Son Yazılar

Kaotik Determinizm ve Kaos Teorisi



Kaos kavramı, tarihte ilk defa, didaktik şiirin kurucusu Heseidos’ın Theogony (m.ö.700) adlı eserinde geçmektedir. Eserin metinlerine göre Kaos, Yunan mitolojisindeki en eski tanrıdır. Kaos’tan Erebus (Karanlık) ve Nyx (Gece) ortaya çıkmış, Kaos’un bu titanlarla birlikteliğinden de Gaia (dünya), Tartarus (cehennem) ve Eros (sevgi) doğmuştur.

Kaos, antik Yunanca’da boşluk, yokluk, genişleyen yarık gibi anlamlara gelmektedir. Günümüzde, kaos kavramı mitoloji ile değil, fizik ve kuantum ile ilişkilendirilmektedir.


DETERMİNİZM VE KAOTİK DETERMİNİZM

Kaos felsefesinin temeli determinizm üzerine kuruludur (ancak determinizme karşıttır). Determinizm, evrende her şeyin belirli olduğunu ve yeterli veri ile her türlü kesin sonuca ulaşılabileceğini savunmaktadır. Mekanik fizikten Isaac Newton’ın hareket formüllerini hatırlayın. Bir cisme etki eden tüm kuvvetleri bildiğinizde, Newton’a göre cismin bir süre sonra nerede olduğunu hesaplamak kesin olarak mümkündür. Hatta determinizmde, bir insana etki eden tüm kuvvetler (olaylar, etkenler, durumlar) bilindiğinde, insanın tüm davranışlarının da belirli bir mantığa oturtulabileceği öne sürülmüştür.

Ne var ki, 20. Yüzyıl'a gelindiğinde Albert Einstein, aslında Newton’ın hesaplamalarının her durumda uygulanamayacağını keşfederek, Genel Görelilik (İzafiyet) Kuramı olarak adlandırılan, matematiksel hesaplarda sabitlik olmadığı ve tüm değişkenlerin, diğer farklı değişkenlere bağımlı olduğu sonucuna ulaşmıştır.

Einstein ile birlikte kısa zaman içerisinde matematik, fizik ve hatta felsefenin temeli olan klasik determinizmin yerini kuantum devri ile kaotik determinizm almıştır. Çünkü kuantum teorisi, bir parçacığın aynı anda farklı yerlerde bulunabilmesi, ışığın hem foton hem de dalga özelliği gösterebilmesi, mekanik fizikteki sınırlı kuvvetler dengesinin aksine aslında bir cismin üzerinde sonsuz sayıda kuvvet olması gibi klasik fizik kurallarınca açıklanamayan pek çok fenomen barındırıyordu.

İşin aslı, kuantum ile birlikte, sahip olunun teknoloji ne kadar gelişmiş ve eldeki veriler ne kadar fazla ve tutarlı olursa olsun, bilimsel konularda kesin bir sonuca ulaşmanın imkânsız olduğu ortaya çıkmıştır (günümüzde tüm bilimsel sonuçlar bilinmeyen değişkenlerin sabit varsayılması üzerine kuruludur).

Örneğin, bir yaprağın dalından yere doğru düşüşünü ele alalım. Newton’ın klasik fizik formülleri ile bu yaprağın yere ne kadar süre sonra düşeceği yaklaşık olarak hesaplanabilir, ancak yaprağın milimetrelik duyarlılıkla hangi konuma, ne şekilde düşeceğinin, en ince ayrıntısına kadar tahmin edilebilmesi imkansızdır. Nitekim rüzgar, sıcaklık, yolun karşısındaki bir çocuğun öksürüğünden gelen hava, hatta uzaktaki bir kelebeğin kanat çırpışı bile bu yaprağın hareketine küçük de olsa etki etmektedir. Nitekim, kaotik determinizm (kelebek etkisi) oldukça küçük değişkenlerin bile sistemi büyük oranda değiştirebilme ihtimalini ortaya çıkarmıştır.


KELEBEK ETKİSİ

1963 yılında hava durumu tahminleri üzerine çalışmalar yürüten meteorolog Edward Lorenz, bir çalışması sırasında, tahmin sonucunda fazla bir değişiklik olmayacağını düşünerek, sisteme girmesi gereken 0.506127 olan başlangıç verisini son üç basamağını yuvarlayarak 0.506 olarak girmiş; ancak tahmin sonucunun olması gerekenden çok daha fazla oranda beklenen değerden saptığını fark etmiştir. Bu, bir kelebeğin kanat çırpması kadar önemsiz olan küçük bir etkenin bile sistemde devasa farklılıklara yol açıyor olması fenomeni; Atmosferik Bilimler Dergisi'nde yayınlanmış ve ilk kez kelebek etkisi terimi kullanılmıştır.

Kelebek etkisi kavramı, klasik determinizm ile kaotik determinizm arasındaki mücadeleyi doğrudan kaos lehine çevirmiştir. Öyle ki, bir kelebeğin bile kanat çırpmasının fırtınaya sebep olabilme ihtimali, bir durum ile ilgili en küçük veriye ulaşmadan yapılan her türlü hesaplamanın asla tam doğrulukta olamayacağını göstermiştir.

Not 1: Kelebek etkisi, yanlış bilinenin aksine dünyanın bir noktasındaki kelebeğin kanat çırpmasının, dünyanın öbür ucundaki bir bölgede kesinlikle fırtınaya sebep olabilmesi değil, küçük de olsa olabilme ihtimalidir.


LORENZ ÇEKERLERİ

Lorenz’in çalışmaları sırasında kaotik determinizme en büyük katkıyı sağlayacak buluş ise Lorenz Çekerleri olarak adlandırılan veri sonuçları ile olmuştur. Lorenz Çekeri, hava durumu gibi binlerce farklı değişkene bağlı olan bir sistemin bile zaman içerisinde belli sınırlara bağlı olarak hareket edeceği ve dengeye ulaşacağını göstermektedir. Kısaca, hava durumu, evrendeki tüm doğal yapılar gibi bir kaotik sistem olup, içindeki değişkenler bir girdap tarafından çekiliyormuş gibi dengeye kavuşmaktadır. Bu sonuçlar, evrende düzensiz gözüken tüm sistemlerin aslında belirli bir düzene sahip olduğunu göstermiştir.

Not 2: Lorenz Çekerleri, Kaotik Determinizmin sembollerinden iki kanadını açmış bir kelebeğe veya matematikteki sonsuzluk işaretine benzemektedir.

Not 3: Kaos Çekerleri sadece matematiksel modellerde değil, doğada yer alan tüm doğal yapılarda da bulunmaktadır. Fraktallar adı verilen bu döngüler, rastgele oluştuğu zannedilen dağların, kayaların, mercanların hatta canlıların aslında kendi içinde belli bir düzene sahip olduğunu göstermektedir.


Fraktal Örneği


KAOS TEORİSİ

Kaos kısaca evrende hiçbir şeyin rastgele olmadığı, en karmaşık görünen sistemlerin bile aslında belli bir düzene sahip olduğu, ancak bu düzenin yetersiz veri nedeniyle karmaşık görüldüğünü ve asla tam olarak analiz edilemeyeceğini belirtmektedir. Kaos teorisi hem deterministtir hem de determinizmin en büyük karşıtıdır. Çünkü kaos teorisi, determinizm gibi evrendeki her sistem ve varlığın belli bir düzen içerisinde var olduğunu söylese de bu düzenlerin kaotik olduğu ve bu nedenle de sınırlı bilgi ile mantığının çözülemeyeceğini ispat eder.

 
KAOTİK KÜSURATLAR

Kaos, evrende hiçbir şeyin rastgele olmadığı, en karmaşık görünen sistemlerin bile aslında belli bir düzene sahip olduğu ancak bu düzenin yetersiz veri nedeniyle karmaşık görüldüğünü ve asla tam olarak analiz edilemeyeceğini ispat etmiştir. Bu kapsamda kaos teorisi hem deterministtir hem de determinizmin en büyük karşıtıdır. Çünkü kaos teorisi, determinizm gibi evrendeki her sistem ve varlığın belirli bir düzen içerisinde var olduğunu söylese de bu düzenlerin kaotik olduğu ve bu nedenle de sınırlı bilgi ile sahip olduğu tasarımın asla çözülemeyeceğini belirtir.

Kaos teorisi, herhangi doğal bir sistem hakkında sınırsız veriye/bilgiye asla sahip olunamayacağı için hiçbir problemin %100 kesinlikte ve doğrulukta cevabının bulunamayacağını belirtir. Örneğin, 100 metre ötedeki bir duvara ok attığımızı hayal edelim. Okun, duvarda 1/1katrilyon milimetre duyarlılıkla (yuvarlama yapmadan değeceği tam nokta) hangi noktaya saplanacağını tahmin edebilmenin imkânı yoktur. Evet, yayı tutuş şeklimiz, ne kadar kuvvet uygulayacağımız bellidir, ancak anlık olarak değişen rüzgâr ve nem, okun saplanacağı noktayı az da olsa değiştirecektir. Ayrıca tahmin edebileceğiniz gibi, oka etki eden tüm kuvvetler bunlar da değildir. Gelgitlere neden olan ayın çekim kuvveti, hatta sadece ayın değil, evrende sayısı sonsuz olan diğer gezegenler ve yıldızların çekim kuvveti, oldukça az da olsa okun saplanacağı noktayı etkilemektedir (bu olasılık çok düşük olduğu için ihmal edilir ancak nihayetinde çok küçük de olsa etki vardır). Ve yine ayrıca attığımız ok, o anda uçmakta olan ve okun tam önünden geçmekte olan bir kuşa çarpabilir ve ok duvara asla değmeyebilir de… Kısaca, sonsuz etkenin/değişkenin olduğu kaotik sistemde hiçbir şekilde okun tam konumunu, hatta çarpıp çarpmayacağını %100 kesinlikle tahmin edebilmek mümkün değildir. 

Uzaydaki sonsuz sayıdaki cisimlerin çekim kuvvetinin yarattığı, hesaplamada ihmal edilen ancak küsurat yaratan etkiler nedeniyle attığımız okun konumunu ok duvara saplandıktan sonra bile asla %100 duyarlılıkla hesaplayamayız. Öyle ki, okun saplandığı noktanın konumu daima küsuratlı olacaktır. Aslında okun saplandığı noktanın yerden yüksekliği 2,349758… metre şeklinde sonsuza giden küsurata sahip olacaktır, ancak virgülden sonra belli bir basamağa kadar ölçüm yapabildiğimiz için bu rakamı yuvarlayarak okun yerden yüksekliğine 2 metre 34 santimetre gibi bir sonuç veririz deriz. 

İşin aslı bilim dünyasında ve günlük hayatta bulunan tüm matematiksel sonuçlar aslında varsayımdır ve evrensel doğru cevap değildir. Elinize aldığınız bir cisim hiçbir zaman tam 10 cm boyunda değildir. Kilonuz hiçbir zaman 80 kg değildir. Bu ölçüler daima 10,2356232… cm veya 80,06453578… kg şeklinde virgülden sonrası sonsuz basamaklı verilerdir. Bu sayıların tam olarak kaç olduğunu bilmek sonsuz veriye sahip olmadığımız için kaotik olarak imkânsızdır. Kısaca elinize aldığınız bir cismin %100 kesinlikle tam olarak ne kadar büyüklükte veya ağırlıkta olduğunu bilmeniz mümkün değildir. 


KAOS VE DAİRE

Neden pi sayısının sonsuza gittiğini düşündünüz mü? (pi sayısı, dairesel cisimler için kullanılan bir katsayıdır). Mükemmel dairesellik asla hesaplanamayan bir kaotik özelliktir. Bu nedenle bilgisayar sistemleri asla gerçek bir daire üretememekte, sadece kenar sayısı oldukça fazla olan çokgenleri daire şeklinde göstermektedir (internetten bir çember resmi indirin ve resme devamlı zoom yapın. Çember sandığınızın aslında belki de 1000 adet kenarı olan bir çokgen olduğunu göreceksiniz. Bir şeklin gerçek bir çember olabilmesi için sonsuz adet kenarı olması – sonsuz kenarlı bir çokgen olması gerekmektedir). 





Tam 10 cm çaplı olduğunu varsaydığımız çember şeklindeki bir ipi, uzun bir çizgi haline getirdiğimizde, ipin virgülden sonra tüm küsuratıyla ne kadar uzun olduğunu söylememiz imkansızdır ( 2 x 10 x 3,14159126535... ). İpin uzunluğu olarak kabul ettiğimiz sayıda virgülden sonraki basamaklar sonsuza gitmektedir. Hâlbuki ipin uzunluğu sabittir. İşte bu nedenle daire, kaosu anlamada en önemli basamaktır. Daha önce örneğini verdiğim uzunluk ve ağırlık gibi ölçüler sınırlı bilgi nedeniyle sonsuz küsurata sahiptir, daire ise sonsuzluğun kendisidir. Tüm uzay cisimlerinin dairesel veya oval olması, evrenin kendisinin de bu şekilde genişlemesi tesadüf değildir. Daire, merkezinden sonsuz olasılıkla her yöne doğru eşit bir şekilde ilerleyen bir genişlemeyi, kaotik bir tasarımı yansıtmaktadır.

Not 4:  Pi sayısı sonsuza ilerleyen küsuratıyla içeriğinde evrende yer almış ve alacak olan tüm bilgileri içermektedir. Örneğin, her rakamı bir harf ile kodlayalım. 15 a harfi, 21 b harfi, 982 c harfi, 0 d harfi gibi rastgele bir atama yapalım. Sonsuza ilerleyen pi sayısının içinde harflerin sonsuz tane kombinasyonuna rastlamak mümkün olacaktır. O halde pi sayısının içeriğinde şuana kadar yazılmış bütün edebiyat eserlerini bulabilmek de mümkündür. Ya da gün içerisinde arkadaşınız ile telefonunuzdan yaptığınız WhatsApp yazışması da pi sayısının içinde yer alacaktır. Eğer yeterli sabrınız varsa ve pi sayısını katrilyonlarca basamak devam ettirirseniz, içeriğinde mühendislik şemalarından, aşk mektuplarına, film senaryolarına, tıbbi gerçekliklere dair pek çok bilgi bulabilirsiniz. Elbette bu bilgileri pi sayısı vermemektedir, kaosun sonsuzluğunda sahip olduğunuz sınırlı bilgi ile sınırlı seviyede çıkarım yapmaktasınız sadece.


KAOS FELSEFESİ

Kaos felsefesi, kaos teorisi ile yola çıktığım, önceleri hayata dair kendime notlar olarak hazırladığım ancak sonrasında sosyoloji, psikoloji ve teoloji odaklı bir hayat görüşüne genişlettiğim kaotik determinizm temelli bir akımdır. İşin aslı, kaos felsefesi yeni fikirler öne sürmemekte, kaos teorisinin ortaya çıkardığı gerçekleri, felsefe ile bütünleştirmektedir. Yazının buraya kadar ki kısımları kaos ile  daha önce gerçekleştirilen çalışmaları ortaya koymuş olup, bundan sonraki kısımları ise benim tarafımdan ileri sürülmüş çeşitli görüşlere değinmektedir.


KAOS VE ZAMAN KAVRAMI

İki artı iki dört etmektedir. Çünkü 10'luk rakam sistemi kullanırız. Ancak mod=3 kabul etseydik, yani sayılar sırasıyla 1, 2, 3, 10, 11, 12, 13, 20, 21 şeklinde gitseydi iki artı iki on edecekti. Rusya'yı kuzeyde, Afrika'yı ise güneyde biliriz. Halbuki Dünya uzay boşluğundadır ve Dünya'nın altı veya üstü yoktur. Bakış açımıza göre Dünya, Afrika'nın Türkiye'den daha Kuzey'de olduğu gibi de görülebilir. Peki bir canlı veya cansızın aslında varolduğunu nasıl ispat edebiliriz? Duyularımızla karar veririz ancak duyularımız gerçeği değil, algıladıklarını bize sunar.




Evrendeki tüm gerçekliği yaratan, tek gerçek bağımsız değişken, zamandır. Varolmayı sağlayan ilerleme (progress), zaman sayesinde mümkün olmaktadır. Zaman, kaosun kendisidir. Öyle ki, tüm kaotik zincirlerin nihai başlangıç noktası, t=0 zamanı, yani zamanın teorik başlangıç noktasıdır. 
Zamanı sonsuza doğru ilerleyen uzun bir çizgi ile göstermek mantıklı değildir. Öyle ki, zaman kaotik zincirler ile birlikte, sonsuz olasılıkla ilerlemektedir. Bu nedenle zaman kavramını yansıtan en mantıklı gösterim çemberdir. Zaman, t=0 yani çemberin merkezinden, sonsuz olasılıktaki tüm yönlere doğru ilerleme ihtimali olan, ancak elbette her zaman aralığı için (sonsuz bilgiye sahip olmadan önceden bilinemeyecek) sadece belli bir seçeneğin gerçekleştiği bir genişlemedir. Zaman bu haliyle, evrenin genişlemesinden farklı değildir. Zaten, evrenin genişlemesi ile zamanın genişlemesi de fizikçiler için çoğunlukla aynı kabul edilmektedir.

Kaosa göre geleceğin tahmini kesin olarak imkansızdır. Zaman başlangıç noktasından her yöne pi sayısı çevresinde ilerleyen sonsuz olasılıklara sahip dairesel bir uzantıya sahiptir. Zamanın bu olasılıklardan hangisinin yönünde ilerleyeceğini bilmek için, evrende var olan sonsuz sayıdaki etkenin/verinin bilinmesi gerekir ki bu da daha önce belirttiğim gibi mümkün değildir. Bu nedenle kaos, geleceği tahmin etme fenomeni kapsamındaki fal, büyü, rüya, günlük burçlar, zaman makinesi vb. tüm bilim dışı olmasına rağmen hala inanırı olan iddiaları çürütmektedir.


KAOTİK KADER

Bir elmanın dalından düşmesi şans değil, etkinin tepkisidir. Elma ya olgunlaştığı için kendi kendine, ya da rüzgar veya hayvanların uyguladığı kuvvetle dalından düşer. Newton’un basit fizik kuralları, kaos teorisine uygun olmasa da yine de kaosu anlamada yardımcı olmaktadır. Masanın üzerinde duran bir bardağı elinizle sağa doğru ittirdiğinizde, bardak masanın sağına doğru hareket edecektir. Burada bir olasılık yoktur, bardağın gelecekteki konumu sizin etkiniz ile değişmektedir. Tabi, elbette daha önce de dediğim gibi kaos ile klasik fizik diğer kuvvetlerin ihmal edilmesiyle ayrışır. Öyle ki, masada duran bardağa sadece eliniz etki etmemektedir. Belki bir kedi masaya çıkarak bardağı yere düşürüp kırabilir, belki gökten meteor düşebilir, belki de başka birisi size müdahale ederek bardağı ittirmenizi engelleyebilir. Öyle ki, masadaki bardağa sonsuz sayıdaki dış etkenler etki etmektedir. Bu etkenlerin sonsuz sayıda ve karışık olduğu için de kaotiktir ve ölçülmesi mümkün değildir. 

Bir insanın durumu da bardaktan farklı değildir. Hali hazırda şuanda bulunduğunuz konum, kaotik etkenler sonucunda ortaya çıkmıştır. Genetik yapınız, yaşadığınız deneyimler, çevreniz ve diğer pek çok faktör; hayatta verdiğiniz kararları ve ilerlediğiniz yolu değiştirmiş ve değiştirmeye de devam etmektedir. Örneğin geçmişinde arkadaşları tarafından ihanete uğramış bir kişi güvensiz bir insan haline gelerek önüne çıkan çok iyi bir iş fırsatını şüphelenerek reddedebilir. Ya da çocukluğundan beri hayvanlarla iç içe büyümüş birisi yolda gördüğü kediyi sevmek için durup birkaç saniye farkla yoldan karşıya geçerken kendisine araba çarpmasından kurtulabilir. 

İşin aslı verdiklerim oldukça basit örnekler. Anne ve babanızın farklı bir zaman aralığında sevişmesi sonucunda (belki birkaç dakika sonra), annenizin size hamile kalması durumunda genetik çaprazlama dolayısıyla cinsiyeti, dış görünüşü, zekası ve karakteri farklı bir insan olarak var olabilirdiniz. Ya da belki de hiç var olmayabilirdiniz (aslında teknik olarak sizi var eden spermin tekrar birinci olma başarısının tekrarlanması ihtimali çok düşük olduğu için hiç var olmayacaktınız). 

Düşünün, sizin doğmanızın nedeni anneniz ile babanızın birlikteliğidir. Anneniz ile babanız belki birbirlerini gördüler, birbirlerinin genetik yapısı, feromonları ve dış görünüşleri çekim yarattı, karakterleri de uyum sağladı ve birlikte oldular. Veya aslında birbirlerine pek uygun değillerdi ve birliktelik görücü usulü veya zorla gerçekleşti. Her iki şekilde de, belki annenizin dış görünüşü, belki babanızın karakteri, belki de üçüncü kişilerin telkini sizin doğmanızı sağladı. Şimdi annenizin anneannesini düşünün. Annenizin anneannesi, hiç çocuk doğurmadan ölseydi, şu anda anneniz, dolayısıyla siz de var olmayacaktınız. İşin aslı, bundan 3000 yıl önce annenizin soyundaki herhangi bir kişi olması gerekenden önce ölseydi veya iş bu ya, çocuk yapmak istemeseydi, sizle birlikte yüzbinlerce nesil hiç var olmayacaktı. 

Geçmişte olabilecek en ufak bir kelebek etkisi, günümüzü büyük oranda değiştirecektir. Tüm hayat hikayeniz aslında bu basit ancak kaotik etkenler ile çizilmiştir. Bellidir, ancak bilemezsiniz, çünkü kaotiktir ve bilinmesi için sonsuz veriye ihtiyaç vardır. 

Peki, tüm bu kaotik etkenlerin başlangıç noktası, yani kaotik zincirin başı neresidir? Tüm insanların var olmasını sağlayan, bilimdeki ilk kadın yani Lucy (dinlerde Havva), Lucy’nin var olmasını sağlayan evrimleşme süreci, hayvanlar, tek hücreliler, proteinler, dünyanın oluşması, Güneş Sistemi, Samanyolu Galaksisi, Büyük Patlama ve Büyük Patlama'nın oluşmasını sağlayan sonsuz büyüklükteki dış kuvvet, yani Tanrı… Albert Einstein da dâhil olmak üzere pek çok kuantum fizikçisinin sıkı bir şekilde deist (Tanrı'ya inanır ancak dinleri kabul etmez) olması ve bir tanrının varlığını kabul etmesinin sebebi tam olarak budur. Nitekim, kaosa göre başlangıç koşulu, evrenin kaotik düzeninin başlatıcı kuvveti Tanrı’dan başkası değildir (ancak dikkatinizi çekerim, buradaki Tanrı din içerikli bir tanrı değildir, başlatıcı bir güçtür. Kaosun tanrıyı kabul etmesi, dinleri, peygamberleri, kıyamet gününü de kabul edeceği anlamna gelmez). Kısaca, şu anda nefes almanızın, bu yazıyı okumanızın, başarılarınızın, âşık olmanızın, ölmenizin, hepsinin başlangıç noktası ve sebebi Tanrı’dır. Kaosta tesadüf ve şans yoktur. Her şey olacağı gibi olur. Ve tüm kaotik sistem Tanrı tarafından başlatılmıştır. 

Çirkin birisi olarak doğduysanız, bu ailenizden gelen genlerinizdir. Sevilmeyen bir insan mısınız? Bu da yetiştirilme tarzınızdandır. Kötü yetiştirilmenizin nedeni aileniz; ailenizin sizi düzgün yetiştirememenizin nedeni de başka üçüncü etkenlerdir. Ünlü bir müzisyeni başarılı kılan nedir? Kaotik zincir, ona müzik kulağı ve sesi vermiş, ayrıca ünlü olabileceği fırsatları yaratmıştır. Bir başkası yeteneksiz, fakir ve çirkin doğmuştur, hayatı boyunca çile çeker. İşin aslı, tüm etkenleri nihayetinde sıfır noktasına, yani Tanrı’ya uzanmaktadır. 

Peki madem her şey kaosun bir parçası, her şeye Tanrı tarafından karar verildi, o halde neden çabalıyoruz? Neden kaotik kadere teslim olmuyoruz? Öncelikle kişinin kendisini kaosa bırakması, kendisini rahatlatması ve daha mutlu bir hayata sahip olması için verimlidir, ancak dinlerdeki tanımıyla kader ile kaos felsefesindeki kaotik kader aynı anlama gelmemektedir. İbrahimi dinlerdeki kader, değiştirilemeyen, önceden yazılmış bir hayat çizgisidir, kaotik kader ise önceden belirlenmemiştir, dairesel bir şekilde zaman ile birlikte ilerlemektedir. Evet, başlatıcısı Tanrı'dır, ancak sistemi değiştirebilecek küçük bir kelebeğe kadar milyonlarca etken bulunmaktadır. Kaotik kader, insanın oturup bekleyeceği bir fıtrat kavramı değildir, insanın bizzat etki ettiği bir ağ sistemidir. Sistemde bulunan her varlık sistemin tamamına etki edebilmektedir. İçinde onlarca küçük çocuk olan bir oda düşünün. Her ne kadar odayı biz hazırlamış ve çocukları oraya biz yerleştirmiş olsak da, çocuklar davranışları ile kendilerinin ve çevresindeki diğer çocukların durumuna etki edebilmektedirler.

Kaotik zincirin başlatıcısı olarak, evrendeki sonsuz bilgiye sahip olan Tanrı, elbette tasarımı görebilmektedir. Ancak bu kendi kendinize etki ederek kaotik kaderinizi değiştiremeyeceğiniz anlamına gelmez. Daha önce verdiğim bardak örneğinde, bir bardak konumunu değiştirebilmek için dış kuvvetlere ihtiyaç duymaktadır, ancak insanoğlu verdiği kararlar ile kendi konumunu değiştirebilir. Elbette, kaosu anlayamayacağımız için verdiğimiz kararların bizi nereye götüreceğini bilemeyiz, ancak yine de yolumuzu değiştirebiliriz.

İşin aslı, verdiğiniz kararlar doğrultusunda kaotik kaderinizi değiştirdiğinizde, Tanrı açısından değişen bir şey olmamaktadır. Balkondan aşağı atlayıp ölseniz de, hayata sımsıkı sarılıp başarılı bir insan olsanız da, tasarımı kavrayan Tanrı için bu süpriz değildir. Nitekim, daha önce de dediğim gibi zaman uzun bir çizgi değil, dairesel yapıya sahiptir. Bu nedenle Tanrı'nın kaosu bilmesi, sizin geleceğinizi değiştirebilmeniz için engel değildir.


GÜNLÜK HAYATTA KAOS

Kaos felsefesini günlük hayata uyarlamak kişisel tatmin ve rahatlama açısından önemlidir. Kaosun öğretileri aşağıdaki gibidir:

  1. Kaosu ve tasarımı asla kavrayamazsın. Vereceğin çok küçük kararlar bile büyük etkilere neden olabilir. Bu yüzden pişman olacağın davranışlar yapmaktan kaçın. Örneğin, bencil bir şekilde kendi işini bir başkasına yaptırma. O kişi senin için o işi yaparken başına bir şey geldiğinde, bu senin suçun olacaktır. Aynı şekilde başkasının işini de yapma. 
  2. Karar vermeden önce daima bütün olasılıkları düşün. Unutma, çok küçük olsa bile her olasılığın gerçekleşme ihtimali vardır. En kötü ihtimali düşün, pesimist olma, sadece temkinli ol.
  3. Senden kötü durumdakileri yadırgama. Fakirlik, cahillik, çirkinlik, güçsüzlük, kaosun bir parçasıdır.
  4. Bir hayalin varsa gerçekleştirmek için çabala. Küçük bir çaba bile seni başarıya ulaştırabilir. Ama hiç çabalamaz, kaosa etki etmeye çalışmazsan, kaosa razı olursun. Unutma, hiç denemeyenler korkaklardır ve baştan kaybederler. Sen dene, eğer başarılı olursan da böbürlenme. Nitekim, bu senin başarın değil, kaosun sana verdiğidir. Başarısız olursan da üzülme, çünkü bu, kaosun senin için başka bir tasarımı olduğu anlamına gelir. Hatalarından ders çıkar ve yeni yolda, yeni ihtimallere doğru ilerlemeye bak. 

Kaos alır, kaos verir, herşey kaostan. Sen istemeye bak. 


Yazı Sonrası Biraz da Müzik...

7 yorum:

  1. Makalelerini dikkatle okuyorum belli bir nispette ekserisine katılıyorum tebrik ediyorum Can.

    YanıtlaSil
  2. Güzel bir felsefe olmuş. Din olsa takip edeni olur baya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. dinlerden daha mantıklı bencede

      Sil
  3. yazının ilk kısımları güzelce bilimsellik anlatırken sonradan kişisel gelişime döndü oraları sevmedim

    YanıtlaSil
  4. başlarda bilimselken sonlara doğru yeni bir din yaratmaya çalışan bir yazıya dönmüş

    YanıtlaSil
  5. jurassic parktan geldim filmin mantığını şimdi daha iyi anladım

    YanıtlaSil
  6. Çelişkilerle dolu. Kadere razı olup pes edelimmi etmeyelimmi. Birşeyleri değiştirmeye çalışalımmı çalışmayalımmı

    YanıtlaSil

Google hesabı kullanmak istemeyenler yorum göndermek için Yorumlama Biçimi'nde Adı/URL kısmından seçim yapabilir.

Author: Can Guzel, Design: notral.com, notral.com - Copyright © 2016

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.