Son Yazılar

Modern Zamanlarda Gençlik

 



“Kukla efendisi düşündü; işçinin koşulsuz hizmet etmesi için gereken çözüm onu doğal zevklerden, yeteneklerden ve akıldan ayırmaktı. Ve kukla efendisi planını yaptı. Sonrasında, onun ellerinden gençlerin beyinlere uzanan ipler bütün dünyaya yayıldı. Artık geriye kalan tek uğraş yeni düzenin yarattığı beyinsiz zombileri yönetmek olacaktı.”


Günümüz kapitalist, suni ve manipülatif sisteminde elbette gençlik kavramının da yapaylaşması beklenen bir durumdur. Gereğinden fazla hırs ve rekabetin olduğu bu sistem, aynı zamanda kişiyi gerçekten yapmak istediği veya yetenekli olduğu değil, önceden planlanan ve bireyin uyması gereken kârlı alanlara yönelmeye zorlamaktadır. Her birey bir takım belli yeteneklere sahip iken, modern zamanlarda sadece popüler yetenekler önemli olabilmiş ve aileler de bu nedenle, çocuklarını bu sisteme göre yetiştirmek zorunda kalmışlardır. Günümüzde, az biraz eğitim sahibi her aile, çocuğunun tıp, mühendislik, siyaset ve hukuk gibi alanlara yönelmesini dilemektedir. Çünkü bu alanlar hem toplum tarafından değerli olarak görülmekte, hem de kazandırdığı maddi ve manevi olanaklar ile cazip mesleklerdir.

***

Bu sistemde, özellikle sanat ve edebiyat yeteneği güçlü olan gençler çoğunlukla harcanmaktadır. Çünkü toplumlar nadiren elle tutulmayan üreticilere ve ürünlere ilgi gösterirler. Diğer yandan hiçbir şekilde kendi yeteneklerine veya zevklerine uygun olmadığı halde, çalışarak yüksek başarılar elde eden ve o belli mesleği sadece puanı yüksek olduğu ve daha çok rağbet edildiği için seçen gençler, topluma negatif etki etmektedir. Kan görmeye dayanamayan birinin doktor olması, analitik zekâsı fazla olmayan birinin mühendis olması veya hiçbir şekilde kendini savunamayan veya ezber yapamayan birinin hukuk okuması bu duruma örneklerdir. Mesleklerine sadece okul ve sınav başarısı ile yönelen gençlerin de gelecekte başarısız olmaları elbette doğaldır. Kısaca, günümüz eğitim sistemi sadece gençlere değil, bütün topluma zarar vermektedir. 

Ayrıca gençler sadece toplum tarafından fazla değer verilen değil, aynı zamanda da daha risksiz alanlara yönlendirilmektedir. Örneğin, müzisyenlik -şarkıcılık alanında kısmen- toplum tarafından değer gören bir alandır. Ancak bir genç yeteneği olsa bile, ailesi tarafında nadiren bu alana yönlendirilir. Nitekim, doktorluk ve mühendislik maaşı olan elle tutulur mesleklerdir, ancak müzisyenlik risklidir. Üstelik, asıl yetenekli olanlar müzisyenlik, ressamlık, sinema gibi sanat alanlarıyla ilgilenmediğinde bu alanlar yeteneksiz ancak para veya konum itibariyle bu alanlara yönelebilecek kişilerle dolmaktadır. Beethoven olabilecek bir genç makine mühendisi olmaya çalışırken, müziğin m'sinden anlamayan bir ex-manken müzik albümü yapabilmektedir. İşte bu nedenle günümüz sistemi yine sadece gençlere değil, sanata da zarar vermektedir.

Kişi, âşık olur, sorunlar yaşar, anlaşır ve evlenir. Kişi, evleneceği zaman bunun hakkında oldukça uzun ve detaylı olarak düşünür, kalbini ve ruhunu dinler ve belli bir zaman sonrasında kararını verir. Diğer yandan, insanların mesleklerine harcadıkları zaman, eşlerine harcadıklarından çok daha fazladır ancak; ne var ki, gençler gelecekte yönelecekleri alanlarla, çalışacakları iş yerleri ve amaçları ile ilgili hiçbir bilgi birikimine, araştırmaya veya düşünmeye fırsat olmadan meslek seçmektedirler. Henüz, hangi alanda daha iyi olduğunu bilemeyecek bir yaşta olan lise öğrencileri, önce sayısal ve sözel olarak, bilgisizce gruplara ayrılırlar, daha sonra ise üniversite sınavları ile sadece başarılarına göre meslekler seçerler. Kişi, çoğunlukla sadece puana göre mesleğini seçmiştir. Yanlış bir evlilikte boşanma gibi bir çözüm yolu vardır, ancak meslekten boşanmak yani mesleği değiştirmek çok zor hatta çoğunlukla imkânsızdır. Bu şekilde, hiç hoşlanmadığı bir eşle ömür boyu yaşayacak bir kişiyle, sevmediği veya daha doğrusu sevmediğini bile anlayamadığı bir mesleği olan bir kişi aynı, hatta meslek sahibi çok daha kötü durumdadır. Bu zoraki meslek kişiye, sonsuza dek mutsuzluk veya başarısızlık getirecektir.

***

Sistemde gençler, hiçbir zaman ihtiyaçları olmayacak gereksiz konuları, tekrar ve tekrar defalarca çalışarak, hem zamanlarını, hem de gençliklerini harcamaktadırlar. Elbette matematik, anadil, yabancı dil, fen, sosyal ve sanat derslerinin hepsi bireyin eğitimi için gereklidir. Ne var ki, eğitim sisteminin zayıflığı ile birlikte dersler de anlamsızlaşmıştır. Örneğin, bir öğrenci, ilkokuldan, ortaokula, liseye ve üniversiteye kadar Osmanlı İmparatorluğu’nu dört kez işler. Ve bu derslerin kapsamı genellikle tarih ve bölge ezberi üzerine kurulmuştur. Ancak, hangi yetişkin birey bu bilgileri geleceklerinde kullanacaktır, hatta daha doğrusu hatırlayacaktır? Başka başka örnekler verirsek, Türkiye’de bulunan bütün dağların isimleri, periyodik tabloda bütün elementlerin yerleri, x enerjisine sahip bir e parçacığının ne tür dalgalar yayacağı gibi konular tümüyle gereksizdir. Elbette, bir kimyacı için periyodik tablo veya bir fizikçi için parçacıklar gelecekte önemli olacaktır, ancak okul eğitimi bu gereksiz bilgileri çok önceden bütün öğrencilere dayatmaktadır. Eğitim sistemi, gençleri hayata hazırlayacak şekilde ve daha az zaman harcayarak, ancak daha önemli ve yararlı bilgiler verecek şekilde geliştirilebilir, lakin mevcut çözümler özellikle uygulanmamaktadır. Çünkü uyuyan insan her zaman, uyanıktan daha iyidir. İşte bu yüzden ki, gençlere verilen eğitim, askeri eğitime benzer, hala sorgulayıcı değil, itaat ettiricidir. Örneğin çoğu üniversitede “felsefe” derslerinde, gençlerin kendi fikirlerini yazmaları değil, sadece daha önceden çeşitli düşünürler tarafından öne sürülmüş düşünceleri savunmaları istenir. Onlara göre genç yaratmamalı, sadece uymalı ve uyumalıdır.


***

Gençlerin düşünmesini, sorgulamasını ve mevcut sistemleri yıkarak daha iyilerini yaratmasını engelleyen durum, onların psikolojik ve kültürel davranışlarının manipüle edilmesidir. Bu yetiştirilme tarzı ile oluşan gençlerin de mutsuz, anlamsız ve cahil bir hayat sürmeleri kaçınılmazdır. Ancak, mevcut sistemi ilgilendiren insanların mutlu veya mutsuz olması değil, hizmet etme becerileridir. 

Genç, yaratıcılıktan, düşünceden, politikadan, felsefeden, aşktan ve ideallerinden koptukça, metalik bir beyin yapısına sahip olmaya başlar ve giderek makineleşir. Sistemin asıl arzuladığı ise işte bu beyinsiz ancak çalışkan, duygusuz ancak hizmetkâr kölelerdir. Bir yandan sistemin efendileri zaferini ilan ederken, diğer yandan her şeyden habersiz sistemin köle gençleri hayatlarını çürütmekteler. Gençlerin bunu durdurması için gereken tek şey ise oldukça basit, uyanmak. Ama rüya az biraz tatmin ediyorken, kimse uyanmak ve gerçeklikle yüzleşmek de istemez.


Yazı sonrası biraz da müzik...


5 yorum:

  1. kısacası şu arkadaş bu dönemki gençler bi halta yaramaz at çöpe gitsin.

    bakınız: kim milyoner olmak isterde ki üniversiteliler

    YanıtlaSil
  2. Atatürk Türkiyesi'nin gençliği böyle olmamalıydı ne yazık..

    YanıtlaSil
  3. şimdiki gençler maddenin ( dünyevi zevklerin) adeta kölesi olmuş durumda milli benlik, kimlik yavaş yavaş kayboluyor .

    YanıtlaSil
  4. ağzına ettiğimin şimdiki gençleri kafaya bir avuç jöle sürüp kafayı uçan daire gibi yapıyor ve karı kız peşinde koşuyor...

    YanıtlaSil
  5. merhaba ben bir genç. 15 yaşında bir genç. biraz konuşsam ama herkes gibi sizde boş konuşur yeni nesil gençler diyipte boşvermeseniz beni. gençlik anne babaların öğretmenlerin elinde yetişir. atamız bile bunu söyler. benim öğretmenlerim bana düşünmeyi değil. fizik ezberlemeyi öğrettiler. soru sorduğumda dersine çalış dediler. politika ile ilgilendim. fikirlerim oldu. ailemle sistemle sorunlar yaşadım. yaşıtlarım daha modern(!)diler. içimi acıtan asgari ücretin 803 tl olduğu ülkede 2000 tllik telefonları ve beni çok şaşırtan değer yargıları vardı. anne babaları onları anlamıyordu. onlara yakın olup yola getiremiyorlardı. öğretmenler ise sadece notlarıyla ilgileniyordu. sahipsiz hissederlerken modern denilen saçma değerler empoze edildi onlara. aileleriyle iyice uçurumlaştılar. ben hala felsefe düşünüyordum. psikoloji ve bir kaç şey daha. fikirlerim oldukça sistemle zıtlaştım. şüphesiz onlarda bu durumu yaşamışlar ve dayanamamışlardı. şimdiki gençlik diye sıyrılanlara sesleniyorum. bu nesli kim yetiştirdi. gezidekilerde atatürk'ün çocuklarıydı. farklılık olmadan sokağa dökülenler onlardı. evet çok hatamız da var. ama korkuyoruz sizden ve çekiniyoruz. korktukça kaçıp umursamıyor havası yaratıyoruz. inanmayın ne olur. biz en çok sizden onay alınca seviniyoruz. lütfen bu kadar çabuk vazgeçmeyin bizden. evet aşk değer bir çok yargımız bozuldu ama siz bize yol gösterenlersiniz. karanlıkta yolumuzu kaybettiğimizde elimizden tutun lütfen yoksa yitip gideceğiz. izin vermeyin.

    YanıtlaSil

Google hesabı kullanmak istemeyenler yorum göndermek için Yorumlama Biçimi'nde Adı/URL kısmından seçim yapabilir.

Author: Can Guzel, Design: notral.com, notral.com - Copyright © 2016

Tema resimleri Bim tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.