahalle ve köylerden seçerek o ülkenin çoğunluk ana halkını hatalı araştırma sonrasında azınlık olarak bile gösterebilirsiniz. Bir kaç sene önce yapılan genetik araştırma sonrasında Anadolu nüfusunun %80'inin Afrikalı olduğu bile söylenmiştir. Buradaki araştırma neticesi çok farklı çıkmıştır. Biz ihtiyatlı olalım derim. Emin olun başka bir araştırma neticesi de çok farklı olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katılıyorum. Ancak bilinçli bir saptırma var. Türkler türk değil algısını kanıksatma amaçları.

      Sil
  49. Anadolu'ya 1071 sonrasında çok yoğun bir Türk nüfus gelmiştir, o zamanın üç milyonluk Anadolu ülkesine 1 veya 1.5 milyon Türkmenin geldiği tarih kitaplarında yazılıdır. Farklı diller konuşan eski Doğu Romalı yerel halkların köyleri terk ederek şehirlerde toplandıklarını bazı şehirlerin nüfusunun 200.000'i aştığını bilmekteyiz. Bunun içindir ki eski yerel halklar eski resmi dil olan Yunancayı aralarında anlaşma dili olarak kullanmışlar ve nesiller boyunca birbirleriyle evlenerek Yunanvari bir Rum (Doğu Romalı) halkını türetmişlerdir. Moğol istilaları sırasında Harzemşah devletinin ana halkının (çoğu Türk azı Zaza) hemen hepsi Malatya'dan Kars'a kadar yerleştirildi. 1501 Sonrasında Azerbaycan'dan Anadolu'ya yüzbinlerce Ak Koyunlu Türkmeni Suriye'ye sonrasında Anadolu'ya geldi. Ara ara Çiğil, Kanlı gibi diğer Türklerden gelenler oldu. 1858 sonrasında Kırım'dan Anadolu'ya 1 veya 1.5 Milyon Tatar geldi. Balkanlardan milyonlarca Türk geldi ki bunların çoğu Karadeniz'in kuzeyinden gelenlerdi. Ayrıca Memlük Türkleri geldi. Kafkasya'dan gelen Türkler ayrıdır. Bu kadar Türk'ün geldiği ülke de Türk genleri bu kadar az olamaz! Çok tutarsız! Kaldı ki Anadolu'dan da başka ülkelere Rum ve Ermeni göçleri gibi büyük göçler olmuştur. Balkanlardaki Hıristiyan Çingeneler bile Anadolu'dan gitmiştir.

    YanıtlaSil
  50. Orta Asya devletleri SSCB'nin nüfus politikası sonucu çok sayıda (elli adet) azınlığa sahip olmuştur. Çok şükür bu gün etnik istikrara kavuşulmuştur. Orta Asya'daki genetik araştırmalar Kazak, Kırgız, Özbek veya Uygurlar üzerinde olmayıp Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Doğu Türkistan'da yaşayanlar üzerinde yapılmıştır. Buralarda çok sayıda Rus ve Çinli de yaşamaktadır. Orta Asya Türkleri fizik ve tip olarak standart denilebilecek özelliktedir. Orta boylu, çekik gözlü, siyah saçlı, buğday tenli, geniş yüzlü, zayıf olanı dörtgen kafa da üçkensi çeneli, kilolu olanı doğal olarak yuvarlak kafalı ve yapılı, kahverengi göz bebekli, burun çıkık yani basık değil, sert kış soğuğunda burunda ve yanaklarda pembelik, vs.. bu ölçüler Hunlar ile aynıdır. Çin'in Kansu bölgesinde iki bin yıl öncesinden bir kaç bin sarışın mavi gözlü beyaz tenli Tohar (Arçi/Yüeçi) insanı kalmıştır. Bunlar bu gün Yugur olarak anılırlar ve 20.000 kadardırlar. Bunların 12.000 kadarı Uygurlaşmış olup Sarı Uygur olarak anılırlar. Bunların daha doğudaki 8000 kadarı yani Şira Yugurları bu defa Moğolca konuşurlar ve Moğollardan gösterilirler. Lütfen bu insanları her defasında 17 milyonluk çekik gölü buğday tenli siyah saçlı Uygur halkının ve 10 milyonluk Moğol halkının önüne koyup göstermeyin. Uygurlar bunlardan ibaret değil. Bu sarışın insanlar Tohar insanıdır. Ağır baskı neticesinde Ruslaşmış ve Hıristiyan olmuş siyah saçlı çekik gözlü Ruslarda var. Altay insanı da Orta Asya'nın standart yüz hatlarına sahiptir. SSCB idaresinin zorlamasıyla çok az da olsa Rus hanımlarıyla evlilikler olmuştur. Bu evliliklerden melez denilebilecek çocuklar çıkmıştır. Bunlar istisnadır. Tarihteki sarışın mavi gözlü Kıpçak Türklerinin ilk aslı sanırım Toharlarla aynıydı. Ne de olsa Altaylardan geldiler ve Tohar fizik tipindeydiler. Bunlar Ukrayna'da Hıristiyan olunca bu defa Ruslaştılar. Bunları bu gün Don-Zaporok Zazakları olarak görmektesiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toharlar Döğer Oğuzlarının atalarıdır. Bazı tarihçilere göre de Kanglı/Kangarlarla bağlantılıdır. Yüeçilerle bağları tartışmalıdır. Pers denen Soğdaklar gibi onlar da Türktür.

      Don-Zaporojye (Sabar) Kazakları da Slavlaşmış olan Kazaklardır. Ama eski adları Sabarlardır. Daha doğrusu Sabarların bir kolu olan Kazaklardır.

      Kıpçakları Kumanlarla karıştırmamalı. Kıpçaklar çok geniş bir dil grubunu kapamaktadır bugün. Hepsi Kıpçak olmasa da İtil-Ural Tatarları, Kazak-Kırgızlar, Altay-Hakas-Tuva ve Sakaları da bu gruba alırlar. Ne geçmişte ne de bugün Kıpçaklarda Avrupa tipi çizgiler baskın değildir. Asyatiktir diğer Orta Asya Türkleri gibi. Sarışın Avrupa tipi Türklerin içine eski çağlarda dahil olan boy Kumanlardır. Kıpçaklarla özdeşleştirilmelerinin nedeni Doğu Avrupa Deşti Kıpçak olarak adlandırılmıştır uzun süre. Buralarda birlikte yaşamışlardır.

      Sil
  51. Seneler önceki genetik araştırmaya göre İspanyollar ve İtalyanlar Afrikalı olarak gösterilmişti. Şimdiki araştırmaya göre köken değişti. Hani İspanyollar yedi bin sene evvelinde Fas'tan gelen Berberilerdi? Portekizliler, İspanyollar ve İtalyanlar esmer tenlidirler ve siyah saçlıdırlar. Bunlar Avrupa insanıyla aynı değildir. Bunlar beyaz ırk değildir açık esmer ırkıdır. Roma İmp. devrinde çevre halkların ana dili değişti, Fransızlar, Portekizliler, İspanyollar, Romenler Latin dili konuşur oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna kısmen fransızları da ekleyebiliriz. İber yarımadası ve Fransa'nın etnik oluşumunda kafkaslardan gelen alanlar da etkilidir. Kent ve Germenler kadardır. İtalyanlarda ise daha çok anadolu etkisi vardır. Truva ve pelasg göçleri etnik oluşuma katkı veren etrüsklerin atalarıdır. Bu saydığımız bütün bölgelerde ağırlıklı etki kuzey afrikalılarındır.

      Sil
  52. http://i.hizliresim.com/pgJlPz.jpg

    İşte Türk fenotipinde bir çocuk. :)

    Ne Çinli, ne Hintli, ne Sami, ne Farsi, ne de Ari değil...

    % 100 Türk (Turanid)

    YanıtlaSil
  53. http://i.hizliresim.com/vEW9RA.png Yarı-Moğol kökenli Yul Brynner

    http://www.siyasetcafe.com/resim/upload/3524.jpg Tatar kökenli Charles Bronson

    http://www.deppimpact.com/gallery/albums/caps_brave/brave314.JPG Yarı-Kızılderili kökenli Johnny Depp

    http://www.modernprimate.com/wordpress/wp-content/uploads/2012/05/Joe1.jpg Kızılderili kökenli Burt Reynolds

    https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/736x/8a/2f/a7/8a2fa77c675a61a13af705221f6df533.jpg Yarı-Meksika yerli kökenli Anthony Quinn

    Dünyaca ünlü tanınmış yüzler. Farklı ülkelerden. Ama hepsi Türklerle bağlantılı genetiğe sahip.

    YanıtlaSil
  54. “Dolmen (Tümülüs, Kurgan) inşa eden ırk, ya da diğer bir deyimle, damarlarında Turan kanı karışan ırk, dünyanın en uzak köşelerine egemen olmayı sürdürdü; 8. ve 9. yüzyıllarda İngiltere ve Fransa’ya, 11. ve 12. yüzyıllarda İskandinavya’ya egemen oldu.”

    “Turanlıların egemen olduğu yerler, Aryanların hiç bir zaman yerleşmemiş olduğu yerlerdir. Avrupa’daki dolmenleri inşa edenler, kesinlikle Aryan ırkından değildirler; Turanlı kanı ve ırkı Avrupa’da son dönemlere dek en geniş biçimde yayılmıştır. “

    “Asya’dan, Çin’den başlayarak, Tataristan’da, Hindistan’da, İran’da Moğollar, Yunanistan’da Pelasgi’ler, İtalya’da Etrüskler, Avrupa’daki gömütleri inşa edenler, hep Turanlılardır.”

    RUDE STONES -FERGUSON

    Başka sorusu olan?

    Yabancı ciddi bilim insanları bile Avrasya coğrafyasının hemen hemen bütün dip kültürlerinde bitişken Altay dilli Turani, Türki halkların atalarının olduğunu kabul ediyor.

    Bu Avrupa-Asya coğrafyasındaki yüksek erişilmez dağ ve yaylalardaki kaya tamgaları-motiflerinden tarihi andlaşma tabletleri ve yazıtlarına kadar, Çin'de ve Bosna'daki piramitlerden en eski sanat eserleri olan altın işlemeli takı ve silahlara kadar birçok eserde Ön-Türklerin izi vardır.

    Şimdi Aryan safsatası batılıların kendi içlerinde bile erirken bizim ülkemizde neden taze tutulmaya çalışılır? Çünkü köklerimizi öğrenmemiz istenmez. Bize İslam kültürü Osmanlı biçilmiştir. İsadan önce 220, İsadan sonra 1071 yazısız birer yasa halini almıştır. Okumayan araştırmayan adama da bunlar yeter de artar bile.

    Türklük bir kültür hazinesidir. En önemli unsuru da dildir. Türkçe bütün dillerden eski, belki de atasıdır. Elbette Ön-Türkler için bir genetik (P-Q-R1a,R1b) grupları vardır. Ancak bu günümüz için geçerli değildir. Çünkü bütün dünyaya yayılan bir kültürün mirasçılarında eski halini aramak yersiz ve gereksizdir. Türk ulusu dili, kültürü ve genleri ile zengindir. Atatürk'ün miraslarını yerine getirip tarihini de yeniden yazacak çağdaş bilim seviyesinin üzerine çıkacaktır.

    YanıtlaSil
  55. "Milli bilincin ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmaya mecburuz."

    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

    YanıtlaSil
  56. kesinlikle saf ırk yoktur dünyada.mantıken düşünüldüğü zaman da öyle,kaç milyon yıldır insanlık bu dünyada ve her biri bir diğeriyle etkileşim içinde olmuştur.ırkçılık saçma sapan bir söylemden ibaret ve gereksiz bir ayrımcılık..

    YanıtlaSil
  57. kaç milyon yıldır insanlık bu dünyada,elbette birbirleriyle etkileşim içinde oldular ki bundan sebep saf ırk yoktur artık.ırkçılık saçma sapan gereksiz ayrımcılığa sebep olan bir kelimeden ibarettir.

    YanıtlaSil
  58. "Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır… Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlâkının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir. "
    Mustafa Kemal Atatürk

    Bu bağlamda Türkü Türk yapan en önemli etmen TÜRKÇEdir. İşin genetik ve antropolojik kısmı eski çağ (Milattan önceleri) Türkleri için geçerlidir.

    Türkler Osmanlı Çağı, Moğol İstilası dönemi, Malazgirt Savaşı, İslamiyetin kabulü gibi silsileden çok daha önce de çevre kavimlerle kaynaşmıştır ve onları Türkleştirmiştir. Bunda hem genetik hem de kültürel roller vardır.

    Buna karşılık yabancılaşan (Bulgarlar, Arnavutlar"Kafkas Albanları", Boşnaklar"Peçenekler", Hırvatlar"Ak Ogurlar", Don Kazakları vs) Türk boyları Türkleşen kavimlerden çok daha fazladır.

    Dış görünüm ve genetik izler bir ulusun oluşumundaki etmenlerin fizyolojik köklerindendir. Ancak tek başına yeterli değildir. Tarihin kollektif seyriyle oluşan iktisadi ve sosyopsikolojik etmenler daha önemlidir.

    Bu tanımın günümüzdeki en belirgin yansıması da Amerika kıtasının 1492'de Batı Avrupalı sömürgecilerce keşfi ile oluşturulan yeni yeni uluslardır. Yarım bin yıl boyunca Avrupa'dan göçlerle koloniler oluşturulmuştur. Bu göç edenlere de kölelik yapsın diye Afrikalı göçmenler yerleştirilmiştir Yeni Dünyaya. Amerika'nın yerli kavimleri de büyük oranda kıyıma uğramasına rağmen bu etnik kaynaşmaya (daha çok Orta ve Güney Amerika) katılmıştır. Yeni melez uluslar ortaya çıkmıştır. Ama her biri de birer ulus almıştır. Kimi Americo Vespuci, kimi Kristof Kolomb'un adını almıştır. Tamamen proje ile oluşturulmuş yapay uluslardır ama uluslardır.

    YanıtlaSil
  59. Türkiye Cumhuriyeti'nde ise uluslaşma malesef tamamlanamamıştır. Ve bu da Atatürk'ün zamansız vefatı ile kesintiye uğrayan ulusal devrim hareketinin tamamlanamayışı ile bağlantılıdır. Atatürk malesef kendi birikimi ayarında bir devlet ve bilim adamı bulamamıştır etrafında. Cumhuriyet kadrosu birikimli bir kadro olmasına rağmen asla ilerici fikirler üreten isimler çıkaramamıştır ya da çıkanlar pasifize edilmiştir Atatürk'ten sonra. Atatürk'ün dil ve tarih üzerine çalışmaları ve tezleri ölümünden sonra terk edilmiştir. Marshall yardımı ve Nato'ya giriş süreçleri ve nihayet DP ile başlayan İslamı siyasete kukla edici sakat ideolojiler Ulusal Devrim hareketine karşıbir darbe niteliğini kazanmıştır. İlericilik yerini gericiliğe bıramış millet fikri ümmet fikrine dönüşmüş yarım bir ulus olarak kamış Anadolu halkı.

    Atatürk ne istiyordu? Büyük çoğunluğu Türk dil ve kültürünü yaşayan halkın bu kavmin önderliğinde kaynamış bir ulus olmasını istiyordu. Onun Türkçülüğünün kaynağı uygarlık ve birlikte yaşama ülküsüydü. Yaptırdığı antropolojik çalışmaların nedeni ise ırkçılık değil batı dünyasının Asyalı halkları aşağı ve ilkel gören tezlerine bilimsel yollardan yanıt verme çabalarıydı. Çokça sanılanın aksine Atatürk'te bir din ve Osmanlı düşmanlığı da yoktu. Ancak tarihin akış seyrine göre artık bir saltanat hakimiyetinde devletlere ve din adamlarının oluşturduğu sınıfların egemen olduğu bir devlet yönetimine yer yoktu. Çok acı deneyimleri bizzat yaşayan birikimli bir subay kadrosunun içinden geldiği için tahlilleri de yerindeydi. Arap ihanetlerini gördü, Osmanlının nasıl geri kaldığını ve buna neden olan ulema-şeyhleri gördü. Yüz yıl içinde muazzam toprak ve güç kaybına uğrayan bir devletin çağın gerekleri ile ancak bir ulus devlet ile ayakta kalabileceğini bilecek kadar gerçekçi idi. Anadolu ve Trakyadaki halkın Türk ve Türklerle akraba ve onlarla birlikte yaşayan halklardan oluştuğunu biliyordu. Amacı unutturulmuş Türk ulusunu yeniden ayağa kaldırmaktı.

    Bilimsel çalışmalar insanlığın gelişimi için çok değerli olsa da, bu tip genetik çalışmalara karşı her zaman kuşkulu olmakta yarar var. Batı uygarlığının yaklaşımlarında egemen anlayış sömürgecilik olduğu için uzun planlı projelerin etkileri net görünmez. Bu projenin amacı ulus bilincini sindirecek algıyı bilinçaltlarına yerleştirip küresel egemenlerin sömürü planlarına katkıda bulunmaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şeye kuşkulu bakmakta fayda var. Yalnız böyle bir çalışma gösteriyorki haritaların hiç bir önemi yok. Sadece sömürgeci devletlerin isteğine göre şekillenen bir coğrafya var. Bu araştırmaya göre oluşan haritada herkes Afrika'dan geldiğine göre daha neyin tartışmasını veriyoruz? Artık Dil, Din, Irk tartışması değil, sömürgecilere karşı sömürülen köleleştirilen ve yok edilen dünyanın haklarını savunan her insanın birlik olduğu bir birlikteliğe ihtiyacımız var. Bunlar gerçekten boş tartışmalar, hiç bir ırkın birbirine üstünlüğü yoktur. Dünyanın %99'ı %1i tarafından sömürülüyor biz hala burda Aryan ırk tartışması var. Ya arkadaş Aryan ırk olsanız ne değişiyor, şuanda Çindeki insanlar en çok birbirine benzeyen insanların bulunduğu ülkelerden biri, bunlar aryan ırk olsa ya da bugüne kadar hiç değişmede gelse ne fark eder? Diyelim ki Türkler aryan ırk veya Kürtler aryan ırk ya da Çinliler ne fark edecek, bunlar birini diğerinden üstün mü kılacak? Tabiki hayır, hepimiz insanız. Siz doğa'da kuşların ya da herhangi bir hayvanın sadece rengi farklı diye ya da farklı ötüyor diye öldürdüğünü gördünüz mü? Aşılması gereken bu düşüncedir, kuş beyinli diye zekasıyla dalga geçtiğimiz bir kuş kadar bu Dünya'ya uyum sağlamış değiliz. Evet Türk ırkıda Aryan'dır, Kürt ırkıda Aryandır, Çin Halkı'da aryandır diye bugün kanıtlandı desem hangi sorunu çözecek bunu biri bana açıklasın.

      Ben hiç bir millete veya dine kendime ait hissetmiyorum, hiç birinin birbirinden farkı yok hepsi kendinin üstün olduğunu kanıtlama çabasında, bunu yaparken de yaşadığı çevreyi yok edip bunu görmezden geliyor.
      Herhangi bir kutsal kitabı yakarsanız sizi öldürecek işi çoktur ama herhangi bir ağacı keserseniz çoğu kişinin umrunda olmaz. Sanki ağaçları ve doğayı şeytan yarattı, ama sadece kutsal kitapları tanrılar insanlara göndermiş gibi yaşadığımız için. Tartışılması gereken en son konu bu konudur. Eskiden dünya'nın tümünü görme şansımız yoktu ama şimdi Dünya'nın haline google map'den bakın ya da çıkın bir dışarıda gezin, tanrının yarattığı muhteşem güzellikleri ne hale getirmişiz. Ondan sonra hangi ırkın üstün olduğuna ve aryan olduğuna karar verirsiniz.

      Sil
  60. Boyların konfederasyon oluşturup kurultayda ''Hakan''ı seçen geleneğin ırktan çok bir ortak kültür ve bir ortak toplumsal nizam ( codex social) etrafında toplanarak 'millet' olmaya başladığı anlaşılırsa ve 5000 yıllık tarih ve 3 kıtada varoluş-hayatta kalış göçleri olduğunu görürsek bugün ''Türk'' denen ancak kendi tarihselliği içinde varolduğu coğrafyaya bağlı olarak farklı şekillerde adlandırılmış olabilen 'şeyi' daha iyi kavrarız gibi geliyor. Bence Töreli milletler konfederasyonudur, Nuh öncesi ve zamanından gelen bir kadimiyettir. Son olarak tarihinde hiç put kırmamış bir millettir. ;)

    YanıtlaSil
  61. İnsanoğlunun genetiğini araştıran bu çalışmalarda, haplogrupları ve y kromozomlarını ele alırsak; ilk haplogrup A'dan ayrılan B haplogtubu 50.000 yıl önce oluşmuş. Genetik değişimler 50.000 yıl önce oluşmaya başlamış. Son haplogrup "ı2b1a" 5.000 yıl önce oluşmuş. Belki birkaç bin yıl içinde yeni haplogruplar oluşacak.

    Bu haplogruplar kuşkusuz uzun süre kabileler halinde az nüfustan dolayı ataerkil olsun anaerkil olsun birlikte yaşamış. Koloni halinde dışarı kapalı kabileler. Ancak bu herhalde Göbeklitepe'den bile çok çok önceydi. 12.000 yıl önce bilinen en eski dini-sanatsal-kültütrel yapı Göbeklitepe'den 40.000 yıl önce ayrılmaya başlayan genetik çeşitlilikten bahsediliyor. Henüz tarım-hayvancı evrimin gerçekleşmediği, dip kültürlerin bile oluşmadığı avcı-toplayıcı topluluklar. Ki uluslar ve etnik gruplardan bahsedilebilemez.

    En eski toplu anıt mezarlarda (-7.000) dahi haplogrup çeşitliliği en az 4-5 tane iken, kabile ve ulus oluşumlarında pek söz sahibi olduklarını söyleyemeyiz. Yani haplogrupların kültürel geçmişimizdeki sınıflandırma payı pek anlam ifade etmez. Söz gelimi en eski kültürel sınıflamalar olan kabilelerde dahi aynı dili konuşma, giyim-kuşam, yeme-içme, antropolojik özellikler ele alındığında haplogrupların bir anlamı yoktur. Çünkü birbiri ile antropolojik, dilsel ve kültürel bağı olmayan çok ayrı kıtalardaki kavimlerde bile aynı haplogrup yüksek oranlarda ortak olarak görülebilmekte.

    Antropolojik özellikler coğrafya ve hava şartlarına göre oluşan özellikler. Dil ve diğer kültürel özellikler de sayıca baskın kabilenin ya da ticari faaliyetlerin oluşturduğu kültürel bir gelişim.

    Sümer'den bu yana bilinen tarihi ele aldığımızda bütün uygarlıkların geçmişi en fazla 7.000 yıl. Yani genetiğin ulusların oluşumundaki payı sosyoloji kadar değil. Hiçbir ulus-kavim saf değil. Ulusların gücü-zenginliği tarihsel-kültürel birikimlerinde gizlidir. Ulusların oluşumu, dağılışı, yeni ulusların doğuşu ve yine dağılışı toplumsal bilinçaltımızda gizli bana göre. Kendine has bir dinamiği var. Ve bu da bir evrim.

    Bundan 3.000 yıl öncesini referans aldığımızda bugünkü ulusların büyük çoğunluğu geçmişte yoktu. Çok azının geçmişi var. Türkler, Hellenler, Persler, Çinliler, Hindular... Ancak o zamanlara gidersek gerek antropolojik, gerek dil, gerek folklorik açıdan çok büyük değişimler yaşayan uluslar bunlar. Ama önemli olan genel olarak kültürel geçmişlerini zenginliklerini dönüşerek koruybilmeleri. Önemli olan da bu.

    YanıtlaSil
  62. R P N Q Grupları saf türktür G J I grupları karma 2 Nesil Gendir Bide Y holigrama bakılmış Bide anneden Gelen özellik var Sonuçta Savaşlarda erkekler savaştığı için turani genlerin azalması söz konusudur. Velası Türkler Yeterince Vardır Önemli Olan Türklerin Olması Değil Türkiye Cumhuriyetinde Yaşayan Herkez Türk tür Buna Karşı Gelenler İse çip tir kürt tür ermenidir. Bundan Sonraki Nesil Kendini Hangi Genden olursa olsun bu guruba dahil etmek zorundadır bu ülke adı budur değiştirilemez.

    YanıtlaSil
  63. ismim mustafa izmirden yazıyorum , şu yorumları yazanlardan kaç kişi bilim insanı , genetikçi , bu konuda eğitim almış merak ediyorum , neye göre ve nasıl yorumluyorsunuz bilmiyorum . bende bu nedenle bir bilene soralım dedim ve "family tree dna "isimli merkezi texas houston olan genetik araştırma firmasına parasını ödediğim erkekler için uygulanan y-dna testini yaptırıyorum (teorisyen arkadaşlara malzeme olur). Sonuç ne olursa olsun ben Türkiyede doğdum ve bu ülkede hayatımı kazandım bu ülkede evlendim çocuk sahibi oldum ve ben Türk'üm islam dinine mensubum kimsede beni bu bağlılığımdan vaz geçiremez , bilimsel gen testi dahil . Yunan geni baskın çıksa bile bu değişmeyecek , sonuç olarak şunu söylemek isterim bilim bize bu imkanı veriyor ve genetik soy takibi yaparak seni buraya anadolu topraklarına getiren soyunun haritasını çıkarıyor bu bilimsel kanıtlar sonucunda hepimimizin atası afrikadaki o kişi , islam dinine ve elbette allahın sözlerine delil teşkil eden 1400 yıl önceden bildirilmiş bir çok bilim keşiflerinin zamanla bir bir ortaya çıkarılması allah inancımı defalarca güçlendiriyor , hiç birimiz doğmak istediğimiz yeri seçemeyiz , Türkiyede ve müslüman olarak doğduğum için kendimi çok şanslı görüyorum , atamızıda anmadan geçemiyorum ve NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE diyerek sözlerimi noktalıyorum kardeşlerim :) Not: Gen testi sonucumu buradan sizlerle paylaşacağım aralık 2015 te sonuçlanacak .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. parana yazık. bu çalışmalar bilimsellik adı altında ilaç firmaları ve süper güç teröristlerine bilgi bankası yaratma amaçlı. göndermene gerek yoktu numuneyi. e ya da j çıkacak. çıkacak dediğim batının istediği bu. sen asla gerçeği bilemeyeceksin.

      Sil
  64. Irkçılar basmış burayı. Yorumları okurken midem bulandı. Hayır yani Romali/Bizanslı çıksanız ne olacak ki daha mı az insan olacaksınız? Roma da hava atmaya yetecek kadar büyük ve görkemli bir imparatorluk değil miydi?
    Kaldı ki genleri araştırmak için uzun uzun laboratuarda test yaptırmaya gerek yok. Aynaya bakın, tipiniz en çok hangi millete benziyorsa sizde en çok onun haplogrubu vardır. Bakın bakalım tipiniz hangi milletlere benziyor?
    Ama şunu unutmayın ki bu gen araştırmalarda bütün insanların ortak bir atasının olduğu bulunmuş yani bütün insanlar kardeştir ve birbirlerini sevgiyle kucaklamalıdır.
    Şimdi mide bulantımı gidermek için ilaç almalıyım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynaya bakınca hem orta asya hem de akdeniz karışımı var. atavatan orta asya, anavatan anadolu. atalar oradan analar buradan.

      Sil
  65. Inanmayın kardeşlerim ÇOĞU harita baskılanmış sansürlenmiş resimler sahte soyunuza sahip çıkın hangi dili konuştuğunuzun hangi ülkede yaşadığınızın ve hangi dinden olduğunuz önemli değil bu yalancılara kalsa türkiye çekik gözlü sözüm ona asil Türk olur genetiğinize mutasyonunuza sahip Çıkın eşinizden ona göre seçin kültür tek başına anlamsızdır Kültür'ün tek amacı genetiğinizi korumaktır inanın bana Çinli Çocuğunuz olursa her nekadar sizin soyunuzdanda olursa sizin değil Çin kültürüne yönelecektir Turan milliyetçiliği yalandır tek milletiniz vardır o da anadoludur ve sizin ortak gen havuzunuz yani j2 j1 r1 e ı barındıran komşu ülkelerinizdir özellikle Türkiye'ye Kafkasya Balkanlar iran Suriye Irak genetik olarak yakınlığı vardır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. orta asyayı inkar etseniz de orası geçmişimiz. güneşi inkar etsen de o hergün doğmaya devam edecek...

      Sil
    2. Genetikten az buz anlayan biri olarak kaynakları aslından ingilizce kaynaklardan araştırdım burada gerçek manada bir sansür vardır haritalarla oynanmış yazdıkları Saçma ona bakarsan Afganistan'da Moğol soylu Farslar bile var orta Asya da Türkmenistan Hariç diğer uluslar Oğuz değildir Moğollar'ın işgali ile oluşturulmuş devlet dili olan Çağatay Türkçe'sini konuşurlar kuzeyliler ise Tatar Kıpçak kökenlidir ve kendileri Moğol olduklarını söylerler Moğollar orta Asya'daki tüm etnik unsurları katletmiştir Moğollar gelmezden evvel orada Türk kadar farslarda yaşardı unutmayın Taciklerde Farsça konuşurlar ama oranın yerli unsurları Moğol soylulardandır ama evet herşeye rağmen orası Türk'lerin geçmişidir gobi çöllerinden Harezm çöllerine kadar Türkler yaşamışlardır ama geçmişe saplanmanın alemi yok ona bakarsan Türkler'den daha evvel İskit massaget sogd gibi İrani milletlerin yaşadığı yerlerdir. Topraklar yer değiştirebilir ama önemli olan soydum atalarınız Anadolu'yu savaşarak aldılar sizin hakkınız ve renkli milletleri severim esmer beyaz tenli sarı kızıl siyah Kumral Saçlı renkli gözler millete güzellik katar hepsi bir çiçek gibi ama sizin için zenciler çekik gözlüler kızıl derililer Aborjinler çiçekten çok böceğe bite dönüşebilir milletin rengini kasıp kavurabilir bu o milletleri sevmediğim anlamına gelmiyor bu genetik bir gerçek kim bunlarla evlenirse soy doğar olarak onlara çekiyor ve çiçekler kuruyor ve Güneş herkes için doğuyor

      Sil
    3. Bu Oğuz Kıpçak tasnifi dil ile ilgilidir. Kıpçak olarak tanımlanan grupta bir çok boy vardır. Oğuz aslında oklar, kabileler demektir. Yani kendine has bir boy ya da kavim adı değildir. Zamanla özelleşmiştir. Bu halkların hepsi birbiri ile akrabadır. Yani birisi az Türk diğeri çok Türk denemez. İç içe geçmiş boylardır. Kazakistan ve Kırgızistan'da Moğol etkisi vardır ama neden konuştukları dil Türkçedir diye düşünmek lazım. Çünkü Moğollar zamanla erimiştir Türkler arasında. Ayrıca Moğolları da çok çok ayrı bir kavim olarak görmek yanlış. Çok eski çağlarda Türklerle ayrılan bir soy. Yani ilk Altaylıların tipi daha beyaz ya da daha sarı mı ya da bambaşka bir tip mi çok net değil. Belki de bugünkü kızılderililer gibidir. Birçok arap, bizans, roma, çinli kaynakta kırmızı tenli diye de geçer Türkler. Bunların aslında çok önemi yok. Bu halklar Türk dillidir ve bu en önemli etkendir bir ulus için. Avrupalıların Türk devletlerinin siyasi olarak bir bütün olmasa da bir birlik olarak birleşmesinden korkmaları bu tip çalışmalarla ortadadır. Bilimi ahlaksızca kendi amaçlarına kullanan batıya mı güveneceğiz? Bu arada İskit, Massaget gibi kavimlerin iraniliği en hafif tabir ile tartışmalıdır. Net bir kaynak yoktur, bilakis yaşam biçimleri ve halis isimleri Türklerle-Türkçe'ye daha yakındır. Bugünkü Türkler renkli bir ulustur ve özünü de barındırarak yaşar. Batının bilim adı altında bölücü projelerine, fitne ve fesatlıklarına geçit verilmeyecektir.

      Sil
  66. Anadoluya neden anavatan, Orta Asyaya neden atavatan denir? Çünkü genellikle atalar oradan analar buradan. Mtdna ile ydna yı böyle değerlendirmek gerek. Görüntümüz ne tam ortadoğulu ne de tam orta asyalı. İkisinin karışımı. Tabi daha az yoğunluktaki Balkan ve Kafkas etkileri de yadsınamaz.

    YanıtlaSil
  67. ülkemizin genetiği= babasoy:orta asya + anasoy:anadolu

    YanıtlaSil
  68. Baştan sona okudum yazılanlar genel olarak mantıklı gelse de takıldıklarım oldu..Bılımsel çalışmalar nereye çekılmeye çalışılırsa çalışılsın ..er geç doğru olanı bulur..Çocuklarımıza, torunlarımıza başka toprak aratmayalım .. Anavatan=atavatan mız olsun..

    YanıtlaSil
  69. Türk halklarının tarihi dönüşüm seyri çok dinamiktir. Çünkü hayvancılık temelli yaşam tarzı olan geniş otlaklara ihtiyaç duyan göçer kültürü ile fetihçi, ganimetçi politikalardan dolayı tarihte persler, iskender ve roma gibi süper güç olarak belirtilen devletlerin dahi erişemediği büyük coğrafyalara hükmetmişledir. Genellikle birbiri ile savaşan bu göçer boylar birbirilerini yıkıp yeniden teşkilatlanmıştır. Yani hanedan değişiklikleri olmuştur. Büyük çoğunluğu da Avrupa ve Çin içlerinde asimile olup kaybolmuştur. Bu dinamik süreçte haliyle tarımsal ürün ihtiyacından dolayı ticari faaliyette bulunduğu yerleşik komşu halklar ile ve savaştıkları halklardan aldıkları askeri esirler vs ile karışmışlardır. Yani basit tabirle kan karışımı olmuştur doğal olarak. Türkler hangi bölgeye yakınsa o bölgeyle benzeşme doğaldır.

    Türk=Sarı Slav,Kafkas=Mavi Batı Türkleri=Yeşil
    Türk=Sarı Çin,Moğol=Kırmızı Doğu Türkleri=Turuncu
    gibi...

    Anadolu'da 1000 yıldır Türkler devamlı yerli halkla karışarak dönüşmüştür. Ama atalar yönünden Orta Asya ile kökler birdir. Başta Arap-Bizans savaşları olmak üzere birçok yıkım ve talandan dolayı Anadolu nüfusunun seyrekleştiği yazılır. Mantıken kadın nüfus bu erimede erkek nüfusa daha baskın hale gelmiştir. Göçer ve fetihçi Türklerde Anadoluya kalabalık kitleler halinde gelirken genelde askeri yani erkek nüfus yoğun gelmiştir. Haliyle ortada ersiz kalan yerel kadın nüfusu ile fetihçi Türk erkek nüfusun kaynaşması kaçınılmazdır. İşte bu karışım ana nüvesidir Anadolu Türklüğünün.

    Anadolu'nun bir başka özgünlüğü de Türk göçlerini hemen her yerden almasıdır.

    Bugün Türkiyelilik gibi temelsiz bir sözcüğü dayatmaya çalışanlar bilmeli ki bu ülkenin ezici bir çoğunluğu kendisine gururla Türk demektedir. Balkanlardan, Kafkaslardan, Kırımdan, Kazandan Türk olduğu için sürülüp Anadoluya gelen bu insanların torunlarıyla, 1000 yılı aşkın süredir Selçuklu-Osmanlı ayırt etmeksizin batılılarca Türkiye olarak adlandırılan bu toprakların ana nüvesi olan Yörük-Türkmenlerin torunları gururla Türklüğü savunur.

    YanıtlaSil
  70. YAV BIRAKIN ARTIK ŞU IRKCILIGI KONUYA İNSAN GÖZÜYLE BAKIN İNSAN OLARAK DÜŞÜNÜN NEO ÖYLE YOK RUM YOK TÜRK YOK LAZ BİDE YARATILIŞ ESASINDAN EŞİTLİGİNDEN BAHSEDSENİZ OLMAZMI DNA İLLAKİ FARKLI OLUR HELE ŞU PARMAK İZLERİNİ İNCELEYİN BAK ORDA ÖYLE GERCEKLER CIKACAKKİ SOY KÜTÜGÜ NET CIKACAKDIR BENCE DNA İLLAKİ MUTASYONA UGRAR BU GERCEK

    YanıtlaSil
  71. Yeryüzünde hem genetik, hem dil, hem de kültürel olarak en kompleks yapıda olan Avrupa kıtasının halklarının en ırkçı topluluklar olması trajikomiktir. Zaten tarihte en çok savaş bu kıtada görülmüştür. Bilinen Kavimler Göçü belki de onlarca olandan yalnızca bir tanesidir. Bu karmaşık yapının bilincindeki bilim çevreleri ve politik çevreler bunun tam aksine veriler yayınlayarak gerçekleri saptırmaya çalışıyorlar. En küçük kıta olmasına rağmen en çok topluluk, en çok dil grubu ve en çok devlet buradadır. Bu karmaşıklığı yönetmek için bilimi alet ediyorlar. Avrupa Birliği'nin yaşaması için bu tip politikalara ihtiyaçları var.

    Kartaca, Kafkasya, İran, Anadolu, Karadeniz yoluyla bin yıllarca göç alan bu coğrafya insanlık tarihinin en renkli ve en karışık coğrafyasıdır. Hal böyle iken ırkçı tezler üzerine felsefe ve bilim yapmak komplekstendir. Irkçılığın doğduğu coğrafyadır. Nedeni birbirine benzemeyen komşu kavimlerin birbirinden nefret etmesidir. Bu kompleksi diğer coğrafyalardaki nispeten birbiri ile daha barışık halklara yansıtarak hem vicdanlarını rahatlatmaya hem de sömürgeci-soykırımcı zihniyetlerine hizmet ettirmeye çalışırlar.

    Gerek Kurgan hipotezi gerek Hint-Avrupa dil teorisi artık çürümüştür. Bilimsel bir geçerliliği kalmamıştır. Bugün Dene-Kafkasya dil teorisi tartışılmaktadır. https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/77/Den%C3%A9-Caucasian.JPG Bask dili, Kuzey Kafkas dilleri, Buruşask (Hunza) dili, Çin-Tibet dilleri, Yenisey dilleri, Na-Dene dilleri, Algonkin dilleri, Etrüsk dili ve Sümer dilinin hep aynı kökten çıktıkları düşünülmektedir.

    Görüldüğü üzere hem tarih hem de coğrafya olarak birbirinden çok uzak olan bu dillerin ortak bir kökten çıktığı düşünülmektedir. İçlerinden Etrüsk ve Sümer en eski kültürlerdendir.

    Avrupanın gen havuzu ve dil yapısında Asya kültürünün etkisi yadsınamaz bir ağırlıktadır. Avrupanın anti ve yerel kültürleri de tartışmalıdır. Bugünkü Avrupa dillerinin tam olarak nerde doğduğu da tartışmalıdır. En eski dip kültürlerin hemen hemen çoğunda bu dil grubunun izi yoktur.

    Bir de Agglunative (Bitişken) diller açısından bir açıklama yapmak gerekirse bugün genel kabul görmüş olan uygarlığın beşiği sayılan Mezopotamya-Anadolu coğrafyasının en eski kültürleri bu bitişik yapılı dil grubunu konuşan halklardandır. https://en.wikipedia.org/wiki/Agglutinative_language Bu dil grubuna Ural-Altay-Japon-Kore dilleri, Kuzey-Güney Kafkasya dilleri, Bask Dili, Tibet-Birman dilleri, Atabaskan-Algonkin-Eskimo-Aleut-Siu-Muskogean dilleri, Mezoamerikan-Keçua dilleri, Dravid dilleri, Bantu-Berber-İgboid dilleri ve Avustronovesyan dilleri dahildir.

    Bu gruba dahil olan eski ölü dilleri konuşan Sümerler, Hurriler, Gutiler, Urartular, Lulubiler, Kassitler, Hattiler, Elamlar hep uygarlığın beşiğidirler. Ne bugünkü Pers dilleri(Hint-Avrupa) ne de Arap dilleri(Sami) bu halkların diliyle alakalı değildir.

    Gerek Agglutinative gerekse Dene-Caucasian diye adlandırılan diller birbiri ile yapısal olarak bağlantılı ortak geçmişi olan dillerdir. Eğer bir tek dil dönemi varsa kuşkusuz bu dil grubudur. Hal böyle iken yeryüzünde hemen her yerde ortak bağları olan bu dilleri konuşan halkların genetik çeşitliliğini yadırgamamak lazım.

    Türkçe ve Türkler ise 1071 değil çok eski çağlardan beri Asyanın batısında yaşamışlardır. Bugün hemen hemen bütün Anadolu-Mezopotamya-Azerbaycan dip kültüründe yer almış kavimlerin dili Türkçe ile aynı dil ailesindendir. Avrupa ve Sami dil ailelerine giren dilleri konuşan halklar(Kürtler, Araplar, Grekler, Ermeniler, Persler vs)sonradan Anadolu ve çevresine sokulmaya başlamıştır.

    Dünyanın hemen hemen her yerindeki dip kültürleri yaratan dilleri konuşan halkların ortak kökleri vardır. Sümerler Türk ya da Türkler Sümer değildir. Tıpkı Amerikan yerlilerinin Türk olmadığı gibi. Ancak bu halkların hepsi ortak bir köktendir. Dilleri, kültürleri çok benzer.

    YanıtlaSil
  72. güzel yazı ve kapsamlı olmuş. türkiye türkleri fenotip olarak alpinid,turanid,meditarranid ve az miktarda pontid,dinarid, ve arabid tir. alpinid-turanid kombinasyonu baya baskındır.

    YanıtlaSil
  73. Türkiye nüfusunda ancak %10 Türk geni var diye safsata yayanlara şunu söylemek gerek.

    Moğol İstilası 13. yüzyıl içinde başlayıp son buldu. Neredeyse bütün Asya kıtası ile Orta ve Doğu Avrupa'yı istila eden Moğol orduları tarihin en büyük fetihlerini gerçekleştirdi. Peki sonra ne oldu? Çok kısa süre sonra Türk nüfuslu, Türk kültürlü, Türk dilli Timur, Babür, Çağatay Hanlığı, Altınordu gibi devletler ortaya çıktı ve Moğolların adı anılmaz oldu. Kalabalık Türk popülasyonu içinde eridiler. Üstelik Harzemşah Devletini istila etmesinden ötürü İran ve Anadolu'ya milyonlarca Türkmen göç etmesine rağmen. Bu göç 1071 Malazgirt zaferinden sonraki ikinci büyük Türkmen göç dalgasıydı. Artık Anadolu'nun Türkleşmesi pekişiyordu.

    Moğol istilasının tam zıttı olarak Anadolunun 1071'den itibaren fethiyle Türk vatanı olmaya başlamasını da açıklamak gerekir. Türkmen boyları Moğolların aksine bir hışımla fethetmek yerine adım adım uzunca bir süre zarfında Anadolu'ya ve etrafına kök saldılar. 1071 Malazgirt'ten 1453 İstanbul'a kadar adım adım Bizans tüketildi ve yok edildi. Üstelik hem Moğol istilası hem de Ankara Savaşı gibi zor dönemlere rağmen. Moğolların Orta Asya'yı hızla işgal etmesine karşın kısa sürede kalabalık Türk nüfusun içinde erimesinin tersine, yavaş yavaş Anadolu'yu fetih ve iskan etti bu Türkmen boyları.

    Bu iki örnek bize gösteriyor ki, % 10 Türk geni iddiası safsatadır.

    Delil olarakta Orta Asyalı Türklere benzemiyor olduğumuzu iddia eden kimi art niyetli kimi cahil kesime bir örnekle yanıt verilebilir. Anadolu'da 1000 yıl boyunca sürekli Ortadoğu ve Avrupa fenotipli kadınlarla çiftleşen Asyatik erkeklerin tıpatıp Turanid kalması beklenemez. Ki yine de benzerlikler vardır.

    Keanu Reeves adlı ünlü sinema yıldızına bakınız. Babası Çinli annesi İngilizdir. Bu örnekten baktığımızda Anadolu Türklerinin fenotipi ve genetik yapısı hakkında spekülasyon yapanlara itibar etmemek gerekir.

    YanıtlaSil
  74. Merhaba, tebrik ederim "bence" şahane bir derleme ve yorum olmuş. Yazarın açık eğilimlerinin de yer aldığı zengin bir makale. Buraya yazıyorum ancak benden önce yazanlara nispet yada bir öykünme değil de bu makalenin yazarına ışık tutacak bir deneyimimi aktarmak için. Ben bir ırkçı idim ama güvercin besleme hasletinde ırkçı. Yalnızca bir tek ırkı beslemek ve güzel soylar edinmek üzerine yıllar geçirdim. Şunu gördüm ki bunu yaparken gen havuzunu daraltmak gerekiyor bu durumda da olmadık sağlık sorunları artıyor ve bir süre sonra kümesim toptan olarak ölüyor. Fikir değiştirdim.Yalnızca tek ırk ama o ırkın mensubu diğer renk ve varyantlardan hiç biri birbirine benzemeyen 8 adet güvercinle işe başladım. Bunların benzer genetik özellikler taşımaması içinde her birini Marmara'da farklı bir yerden edindim. İlk yavruların kimden geldiğini unutmamak için fotoğraflayıp etiketledim ve yaklaşık 21 yavrudan sonra ilk nesli sattım. Bu aşamadan sonra yine dışarıdan 3 yada 4 farklı yerden (yanılmıyorsam) başka kuşlarla bu grubu karıştırdım. Güvercinlerin kan kana gelmemesi için özel bir çaba gösterip yaklaşık 2,5 sene sonra ilk yavruları da sattım. Böylece kümeste tam bir karışım elde edebildim. Bu soylardan da yaklaşık 3-4 sene karışım halinde yavru almaya ve yavrularının da yavrusunu almaya devam ettim. Şimdi gelelim yukarıdaki metodolojinin sonuçlarına; 1)görünüş olarak ilk karışım çok çirkin idi,2)ilk karışım anne ve babalarına göre fiziken daha gelişmiş idi,3) hasta olmadılar, 4) ilk kuşlar nerede ise uçmayı unutmuş kanatları olduğunun farkında olmayan temel uçuş niteliklerini (dönek-kelebek) gösteremeyen bir topluluktu bunun temel nedeninin benim daha önce yaptığım gibi bir ırkçılık sonucu oluştuğunu düşünüyordum,5)ikinci grup fiziken gelişmiş,çirkin ve daha yabani olmalarına rağmen iyi uçucu idiler ama temel uçuş nitelikleri hala zayıftı,6)üçüncü gruptan ara ara çok güzel ve güzel kuşlar gelmekte aynı zamanda da temel uçucu özelliklerine kavuşmakta olduklarını gözlemledim bu arada kümesimde hala hastalık yok idi,7)sonraki kuşaklarda (yaklaşık 10-11 yıl sonra) daha önce kelebek ırkında hiç görmediğim renk ve desende (şahane bakımlık uçurmaya kıyamadığım)yavrular aldım.Kümesimde hala hastalık yok,8)güvercinlerin ilk nesle oranla karakterleri doğu-batı kıyaslaması kadar değişti.Kesinlikle başka bir kümesi,başka bir eşi,başka bir coğrafyayı kabul etmediklerini hatta o güne kadar hiç rastlamadığım 1,5 sene sonra kümese geri dönme ve uzak mesafe aşma niteliklerinin de oluştuğunu sattığım veya hediye ettiğim arkadaşlarımdan duydum,gördüm ve yaşadım. Yukarıdaki yazı özetle şunu der özetle; kümesi özelde Türkiye olarak düşünürsek ırk karışımları lehimizedir, genelde Dünya olarak hayal ettiğimizde sonuçlar lehimizedir, kıstırılmış genetik havuzlar bize bir şey kazandırmaz, görünüşleri güzel prototip insan toplulukları yalnızca kendilerine kibir kazandırır, çok renkli, çok dilli ama ortak kültür (ekilebilen bir şey olduğunu öğrendim) içerebilen ortamlar herkes için en iyisi olacaktır.Saygılarımla.Şemsettin Abi.

    YanıtlaSil
  75. Hemşericilik, ulusçuluk, milliyetçilik, tarikatçılık, mezhepçilik, meslekdaş mahalle dayanışması hep sürü oluşturma güdüsünden kaynaklanan yapılardır.
    İç güdümüzdür ve ilkel tarafımızdır.

    Şu anki bilgim dahilindeki görüşüm ise şudur.

    Dünyada gelişmişlik düzeyine göre 3 temel ırk vardır. Bu üç ırk arasında onbinlerce belkide yüzbinlerce yıllık evrimleşme farkı vardır.

    En geri ırk afrikadan yayılan siyah ırkdır. Uzun bacak, kıvırcık saç, arkadan geriye uzanan yuvarlak yumurta kafa. Avrupalılar bu ırktandır.

    Orta derece evrimleşmiş ırk çekik gözlü, düz saçlı, yuvarlak kafalı, kısa bacaklı asya ırkıdır.

    Üçüncü ırk ise orta asyadaki bir bölgede evrimleşmiş ve yeni yeni anlaşılmaya başlayan bir ırktır. neandertal yada denisovanlar olabilir. En ileri ırk bu ırktır. Evrimin tepesindedir. Ancak en az bilgide bunlara aittir, çünki sayıları azken diğer göç eden ırklar tarafından emilmiş, elimine edilmiştir. Üstten kemerli düz burun ve dikdörtgen kafa, seyrek saç, kıllı vücut en belirgin özellikleri olduğunu şimdilik varsayıyorum. Kuzey hintliler, 3000 yıl önceki az karışmış persler, yine o dönemki az karışmış araplar bu ırktan olabilir. Medeniyet bu ırkın üretimidir. En yaygın dinlerin peygamberlerininde bu ırktan olduğunu düşünüyorum. Silahla para ile değil, düşünce ve davranışları ile milyarları peşine takmıştır. En soylu insanlar bu ırkın soyudur.

    Tabi günümüzde bu üç ırk çok fazla karışmıştır ve saf ırk çok azdır. Afrika ve doğu asyada varlar. Üçüncü ırk ise toplu halde hiç bir yerde olduklarını sanmıyorum.

    Afrika ve asya ırkını ayırmak daha kolaydır. Üçüncü ırkı ise ancak analiz yaptığında anlayabilirsiniz.
    ilk 2 ırk ezberci ve taklitçidir, ilk defa karşılaştıkları olaylarda ise ezberlerinde olmadığı için saçmalarlar. üçüncü ırk ise yüksek düşünme ve analiz yeteneğine sahiptir ve doğru davranış sergiler.
    Bir tek bu şekilde üçüncü ırkı ayırd edebilirsiniz. Ancak ayırd edebilmeniz içinde sizinde üçüncü ırktan olmanız gerekir.

    Üçüncü ırk evrimin tepesindedir ve çok az sayıda kalsalarda saf kalanları 30 yaş civarında nirvanaya ulaşırlar. yani evrenin sırrına.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. demek ki bu üstün gen olmasaymış dünyada barış daha kolay sağlanabilirmiş. din tüccarlığı yüzünden çıkartılan savaşların müsebbibi.

      Sil
  76. http://www.dailymail.co.uk/news/article-3741937/Scientists-discover-known-pyramid-Kazakhstan-structure-built-1-000-years-Egypt-s-similar-tomb-Djoser.html

    bu yeni gelişmede görüldüğü gibi en eski piramitten bile daha eski olan kurgan yapısı (iö.4.binyıl) kazakistan/karaganda yakınlarında keşfedilmiş.

    burada bahsettiğim kurgan tezleri ve sümer-subar-kenger-kimmer bağlantılarını da destekliyor. sırasıyla altaylar, hakasya, kazakistan, maveraünnehir, türkmenistan ve sonunda mezopotamya'ya bu uygarlığın ardılları ulaştı. aşağı mezopotamya ve mısırdaki büyük düzlükler ve çöllerden ötürü dağ silsileleri görmek pek mümkün değildi. bu yüzden Türklerin ataları eski vatanlarını yad etmek ve tabiat ruhlarına saygılarını göstermek için kutsal dağları betimleyecek olan ziggurat/piramitleri inşa etmişlerdir. bu meksika ve peru-ekvador'daki maya ve inkalarda da böyledir.

    rahmetli kazım mirşan'ın yazıt çalışmaları ve daha önemlisi büyük önder atatürk'ün güneş dil teorisinin haklılığı her geçen gün aydınlığa kavuşuyor.

    YanıtlaSil
  77. Anatolian yerlileri 25 milyon
    Balkan göçmenleri 20 milyon
    TÜRKLER (Yörükler) 15 milyon
    Kafkasyalılar 10 milyon
    Araplar 10 milyon
    Çingeneler 3 milyon
    Persler (kürd) 2 milyon

    anadolu yerlileri hititliler türkleşmiştir balkanlardan gelenler türklüğü kabul etmiştir kafkas göçmenleride çerkezler vs. Türklüğü benimsemişler yine araplar türklüğü sevmişlerdir çingeneler zeka olarak düşültür onlarda hiçbirşeyin farkında değildir kürt dediğimiz % 2 lik kısım zaten eşkiyalık yapıyor ve her doğulunun kendini kürdo sanıp çatır çatır tırmançi konuşması melezleşip kendini kaybetmiş insan sürüleridir!! TÜRK dediğimiz kurucu unsur dünya üzerinde % 5 ten fazla çıkarsa saygı duymak zorundasınız kaldıki % 18 lik orta asya yörüklerinden bahsediyoruz Herkez TÜRK lüğü ve müslümanlığı benimsedimi sorun çözülür saygı duymak zorundasınız çünkü eşkiyalık yaptığınız ırklar olmayan ırklardır bilimsel gerçektir!!

    Bu bilimsel mevzuyu bile türk düşmanlığına çevirmek avelliktir şeytanlıktır siyonizmdir!!
    rus dediğin moskova çevresi haritasına baktım rus dediğimiz vodka kafalılara ait özel bir gen yok!! kürdo diye bir ırk yok zaten kendini kürdo sanan kişilere ait özel bir gen yok melezsiniz boşa zorlamayın gerçek pers hint geni oda % 2 !!
    TÜRKİYEDE TÜRK ırkına özel R1A,C,N,Q genleri VE özbekistan iran üzerinden yörük olarak göç ettiğimiz için en az 15 milyon saf kan Türk var beyler sahtekarlığın lüzumu yok altay sibiryayı biz en az 3,000 yıl önce terk ettik anadoluya gelene kadar çok zaman geçti biraz kafkas ve arap geni ekleyebiliriz birazda balkandan gelen muhacir geni eklersek % 20 civarı saf kan türk var zaten görünen iç anadoluda yaşayan bozkır türkleri bunlar!!
    .
    TÜRK'ün ülkesine sülük gibi yapışıp kan emen sürüngenler=kürt(kürtçülük pkk), arap, çerkez, laz ,çingene, pomak ,bulgar,gürcü, arnavut, boşnak ve gizli yada asimile olmuş rum(pontus), ermeni(dhkpc,tikko,mlkp) tahmini sayıları korkunç rakamlarda.

    Orta asya ya bakarsak nüfus bakımından türkiye kadar sarsılmadı,keşke kimliklerde soy adı yerine TC no yanına kan gurubunun yanında Genetik (Y-DNA,mtDNA)Haplogrupları hangi mezheb yada etnik soyunun adı olabilir,bunları zaten kendi evlerinde ve ortamlarında yapıyorlar.
    fakirlikten imanı gevremiş olan yazık bizim gibi iç anadolu yörük türklerine.

    Orta asya da durum daha belirgin ruslar sovyet sınırlarının tamamını sibirya kore sınırından kırıma kadar istila etmiş,ancak türkmenistanda ruslar % 10 ların altında kazakistan % 25 rus var vs. bu arada stalinin melezleştirme projesinden kurtulan tek yer tuva cumhuriyeti saf kan % 90 dan fazla türk var hemde hala rus sınırları içinde.
    Türkiyenin gen havuzuna gelir isek beyler bayanlar açın gözlerinizi Türkiyeyi özbekistan azerbaycan ve Türkmenistan devletleriyle kıyaslayın bakın % 9 saçmalığı o zaman çürüyecek bize En yakın Ülke Ulu Atalarımızın orta asyadan son çıkış noktaları Türkmenistan biz Türkmenistan'a çok yakınız araştırın özbekler ve Türkmenistanlıların Genetik (Y-DNA,mtDNA)Haplogrupları anadolu TÜRKlerine yakındır.

    Diğer milletler ve etnikler Şeytan gibidir,Aklınızı çelmeye çalışan etniklere ve yabancı araştırmacıların eline Türkmenistan Gibi bir orta asya devletinin gen gurubunu verdiniz mi umarım olay çözülür..

    3 aşşağı 5 yukarı normal bir Türk surat yapısı(daha güzelleride var);
    .
    http://c11.incisozluk.com.tr/res/incisozluk/11000/7/30247_o706f.jpg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. KOrkmanızın lüzumu yok:) Türk bir millet ismidir. 80 milyon Türktü zaten XD .DİĞERLERİ GİBİ IRK OLAYLARI FALAN BATININ SÜPER FİNE projesidir..sırf bu yüzden koca imparatorluktan olduk kibir gibi bir canavar yok zaten.onun dışında hepimiz aynı ırkız zaten bknz:İNSAN. siyah beyaz fark etmiyor, ülkemize sahip çıkmaz,bölücü söylemleri ateşlersek ırkta kalmaz.

      Sil
  78. Çok güzel bir paylaşım olmuş teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  79. Merhaba, 14 yaşındayım benim boyum 156cm kilom 44 , doğal saçım bal rengi(sarı) , göz rengim gri-yeşil mavi ve ela rengi, ten rengim beyaz ben hangi ülkenin insanıyım sizce ? Bide çok güzel bir kızım . saçım düz , gözlerim çekik

    YanıtlaSil
  80. daha önce bu konuya birçok yorum yazmış birisiyim. fikirlerime ideolojimi kattığım için doğrularla yanlışlar karıştı. türkler diğer milletler gibi zengin genetiğe sahiptir. uzun uzun yazmaya gerek yok aslında. genetik, ırk, millet vs bunlar hep ayrı ayrı kavramlar. bir millet için ilk ana şart dildir. sonra folklor, din vs gelir. fikirlerimi sadeleştiriyorum ve bütün unsurları ile türkler zengin bir millettir diyorum.

    YanıtlaSil
  81. Araştırmayı aldığın bilim dergisi ve kurumu tamamen fasafisodur benim için .Hayvan belgeselleri hariç.NEDEN?Gerçekçi olalım bilim şuan ATAİSTLERİN ELİNDE. Peygamberimizin binbeşyüz sene evvel söylediklerini ara ara ağızlarıyla adeta itiraf ediyor ...bu ırk araştırma olayını ne amaçla yaptın bilemem belki bilgi kaynaklıdır emeğine sağlık, ama buraları ırkçılık akımı alır benden söylemesi. bu dergi ve yayıncılığa gelirsek yanlış hatırlamıyorsam 5 ,6 yaşlarında iken erkek bir çocuğun neymiş kız hissetmesi üzerine ailesininde çabalarıyla cinsiyet değiştirme sapıklığımı desem ,sapkın bir hastalıkmı desem ?7 yaşında ameliyatla cinsini değiştirmesine dergi başlığında adeta mükemmel bir olaymış gibi''evrimde devrim göndermesi'' vardı....bu kurumun daha bir çok sapkın ve atmasyon durumları kendi halkına daha doğrusu dünyaya lanse etmesi rezalet hele bu haberlerini gördüğümde şoka girdim BİR Allahın kulu şikayet etmezmi yok tabi medeniyette doğu:tecavüzle anılır Ama batı bunun kralı çıkar... ve bu gayet normal gibi gösterirler....şimdi ise nüfus kıtlığı yaşayıp milletini kaybediyor ...halkı; vatanını insanını değil .her imkanı olup ,riyakarlık içinde aile düzeninden kopmakla meşgul adamların hayatı sosyalmedyada geçiyor sadece.AVRUPA ve helede ABD özgürlüğün adını istismar edip mahvetti..sapıklığı meşru hale getirdi ahlak yok. niye yazdım bu kadar şeyi haberiin olsun görüşün farklı olabilir...ırk değil; ne türkün, ne kürdün, ne arabın değeri,bizim değerimiz ''dinimizdir ''bunun için doğmuşuz .''müminler kardeştir'' biZ millet millet ayrılmışız okadar. bu arada yazın bayağı bi ayrıntılı:)emeğinee sağlık ama sakın bu natiol muydu adını bile ezberlemek istemiyorum denenn algı ve kesinlikle batı taraftarlı sapkın yere takılma...

    YanıtlaSil

  82. I think this is among the most important info for me. And i am glad reading your article. But wanna remark on some general things, The web site style is ideal, the articles is really excellent : D. Good job, cheers gmail log in

    YanıtlaSil
  83. National Georaphic'in yaptığı gen testiyle ırk belirleme Amerika'nın dünya üzerinden milliyetçilik kavramını silme çalışmalarından biri olabilir ne kadar güvenilir bir test tartışılır

    YanıtlaSil
  84. türk kadınlarına bok atan densiz 2 senedir ukraynada yaşıyorum ve türk kadını ayarında bir bayan göremedim bubence kadınlarımız her yönden gayet güzel evet belki biraz boyları kısa olabilir ama o da artık nazar boncukarı olsun

    YanıtlaSil

  85. Appreciate the recommendation. Will try it out. hotmail email sign in

    YanıtlaSil
  86. Dolu dolu bir yazı olmuş. Fakat yazı sanki birden fazla kişi tarafından kaleme alınmış ya da derlenmiş gibi duruyor. Irk, millet ayrımının ne olduğunu anlatılıyor, milletler yok genetik gruplar var deniliyor ama yine de bazı noktalarda bunlar tek bir kavrammış gibi yazılmış ve halen yüzdelik dağılım verilirken yine milletlerin adları üzerinden tanımlama yapılıyor. Belki tarihsel akışın getirdiği bir sonuçtur diye düşünmeliyiz bunu. Çünkü I grubuna gelinceye kadar olan grupların çoğunlukla prehistorik dönem içine düşmesi nedeniyle millet adlarını tarihte göremiyoruz. Örneğin:

    "Şimdi belki mesela Araplar nasıl Avrupalı kabul ediliyor diye sorabilirsiniz." diye yazılmış bir paragrafta ama önceki paragrafların tümünde arapları zaten Akdeniz ırkından olarak tanımlıyorsunuz ki zaten bilindiği gibi Ortadoğu'da yaşayan prehistorik insanlar daha doğrusu J haplogrubu dediğimiz grup, ortadoğudaki en kalabalık gruptu. Medeniyetle birlikte en çok yayılan ve aynı zamanda en çok mutasyona uğrayan grup oldu.
    Mesela E grubu da çok önemli bir gruptur. Anadolu'ya oradan Balkanlara yerleşen ilk gruplardan biridir. Afrika'da doğmuştur ama bu grubu Afrika dışında taşıyanlar artık hiç te Afrikalı gibi görünmemektedir. Mısırlılar, Anadolular ve günümüz Yunanları bu grubu yoğun biçimde taşır.

    Bu uzun yazıyı okumak istemeyenlere ama oradaki harflerin tam olarak ne anlama geldiğini birazcıkta aklında tutmak isteyenlere belki şöyle net bir özet vermek gerekir (maalesef işin özü olan bu kısım sadece kısa bir paragrafta anlatılmış): Genetik gruplardaki alfabetik sıralı harfler, insan genomundaki her bir yeni fiziksel mutasyonu ifade etmeye yarar ve aslında bu sırayı takip ederek birbirinden türerler. Dolayısıyla hepimizin öyle yada böyle tarihsel bir akrabalık bağına sahip olduğumuzu gösterir.

    YanıtlaSil
  87. With a reverse mortgage, you are getting paid for your own home without having to move from it. mortgage payment calculator canada This defeats the purpose of creating accelerated biweekly payments inside the first place. canada mortgage calculator

    YanıtlaSil
  88. Irkçılar okumasın lütfen çünkü verilen bilgiler o hayal ettikleri ırklarını karşılamaz zaten ırkçılık yapanların çoğu tip olarak hayal ettikleri ırka en uzak olanlardır valla bu yazıyı baştan sona okuyan ırkçılar komplekse girer benden söylemesi

    YanıtlaSil
  89. İskitler İrani bir dil konuşuyorlardı. Türk olduklarını Türkiye dışında göremezsiniz.

    YanıtlaSil
  90. Attractive component of the material. I just stumbled across your web site and accession capital to say that I really enjoyed your site. With just a few clicks, foreign nationals can apply for a visa application form Turkey from their home. Fill the form with accurate and complete information about the passenger's data.

    YanıtlaSil
  91. Thank you The foreign visitors need to apply for visa to Kenya online. That offers them fast and secure visa services. You also can check the al information regarding to visa here to get in the Kenya

    YanıtlaSil

  92. You are sharing nice information. This article is really helpful for me. I have read it many times. It is such good material. I suggest people read it once and see how to apply for an Indian visa. Now it's easy to apply for an Indian visa for tourism ,business and medical. With the help of electronic authorization, which is easy to receive over email in less time without any hassle.


    YanıtlaSil
  93. It is actually helpful and useful information. Thanks for posting this blog. The traveler who travels to India must know about Indian visa fees.

    YanıtlaSil
  94. I think this is an informative post and it is very useful and informative. So, I want to thank you for the effort you put into writing this article. India introduces a new air suvidha self declaration form to help stop the spread of COVID-19. Indian self declaration form registration, You can fill online India self declaration form & read online required documents for self declaration form via India visas website.

    YanıtlaSil
  95. I am truly pleased to read this webpage which consists of lots of helpful information, thanks for providing such statistics.. The Saudi visa Is one of the most demanding travel visas in the world . According to the Wikipedia report Saudi Arabia is the second biggest tourist destination in the Middle East

    YanıtlaSil
  96. Your exploration of the topic is both enlightening and engaging. The way you seamlessly blend insightful analysis with real-world examples sets your content apart. It's a refreshing read that sparks curiosity. Looking forward to more of your distinctive perspective and thought-provoking content.

    YanıtlaSil
  97. Your blog consistently leaves me in awe! The way you effortlessly combine profound insights with eloquent storytelling creates a beautifully curated journey through a realm of wisdom that is accessible to readers from all walks of life. Your ability to simplify intricate ideas is truly admirable. I extend my heartfelt appreciation for sharing this valuable piece that deeply resonates with your audience.

    YanıtlaSil
  98. Your blog is a compass in the vast landscape of knowledge, guiding readers through profound insights. Each post is a thoughtful exploration, revealing new perspectives. Navigating your words is an intellectual adventure. Eagerly awaiting more enlightening journeys in this captivating realm of wisdom and discovery.

    YanıtlaSil
  99. your blog, navigate literary landscapes, embarking on an expedition through unexplored realms of thought. Each word is a compass guiding through profound insights. It transcends typical content, resonating as a symphony of intellect. Grateful for this intellectual journey; eagerly anticipating more chapters from your pen, exploring vast territories of wisdom.

    YanıtlaSil
  100. Your blog has truly caught my attention and I find myself constantly checking for new updates. Your writing is so engaging and it's clear that you put a lot of thought and effort into each post. I feel like I'm getting to know you through your writing and I'm excited to see where your blog takes you in the future.

    YanıtlaSil
  101. Your blog post weaves a captivating symphony of intellect and emotion, expertly composed. Navigating through your words is akin to a poetic journey, each sentence a melodic note of wisdom. The resonating insights form a deep connection with readers. It's a literary masterpiece that transcends the commonplace, leaving an enduring mark.

    YanıtlaSil
  102. Your blog post is a testament to intellectual brilliance, weaving intricate threads of wisdom into a captivating tapestry. Each paragraph is a stroke of genius, creating a vibrant canvas of profound insights. Your eloquent expression and analytical depth make this a standout read. Appreciate the enlightening content

    YanıtlaSil
  103. The content of this blog post was akin to immersing oneself in a sea of enlightening perspectives! With each sentence, it was as if a new window opened into the depths of understanding, triggering introspective musings I hadn't anticipated. Your ability to convey intricate concepts with such lucidity is truly commendable. Throughout the read, I found myself nodding along, absorbing insights and jotting down notes for future contemplation. Thank you for not merely disseminating information, but for catalyzing a desire within me to delve deeper and question assumptions. I eagerly await your next thought-provoking installment.

    YanıtlaSil
  104. Excellent blog! Your writing effortlessly combines informative content with captivating storytelling, resulting in a user-friendly and engaging read. Your unique perspective shines through, enriching each paragraph with valuable insights. Looking forward to more of your enlightening posts! Keep up the excellent work, you're definitely making a positive impact online!

    YanıtlaSil
  105. The sentiment of this post resembles a guiding light in the midst of uncertainty. It's as if the author has imparted profound insights, each one resonating with clarity and depth. I'm inspired to navigate my own path with newfound understanding.

    YanıtlaSil
  106. This blog post is absolutely captivating! The author's talent for breaking down complex subjects into easily digestible content is remarkable. I'm impressed by their knack for making intricate concepts accessible to a wide audience. The use of real-life examples and relatable analogies enhances comprehension brilliantly. The balance between technical depth and conversational tone is perfect. Kudos to the author for crafting such an insightful and engaging piece. I'm excited to see more content like this in the future!

    YanıtlaSil
  107. This blog post caught my attention with its detailed and insightful content. The author's ability to present complex topics in a simple, easy-to-understand manner is truly admirable. The examples provided were not only relevant but also practical, helping to illustrate the points effectively. I appreciate the effort that went into researching and crafting this piece. This blog consistently offers valuable and engaging content, and this post is no exception. I look forward to reading more from this site. Thank you for sharing such a well-written and informative article.

    YanıtlaSil

Google hesabı kullanmak istemeyenler yorum göndermek için Yorumlama Biçimi'nde Adı/URL kısmından seçim yapabilir.

Notral.com, Copyright © 2023. İletişim İçin E-Posta Gönder.

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.