Son Yazılar

Kısas Temelli Adalet Sistemi Lex Talionis: Göze Göz, Dişe Diş

 


 
 
 
 
 https://www.notral.com/2010/09/empatinin-isg-ve-golgesi.html
 
u nedenle, bir insanın davranışlarının ne derece iyi veya kötü olduğunun değerlendirilmesi için, o insana ait çevre ve geçmiş göz önünde bulundurulmalıdır. Kötüler arasında, kötü ortamda ve kötü koşullarda yaşamış bir kişinin işlediği bir suçla, iyiler arasında, kolay ve güzel bir hayat yaşamış kişinin işlediği benzer suç, aynı oranda kötü kabul edilemez. Kısaca, kötü insan olarak adlandırdığımız birey aslında iyi insan olarak gördüğümüzden, daha iyi olabilir. Siyah zannedilen bir taş parçası, vantablack'ın önünde gri gözükebilir. Ayrıca, iyi bir insanın belli koşullarda kötülük yapabilmesi veya kötü bir insanın belli durumlarda iyilik yapabilmesi olasılığıdır. Bir insana iyi demek için, bütün hayatına ve aynı şekilde bir insana gerçekten kötü demek için yine bütün hayatına bakmak gerekir. Ancak hali hazırda yaşamı devam etmekte olan bir kişiyi değerlendirirken, gelecekte yapacaklarını bilme imkânımız olmadığından o kişiyi iyi veya kötü olarak tanımlayamayız. Ancak zaten kaotik teizmde baştan herşeye kadir olarak kabul ettiğimiz Tanrı, kişinin tüm tarihsel hayat verisine sahiptir. O halde insanları kaosun etkilediği davranışlarına göre değil, kaostan bağımsız olan, etik tercihlerine göre yargılar.
 
Farklı dinlerde ve kültürlerde Cennet, Valheim, Aaru, Elysium, Avesta, Tamoanchan vb. olarak adlandırılan ölümden sonraki sonsuz huzur, iyilik ve farkındalık mekanına iyi olan ruhlar gidebilirken, mekanın huzurunu bozabilecek kötü ruhların girmesine izin verilmez. Nitekim kötülük bir kanser gibidir ve varolduğu sürece bulunduğu mekanı sarar ve insanları çürütür. 
 
İşin aslı, toplumların küçük bir azınlığı tamamen kötü olarak değerlendirilebilecek sistematik davranışlar sergiler. Diğer yandan, bu kötü azınlığın eylemleri toplumu negatif yönde etkiler. Kendisi kurallara uymasına rağmen ödül almayan ancak kurallara uymayarak çıkar elde eden kötüleri gören iyiler de devamında kurallara uymamaya meyilli olabilir. Bu nedenle hemen hemen pek çok din, azınlık olan kötülüğün, çoğunluk olan iyiliği de çürütmemesi için önleyicilik ve empati kazandırma temelli Lex Talionis (Kısas) türü adalet sistemlerini kullanmıştır. İşlediği suçun benzeri kendilerine uygulanan bireyler, işledikleri suçun kurbanı olmayı tadarak, eylemlerinin mağduriyeti ve acısını tam olarak deneyimlerler.
 
Kısaca Tanrı sadist veya zorba değildir, cehennem kavramı insanların cezalandırılması ve acı çekmesi için değil, yaptıkları kötülüklere birebir maruz kalarak, acı ve hüzün içinde empati kazanmaları ve ruhlarını arındırmaları içindir. Kötü olduğu için ebedi olarak yok edilmek yerine, cehennemde arındırılarak cennete hazırlanan kötü bir ruh için cehennem bir lütuftur. Bu nedenle ortalama insanoğlunun anlaması için ateşler ve çeşitli fiziksel acılar ile betimlenmesine rağmen aslında cehennem kişinin hayatında yaptığı tüm kötülükleri baştan sona, defalarca, kendini arındırana kadar deneyimlemesidir. Ateş sadece bedeni yakar, ama empati odaklı bu tür bir ceza kişinin ruhunu yakacak, neden olduğu acı ve hüznü deneyimleyecek, vicdanını içten içe kül edecek ve en sonunda bir Anka Kuşu gibi küllerinden yeniden doğmasını sağlayacaktır. 

 
 
Lex talionis, ya da diğer adıyla "göze göz, dişe diş" yasası, doğrudan veya dolaylı olarak Musevilik, Hıristiyanlık, İslam ve çeşitli pagan inanışlarında uygulanan, "karma" ile ilişkili olarak da Hinduizm ve Budizm'de yer alan; yazılı tarihte ilk defa 6. Babil Kralı Hammurabi tarafından antik Mezopotamya’da uygulanmış olan "kısas" temelli bir ceza sistemidir. 
 
Kısas tarihsel ve modern anlam olarak bireyin mümkün olduğunca işlediği suçların benzerinin kendisine uygulanarak cezalandırılmasıdır. Hammurabi dönemine ait antik bulgular, cinayetten kişi başı içki tüketimine kadar geniş kapsamlı olarak kısas temelli inşa edilen Hammurabi Yasaları döneminde suç işleme oranının oldukça azalmış olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu başarının nedeninin cezaların oldukça sert ve caydırıcı olması
 
 
 
Yaygın görüşe göre bu başarının nedeni cezaların oldukça sert ve caydırıcı olmasıdır. 
 
Ancak tarihte çok daha sert cezalandırma sistemlerinin olduğu dönemlerde, aynı başarı yakalanamamıştır. Diğer yandan kısas temelli hukukun uygulandığı dönemlerde Hammurabi dönemine benzer şekilde
 
 
 
 
 
 
 
Ancak modern araştırmalar cezaların belirli bir seviyeden daha sert hale getirilmesinin suç işleme oranını azalttığı, ama suçun diğer yandan suçun şiddetini arttırduğu


 
 
Yaygın bilinen yanlışın aksine, Hammurabi Yasaları'nın
 
 başarılı olmasının sebebi cezaların oldukça sert ve caydırıcı olması değil, kısası benimsemesidir. 

Bir suça ceza vermekte üç temel amaç bulunmaktadır. İlk amaç, suçun daha işlenmeden önlenebilmesidir. Burada caydırıcılık devreye girer. İkinci amaç ise suç işlendikten sonra ağır bir cezalandırmayla suçun, suçu işleyen kişi veya başkaları tarafından tekrar edilmesinin önlenmesidir. Üçüncü ve son olarak ise, suçu işleyenin, suça maruz kalanla benzer acılar çekeler, adaletin sağlanması ve suç nedeniyle acı çekenin içinin rahatlatılmasıdır.

Tecavüz suçlularını ele alalım. Tecavüz suçunun cezası, öncelikle bir daha o suçun işlenmesine engel olmak amacıyla kişinin hadım edilmesi olmalıdır. Bu ceza erkek için, hem "erkekliğini kaybetme" duygusu nedeniyle psikolojik acı verici, hem de suçun tekrarlanmasını yok edici etkiye sahiptir. Elbette kişiyi hadım etmek, onun cinsel suçlar işlemesini tamamen ortadan kaldırmaz. Nitekim, tarihteki vakalar hadım edilen suçluların bile cinsel saldırı suçunu işleyebildiğini göstermektedir. Kurban olarak seçtiği kadınların cinsel organlarına yabancı cisimler sokan, tecavüz işini zorla başka insanlara, çocuklara hatta hayvanlara yaptıranlar da var olmuştur. Bu nedenle, cezada sadece fiziksel önleyicilik yeterli değil, aynı zamanda sırtlan olan suçlu ile kuzu olan toplumu bir arada tutmama amaçlı hapis cezası ve empati sağlayacak olan kısas da gereklidir. 

Bir tecavüz suçlusunun, kısas cezası aynı şekilde tecavüze uğramaktır. Bu ceza, heteroseksüel bir erkek için yüksek önleyicilik ve ayrıca devletin, işlenen suça karşılık tam olarak cezalandırmayı sağlamasına imkân sağlayacaktır (Diğer yandan tecavüz suçlularına karşı idama kesinlikle karşıyım. Kısas, kişiye işlediği suçu tam olarak geri uygulamaktır, ne eksik, ne fazla. Tecavüz suçu ile cinayet arasında hiçbir fark olmadığında, bu durum suçluları tecavüz ettiklerini aynı zamanda da yakalanmamak için öldürmeye itecektir).

Son olarak, suçlunun özgürlüğü de neden olduğu toplumsal güvensizlik ortamı ile doğru orantılı olarak elinden alınmalıdır. Sonuçta suçlu bu suçu sadece tecavüz ettiği kadına değil, toplumdaki güven ortamını bozduğu için tüm kadınlara karşı işlemiştir. Toplumdaki diğer kadınların dışarıya rahatça çıkabilme özgürlüğünü yok ettiği için, kendisinin de bu özgürlüğü kısas kapsamında belli bir süre elinden alınmalıdır.

Ancak kısas temelli hapis cezalarında suçluyu onlarca yıl boyunca koğuşta tutmak da mantıklı değildir, bunun yerine kişinin yaptığı suçun farkına varmasını ve empatisini yükseltmek amacıyla, kişi rehabilite edilmelidir. Ancak burada bahsettiğim rehabilitasyon, günümüz naif uygulamaları değildir. Suçluya işlediği suçun görüntüleri, ses kayıtları ve sonuçları sürekli izletilmeli ve bu sırada suçluya çeşitli fiziksel yöntemlerle stabil acı verilmelidir (Şu yazımda bahsettiğim atama ile bağımlılıkları yenme yöntemi, suçlar için de kullanılabilir. Bu yöntem, kişideki değiştirilmesi veya yok edilmesi istenen bir davranışın, acı ile devamlı olarak birlikte uygulanarak, kişinin bilinçaltına o davranış ile acı arasında bağ kurmasının sağlanması ve kişinin acı çekmemek amacıyla davranışı yapmaktan da kaçınması şeklinde uygulanmaktadır). Ayrıca kişinin bu yönteme direnememesi için koğuşa devamlı veya dengesiz saatlerde ışık verilerek uyku düzeninin bozulması ve tecrit edilerek başka insanlarla iletişim kurmasının engellenmesi de önemlidir. Bu rehabilitasyon sayesinde, belki birkaç ay içerisinde tecavüz suçlusu tekrar toplumun içine salınmaya hazır hale gelecektir. Bu yöntem her ne kadar sert görünse de, aslında günümüz ceza hukukundan daha hümanisttir. Nitekim, günümüz hukuku, suç işleyeni onlarca yıl hapiste tutmakta ve hayatını elinden almaktadır. Kısasta ise kişinin bir daha suç işlemesi engellenir ve kişiye hayatına devam etmesi için bir şans daha verilir.

Özet geçmek gerekirse, tecavüz suçlusunun üç aşamalı cezası aşağıdaki gibi olmalıdır.
  • Suçun bir daha işlenmesini önlemek amacıyla hadım 
  • Suçluya işlediği suç şiddetinde ceza vermek ve işlediği suçu farketmesini sağlamak amacıyla kısas, yani suçlunun da tecavüze uğratılması 
  • Suçlunun toplumsal özgürlüğü bozduğu için belli bir süre elinden özgürlüğünün alınması ve bu süre zarfında psikolojik sürekli tekrarlama yöntemiyle kişinin zihninde işlediği suç ve acının ilişkilendirilmesinin sağlanması
Not 1: Eğer suçlu, kadına tecavüz ettikten sonra öldürdü ise, ikinci madde gerçekleştirildikten sonra, suçlu idam edilir. 

Not 2: Elbette bazı suçlarda kısas uygulanması mümkün değildir. Örneğin, kocasını aldatan, başkasından hamile kalan ve kocasını kandıran bir kadının cezası ise kısas ile çözülemez. Nitekim, kısas gereği kadının da aldatılması ve başkasının çocuğunu kadına kendi çocuğuymuş gibi inandırmak gerekir ki bunu uygulamak mümkün değildir. Bu tür cezalarda doğal olarak Roma Hukuku uygulamaları devamı edecektir. 

"Göze göz sadece tüm dünyayı kör yapar" şeklinde kısas karşıtı görüş bulunmaktadır. İşin aslı, suç yüzünden acı çekmemiş bir insan için suça karşı nefret duymamak kolay olandır. Bu tür kişilerin başarısız olduğu konu, suçluya empati duyarken, kurbanın hislerini unutmaktır. Gerçek şu ki, suçlunun rehabilitasyonundan daha önemli olarak, kurbanın içindeki adalet duygusunu sağlamak önemli olandır. Bir suç işlendiğinde, bu devletin başarısızlığıdır. Nitekim, devlet, vatandaşını, suçludan korumak zorundadır. O halde devlet bu konuda çuvalladığında en azından kurbanın içini rahatlatacak cezayı ki, bunun ideali kısastır, sağlamakla yükümlüdür. Unutmayın Themis elinde çiçekler değil kılıç taşır.


Yazı Sonrası Biraz da Müzik...
/watch?v=LNGHryekzOg">Yazı Sonrası Biraz da Müzik...</a></b></div>

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Google hesabı kullanmak istemeyenler yorum göndermek için Yorumlama Biçimi'nde Adı/URL kısmından seçim yapabilir.

Nötral.com, bilim, tarih, felsefe blogu, Copyright © 2016, Yazar: Can Güzel

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.