Son Yazılar

Noel ve Yılbaşı İnsalığın Evrensel Bayramı Mıdır?

Her yılbaşı yaklaştığında ülkemizdeki bazı muhafazakar çevreler tarafından "yılbaşı ve noelin kültürümüzde olmadığı" ve bu günlerin kutlanmaması gerektiğine yönelik kampanyalar düzenleniyor. Toplumun her kesiminin herhangi bir konu hakkında görüş bildirmesinin ve baskı yapmadan kampanyalar düzenlemesinin demokrasinin gereği olmasıyla birlikte, bu kampanyaların çoğu bilgisiz ve dezenformatif içerikler ile gerçekleştiriliyor. Günümüzde hala 25 Aralık'ta kutlanan Noel ile 31 Aralık'ta kutlanan yılbaşının farkını bilmeden yılbaşını bir Hıristiyan bayramı olarak adlandıran bilgisiz bir kesim var. Bu yazıda, noel, yılbaşı ve çam ağacı kavramlarının kökeni nelerdir, ve gerçekten de Türk kültürü ile alakası yok mudur, bunları inceleyeceğiz.
 
 

I- KIŞ GÜNDÖNÜMÜ BAYRAMI

 


Bilimin yeterince gelişmediği antik dönemlerde, varoluşuna amaç arayan insanoğlu için gökyüzü ve doğa olayları en kolay açıklama kaynağı olmuştur. Gökyüzünün parlak cisimleri güneş, ay ve yıldızlar tanrıları, doğa olayları ise tanrıların eylemlerini veya insanlara verdikleri cezalandırmaları betimlemiştir. Antik insan için, gecenin karanlığını aydınlatan ve insanlara yol gösteren ay ve yıldızlar ile, sabahı getiren, gün ışığını sağlayarak aydınlık ve ısıyı sağlayan güneşe tanrısal özellikler yüklenmesi doğaldır.  


Bilindiği gibi Kuzey Yarım Küre'de Güneş'in en tepede olduğu ve en uzun gündüz yaşanan 21 Haziran tarihinden sonra günler kısalmaya başlar. Günler ilerledikçe Güneş'in şafakta her geçen gün daha aşağı hizadan doğması ve öğlen vaktinde daha alçak bir yükseklikte olması, dolayısıyla gündüz sürelerinin kısalması, gecenin uzaması, havanın soğuması, ağaçların yapraklarını dökmesi gibi olaylar gerçekleşmektedir. Antik insan için bu süreç güneşin ve doğanın ölümüdür. Nasıl ki, insan öldüğünde ayakta duramayıp yere düşüyor, vücudu soğuyor ve çürüyor ise güneşin de gökyüzündeki yükseliği yavaş yavaş alçalıyor, hava soğuyor ve ağaçlar yapraklarını döküyordu. Ta ki 21 Aralık tarihine kadar. 

 

En uzun gecenin yaşandığı (büyük ölüm) 21 Aralık'tan sonra güneş tekrar yükselmeye ve günler uzamaya başlar. En ileri seviyeye geldiği bilim dallarından birisi astronomi olan ve bu değişikliği kolaylıkla fark eden antik insanlar, bu tarihi doğanın ölümü ve tekrar doğuşu olarak yorumlamışlardır (ölüm ile doğumun aynı gün olması ve devamlı birbirini takip etmesi ileri zamanlarda dinlerde reenkarnasyon inanışına da neden olacaktır). 


Güneşin ve doğanın tekrar doğuşu anlamına gelen bu muazzam olay dünyanın her bölgesinden çeşitli antik toplumlarca coşkulu bir şekilde kutlanmaktaydı. Cermenler ve İskandinavlar 21 Aralık - 1 Ocak tarihleri arasında "Yule", İrani topluluklar tam 21 Aralık'ta "Yalda" adını verdikleri pagan kış bayramlarına sahiptiler. Slav toplumlarında "Koliada" adıyla 24 Aralık'ta ve Ocağın ilk haftasına kadar süren kutlanan bir kış gündönümü bayramı bulunmaktaydı. Romalılar güneşin doğumunu 25 Aralık tarihinde "Sol Invictus" bayramı ile kutlamaktaydı.


Türkler, Moğollar ve Yeniseyler ise 21 Aralık - 23 Aralık tarihlerinde "Nardugan" (Nardoğan) adını verdikleri ve güneşin yeniden doğuşunu kutladıkları bir şaman kış göndönümü bayramına sahiptiler. Moğolca "nar" "güneş" anlamına, "dugan" da tahmin edilebileceği gibi "doğan" anlamına gelmekte olup, Nardugan  "yenidoğan güneş" olarak çevrilebilir. Kuzey Avrasyalı bu toplumlar, 21- 22 Aralık tarihleri arasını güneşin karanlık ve kötülük tarafından öldürülüşü, 23 Aralık tarihini ise tekrar doğuşu, dirilmesi, reenkarne olması olarak yorumlamışlardır (Nardugan'ın tarihi ile ilgili tartışmalar bulunsa da, ne destekleyici ne de karşıt görüşler tartışmayı sonlandırıcı bilimsel kanıt sunamamaktadır). 

 

Görüldüğü gibi kış gündönümü her zaman 21-22 Aralık'ta değil, 24-25 Aralık'a kadar olan bir dönemde de kutlanabilmiştir. Bunun nedeni, Kuzey Yarım Küre'den bakıldığında 22 Aralık'a kadar doğuş yükseliği alçalan güneşin, 22 ve 23 Aralık tarihlerinde fazla yer değiştirmemesi, ancak 24 Aralık'tan sonra daha belirgin bir şekilde yükselmeye başlamasıdır. Bazı antik pagan toplumlar bu 3 günlük süreyi güneşin ölü kaldığı, sonrasını ise dirildiği zaman aralığı olarak yorumlamıştır (Hıristiyanlık inancında çarmıha gerilip öldürülen İsa'nın dirilmesinin 2 günün ardından gerçekleşmesi inancı bu olaydan türemiştir). 

 

 

II - BAHAR BAYRAMI ve NEVRUZ


 

Her ne kadar güneş yeniden yükselişine 22 Aralık'ta başlasa da, doğanın ve insanların önünde daha uzun bir kış mevsimi vardır. Güneşin, Kuzey Yarım Küreyi ısıtacak kadar yükselmesi, havanın ısınması ve doğanın yeşillenmesi daha aylar bulacaktır. Bu nedenle, bazı antik toplumlar, güneşin yükselmesi yerine (veya ek olarak), Güneş'in tekrar ortalama yükseliğe ulaştığı, gündüz ile gece sürelerinin eşitlendiği ve doğanın yeşillenmeye başladığı, baharın başlangıcı olarak kabul edilen 21 - 22 Mart tarihini (bahar ekinoksu) yeni yıl olarak kabul etmişlerdir. Burada yaklaşım basittir, güneşin yükselmeye başlaması değil, doğaya ve insan hayatına gerçekleştirdiği etkiler göz önünde bulundurulur. Bu yüzden de doğanın doğuşu, yeni yıl olarak yorumlanır.

 

Ayrıca bazı toplumlarca kış mevsimi doğrudan doğanın kendini yenilemesi olarak yorumlanmış ve bu nedenle Aralık ayı yerine, kışın etkilerini yitirdiği Mart ayında doğanın yeniden doğduğu kabul edilmiştir (benzer mantıkla CO2 temizlemesini sağlayacak buz çağı ele alınabilir).

 

Tarihte bahar ekoniksu ve doğanın yeniden doğumu, Sümerler'de tanrıça İnanna'nın (İştar) yeraltından gökyüzüne yükselmesi, Yahudiler'de Hamursuz Bayramı (Passover), Hıristiyanlar'da Paskalya, Güneydoğu Asya'da Angkor Wax, ve başta Hindistan, Çin ve Meksika'da kutlanmaktaydı. Ancak günümüzde en yaygın formu Nevruz (Persçe Nev-yeni, ruz-gün) adıyla anılmaktadır. 

 

Malum, bilindiği üzere küresel barış açısından kanser hücresinden farksız olan varlıkları ile etnik milliyetçiler günümüzde devamlı olarak nevruzun aslen hangi millete ait olduğuna yönelik tartışmaktadır. Her ne kadar bahar ekinoksu için günümüzde kullanılan Nevruz kelimesinin Farsça olmasından dolayı, bayramın İran'a ait olabileceği düşünülse de, tarihte farklı isimlerle bahar ekinoksunu kutlayan Kuzey Yarım Küre'de pek çok toplumun var olduğu saptanmıştır. Bu durumda, bahar ekinoksu bayramı da aynı kış gündönümü bayramında olduğu gibi küresel bir mirastır ve herhangi bir topluma atfedilemeyecek kadar antik bir geçmişe sahiptir. Kısaca, doğanın doğuşunu kutlamak için Kuzey Yarım Küre'de iki opsiyon bulunmaktadır, ya Güneş'in tekrar yükselmeye başladığı kış gündönümü, ya da etkilerinin görünmeye başladığı ve gündüz ile gecenin eşitlendiği bahar ekinoksu yılbaşı olarak kabul edilir.

   

 

III - AĞAÇ SÜSLEME KÜLTÜRÜ

 

Yaşam Ağacı
Yaşam Ağacı 

Antik toplumlar gökyüzü ile birlikte, doğurganlık ve yaratıcılığı sembolize eden doğanın kendisine de bir tanrı, çoğunlukla da tanrıça (tabiat ana, Gaia) olarak tapmışlardır. Öyle ki, nasıl ki erkeğin tohumundan (sperm) kadın hamile kalıyorsa, toprak ana da ağaçlar ve meyveler sunmaktaydı (bir Yahudi ve erken dönem Türk-İslam sembolü olan Mühr-ü Süleyman da aslan pagan kökenli olup, aşağı ve yukarı bakan iki üçgen ilke erkek cinsel organı ile kadın cinsel organı (rahmini) betimlemektedir). Doğaya kutsaliyet atfedilen bir kültürde, yaprak dökmeyen ağaçlar, en ünlüleri olarak da çam ağaçları, kış mevsimine doğru doğanın ölmesinden etkilenmeyerek canlı ve yeşil kalabilmeleri ile antik inanışlarda ölümsüzlüğün sembolü olmuşlardır. Türklerin de dahil olduğu şaman kültürlerindeki "Yaşam Ağacı", İskandinav mitolojisindeki "Yggdrasil" ve Yahudi mistizminde "Sefirot" benzer kökeklere sahiptir. 


Kış bayramında İskandinavlar ve doğulu pagan topluluklar çam ağaçlarını ve şaman topluluklar akçamları süslerken, Mısırlılar evlerini ve tapınakları yeşil palmiyeler, Romalılar ise yeşillikler ve meyvelerle süslemişlerdir. Günümüzde bile hala bazı Afrika kabilelerinde ağaçları süsleyerek onlara tapınan ilkel topluluklar bulunmaktadır.  


Hıristiyanlık Avrupa’da yayıldıktan sonra, başta Almanya’da olmak üzere antik dinlerin Yaşam Ağacı kültürü değişerek Hıristiyanlık'ın kutsal cennet ağacı kültürüne dönüşmüştür. Bu sembolik ağaçlar meyve ve bazı yiyeceklerle süslenmiş, etrafında toplanılarak gerçekleştirilen törenler düzenlenmiş ve onların ölümsüzlük enerjilerinden yararlanmak için ağaçlar evlerin içine veya yakınlarına yerleştirilmiştir. 16. Yüzyıl'da şuan ki anlamıyla tamamlanan bu kültür, 19. Yüzyıl'ın sonlarında bütün dünyaya yayılmıştır. 

 

Not: Ağaçların ruhları olduğuna inanılması ve ona dokunarak kötülüklerden arınmak eski bir Avrasya geleneğidir. Çam ağacı süslenmesi ile günümüz Türklerinin Orta Asya şamanizminden Anadolu'ya getirilen dilek dilemek amacıyla ağaçlara bez parçaları bağlaması ve nazar değmemesi için tahtaya vurması kültürleri aynı kökenden gelmektedir.  Çam ağacı süsleme kültürünün Avrupa'ya Sakalardan veya Hunlardan yayıldığı görüşü bulunsa da tartışmalı olup, kesin bir ispat bulunmamaktadır. Bunun yerine, gerek kış gündönümü, gerekse ağaç süsleme kültürünün tarihsel olarak saptanamayacak kadar antik dönemlere uzandığı kabul edilmektedir.

 

 

IV- HIRİSTİYANLIK ve NOEL 

 

Pagan kelt güneş haçı (hıristiyanlık öncesi)

 

İngilizce'de Christmas olarak adlandırılan ve dilimize Fransızca'dan geçen Noel (Latince natalis-doğum veya antik Yunanca neos-yeni ve helios-güneş sözcüklerinden türediği düşünülmektedir) Hıristiyanlık kültürüne paganizmden aktarılan ve hatalı bir şekilde 25 Aralık'ta İsa Mesih'in doğum gününün kutlanması amacıyla gerçekleştirilen bir bayramdır. İşin aslı, İncil'de İsa'nın doğduğu dönemde çobanların tepelerde koyun besledikleri, nüfus sayımı olması, Yahudilerin Hamursuz Bayramına (Passover) hazırlanmaları gibi ifadeler geçmesi nedeniyle İsa'ın aslen ilkbahar mevsiminde doğduğu düşünülmektedir. 

 

Çeşitli pagan inançlarına sahip toplumlardan oluşan Roma İmparatorluğunda zaman içerisinde Hıristiyanlık yayılmış, diğer yandan pagan gelenekleri ve inanışları Hıristiyanlık kültürü tarafından tamamen yok edilememiş ve ortaya bir sentez çıkmıştır. Öyle ki, Hıristiyanlığın temel sembolleri olarak kabul edilen haç (güneşin dönümü ve dört mevsimi işaret eden pagan sembolü) ve balık (dönemki astrolojik çağ), teslis/üçleme (baba, oğul, kutsal ruh, paganizmde doğa ana, bakire ve kutsal ruh'dan gelmektedir), noel, paskalya, cadılar bayramı, İsa'nin güneş tanrısı oluşu ve hale (Hıristiyanlıktaki kutsal kişilerin başlarının arkasında gözüken hale/halo aslen arkadaki güneşi işaret etmekte ve İsa'nın güneş tanrısı olduğunu belirtmektedir), geleneksel kilise mimarisi, tütsü, şarap ve mum içerikli ayinler, şeytan çıkarma ve hatta amin kelimesi (Mısır Tanrı'sı Amon-Ra'dan Yahudilere, onlardan Hıristiyanlara) pagan kökenlidir. 

 

 

V- NOEL BABA

 

 
 Aziz Nikolas'ın değişimi, soldan sağa, 1425, 1843, 1903 yılları
 
Odin
 

Noel Baba ya da gerçek adıyla Aziz Nikolas (Saint Nicholas) 4. yüzyılda Likya - Antalya’da yaşamış bir Hıristiyan din adamıdır. İnanışa göre, Aziz Nikolas, fakirlere, çocuklara ve kadınlara hediyeler vererek onların kötü duruma düşmelerine engel olmaya çalışırdı (bu atıf 15. yüzyıla ait tablolarda da görülmektedir). Muhtaç insanları utandırmamak için genellikle yardımlarını gizli yapan Aziz Nikolas figürü zaman içinde İskandinav Mitolojisi’nin en büyük tanrısı olan Odin (Kurtlarla birlikte gezen Odin kültürü, Türklerle akraba olan Ural-Ugrik toplumları tarafından şamanist kökenli olarak Avrupa'ya göç sırasında İskandinavya'ya yayılmıştır. Kurt çoğu Avrasya toplumunda kutsal bir hayvan, totemdir) ile birleşerek Noel Baba efsanesini ortaya çıkarmıştır. O dönemde çocuklar Odin’in uçan atı için çoraplarının içine şekerlemeler koyarlar, bunu gören Odin’in de iyiliğin karşılığı olarak çocuklara hediyeler getirdiğine inanılırdı. Zaman içerisinde uçan at geyiklere dönüşmüş, hediye sistemi ise değişmeden Noel Baba kültürüne geçmiştir. Önceleri doğayı sembolize eden yeşil kıyafet kırmızıya, kış ile daha iyi çağrışım yaptığı için de Aziz Nikolas Antalya yerine Kuzey Kutbu ile anılmaya başlanmıştır. Son olarak günümüzde kullanılan Noel Baba imajının dünya çapında yaygınlaşması 1930 yılında Coca Cola’nın Noel reklamı ile gerçekleşmiştir.



SONUÇ

 

Aralık ayının genellikle sonlarına doğru kutlanan kış gündönümü geçmişte Kuzey Yarım Küre'de yer alan pek çok antik toplum tarafından ortak bir şekilde kutlanmış olan bir festivaldir. Bu kapsamda bakıldığında 21 Aralık'ın, 23 Aralık'ın, 25 Aralık'ın veya gregoryen (miladi) takvime göre yeni yılın başlangıcı amacıyla 31 Aralık gecesinin kutlanması, Hıristiyanlık bayramını kutlamak anlamına gelmemektedir. Diğer yandan velev ki, 21-22 Aralık tarihlerini de kutladık, günümüzde güneş adını verdiğimiz dünyamızı ısıtan yıldıza veya doğaya ve çam ağaçlarına tanrı olarak tapan modern insan kalmadığı da düşünüldüğünde, günlerin tekrar uzamaya başlamasının veya yeni yılın başlamasının kutlanması amacıyla gerçekleştirilen bir kış gündönümü kültürü ne kimseyi dinden çıkaracaktır, ne de örf, adet ve gelenekleri tehlikeye atacaktır. Nitekim, kış gündönümü ve çam ağacı süsleme kültürü hali hazırda zaten Kuzey Yarım Küre toplumlarının ortak mirasıdır. 

 

Diğer yandan, zaten yılbaşı günümüzde sevgililer günü gibi daha çok ticari amaçlar için desteklenen küresel bir kutlama haline gelmiştir. İstatistiklere göre, Amerika’da yılbaşı dönemi alışverişleri sayesinde, Kasım’dan Aralık ayına geçerken kitap satışları %100, takı ve mücevher satışları %170, ortalama hediyelik eşya satışları ise %50 oranında artmaktadır. Bütün bunların yanında yılbaşı ve Noel’in sinema, televizyon, müzik sektörü ve turizme yaptığı getiriler de unutulmamalıdır. 

 

Türkiye'nin ise, "Noel Baba"nın Antalya'da yaşamış olmasına ve kış gündönümü ile ağaç süsleme kültürünü hali hazırda antik tarihinde barındırmasına rağmen, ekonomik, ticari ve reklam içerikli getirilerinden yararlanamaması kaybedilmiş bir fırsattır. Yılbaşını kutlamak veya kutlamamak insanın kişisel tercihidir. Kutlayana veya kutlamayana baskı yapılmamalıdır, ancak 4 milyardan fazla insan tarafından kutlanan yılbaşı kültürü ve Noel Baba figürünün merkezi konumundaki Türkiye, elindeki kültürel değerleri akıllı stratejilerle kullanmayı bilmelidir.



12 yorum:

  1. Çok başarılı bir konu. çok işime yaradı.. emeğinize sağlık..!!!
    Ama yılbaşı ile noel in farkı nı da yazarsanız sevinirim..Saygılarr..!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adam onu yazmış zaten.
      Sen ne okudun acaba? Okuduğundan anladığın ne???

      Sil
  2. Keşke kopyalayabilsek... bana e-postadan atar mısınız bilgisyayar dersinde sunum yapacam da lütfennnnnn
    ...? 27.12.2011 ye kadar vermem gerek ondan sonra göstermeseniz de olur..

    YanıtlaSil
  3. yılbaşını kutlarım noel umrumda olmaz

    YanıtlaSil
  4. bizim dinciler yok yıl başını yok helloweenı kutlama diyor da bunlar gibi zevkli bayram niye müsümanlıkta yokki ben müslümanım ama yılbaşında aldığım zevki kurban veya şeker bayramında alamıyorum

    YanıtlaSil
  5. tutarsızsın. yılbaşı hirisityian olsa kutlarız yine ama satanist pagan kültürünün neyini kutlaycam

    YanıtlaSil
  6. güzel yazmışsın can herkesin yeni yılı kutlu olsun

    YanıtlaSil
  7. Noel baba cocacola icadi hiristiyanlara ozenmeyin ramazani boyle kutlamazsiniz

    YanıtlaSil
  8. yılbaşı karşıtı kampanyalar bir yana güzel yazmışsın

    YanıtlaSil
  9. Dini afyon olarak niteleyenlerin, kendi işlerine yarayacak her türlü argümanı dinselleştirip halkı afyonlaması bir kenara birde afyoncuları kalaylayan yalakalar türedi dünyamızda. Yinede herkesin emeğine saygı derim ama insanları sömürenlerin tüketim çılgınlığını körüklemesini görmezden gelen bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil

Google hesabı kullanmak istemeyenler yorum göndermek için Yorumlama Biçimi'nde Adı/URL kısmından seçim yapabilir.

Nötral.com, bilim, tarih, felsefe blogu, Copyright © 2016, Yazar: Can Güzel

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.